Devrimci,Güncel,Tarafsız,Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Muammer Doğan Yazdı: İnsanı Dinleyen Bir Din Gerek

Muammer Doğan Yazdı: İnsanı Dinleyen Bir Din Gerek

Tarih 31 Ocak 2015, 13:57 Editör yorumcahaber.com

Bilimsel pozitif yasa, ve özü diyalektik olan yaşamın, ertelenemez ve kesintiye uğratılamaz hareket kural bütünlüğü, doğrularımı oluşturan, özgür ve eleştirel kabul ve dayandığım gerçeğim olsa da, kıyım ve katliamları doğal bir refleks olarak barındırıp-güncelleyen din karmaşası adına, zorunlu bir iki değinmede bulunmak istiyorum. Yaşadığımız kaos ortamını, en çok tetikleyen unsurun da din konusu olduğunu yeniden ifade etmek istiyorum...!

Din adına; son dönem yaşadığımız bunalımlı yıllar, yeni bir din, yeni bir peygamber mi gerek.?, soru ve sorununu gündeme taşımaya aday görülmelidir..Herkesin kutsalı, kendinedir; gerçek belirlemesinin, hiç bir dönem, hakkıyla yaşanmadığını biliyoruz..!

insan beynini, beyinsizliğe sürükleyen, çağın gerisinde kalmış formatlama olay ve algısının, yüksek bir mühendislik gerektirmediği de ortada..Din, ve din adına öne sürülen çoğu hadis, ayetleri de tartışma konusu yapma ile sonuçlanmış, ama bir türlü, bu fasit dairenin dışında bir çözüm adresi gösterilmemiştir..Din ve inançları tartışma konusu yapmamak, enflasyon düzeyinde hurafe, bid'at, ve saçmalık düzeyinde görüş ve konunun, bu alana sızması ve doldurması, tehlikeli sonuçlarını üretmiştir..!

Tartışılmayan her şey, tabu kültürüne malzeme taşır..!

İnançları tartışma konusu yaptırmak istenmiyor ise; tartışma kabul etmez inançlarınız ile, hareketli yaşamı, değişken dünyayı, canlı doğa ve olayları, bıçakla keser gibi, önceden belirlenmiş, önceden yazılmış, binlerce yıl öncesinden vahiy olarak gelmiş ayet ve hadisler bolluğunda, mutlaklaştırma, donuklaştırma çabasına girişmeyeceksiniz..! Böylesi bir çabanın, bilimsel olmadığı gibi, hayatı, ve canlı yaşam içindeki değişken insanı da, kavramaktan uzak olduğunu bilmek zorundasınız..! Hayat akıyor, değişiyor, dönüşüyor...

Tekbir sesleriyle; hem namaz kılmak, hem kelle kesmek, aynı kefeye konulması mümkün olmayacak bir erozyon anlatır..! İnsanın, kalmışsa bir inanç kırıntısı, onu da, geri dönülmez bir yolda kaybedeceği bilinmelidir...Sorunun, böylesi ortaya konuluş şeklini, en çok, samimi inanç insanları ile, bu konuda fikri ve açılımı olan aydın insanların gündemlerine almaları, acilen gerekmektedir..!

İnanca saygı konusu; " inansanız da, inanmasanız da, benim inancıma saygı göstereceksiniz " (!), despotluğu olarak, çoğu yer ve zamanda hepimizin önüne çıkıyor-güncelleniyor..! Hiç kimsenin, böyle bir zorlama saygıya koşulması beklenemez, beklenmemelidir...Senin inancın, seni ilgilendirir...Benim inancım, beni ilgilendirir..! Başkasının bacağından asılan koyun görülmemiştir..! İnanca saygı konusu, özü itibariyle, inanan ile, inandığı değerler arasındaki manevi köprü ve kurulan kontağın kendisini anlatır...Olay; ruhsal ve duygusal bir boyut ile açıklanabilir...

İNANMA HAKKINA SAYGI..! Doğru ifade, hakkıyla çözüm bundan başkası değildir..! İnancına saygı duymuyorum, beni anlatmıyor, benim değerlerim ile örtüşmüyor, benim ufkumu açmıyor...Ama, inanma hakkına saygı duyuyorum..! Sen de, benim, senin inancına inanmama hakkıma saygı duyacaksın, duymalısın..! Doğru karşılık budur..!

Yeni bir din, yeni bir peygamber arayışına girme gereği duymadan; bilinçli, aydın, ileri görüşlü, konusunda uzman görüş ve açılımlara her zamandan daha çok bugünler gerçeğinde ihtiyaç duyduğumuz açıktır...

Kutsal yaratıcı fikrini; ilk hareket noktası olarak, evreni ve alemi yaratma sınırıyla düşünüp-güncellemek, belki de, çoğu sorun ve karmaşayı giderebilmek adına bir çözüm olarak düşünülebilir...Yaşama direkt müdahale etmeyen, başı-sonu hareket olan zamanı, donuk ve değişmez ayet ve hadislerle boğmayan, yeni ihtiyaç ve beklentileri karşılayabilecek bir düzenleme, adı ne olursa olsun, her inanç kesimini, fazlasıyla rahatlatacaktır..!

Dini bilgi ve belgeye; ancak özgür bir akıl ile ulaşılabileceğini, hiç bir vahiy ve kitabın da, peygamber dahil, mutlak bir gereklilik oluşturmadığını düşünen 17. yüzyılın ilk yarısında İngiliz düşünür Edward Herbert'in, Deizm düşüncesinin, şu sıralar, ilgi odağıma oturduğunu söylemek istiyorum..! Konuya ilgi duyan izleyici ve okurlarımın Deizm üzerine kafa yormasını önerebilirim...

Okumak-Araştırmak-Sorgulamak-Akıl süzgecinden geçirmek..! İhtiyacımız olan çağdaş değer ve yaşamlar, bundan başkası değildir..!

YÜREĞİ ÖNDE GİDENLERE SELAM OLSUN..! 31 OCAK 2015 M.DOĞAN/

ÇARESİZ ÇARE ARAYIŞLARI:

Faşizm; tarihsel olarak çöküş eğilimine giren kapitalizmin, daha çok tekel karı, daha çok egemenlik alanları, ve daha çok hükümranlık adına; ama, tezat bir tamamlama eşliğinde, çok dar ve 'elit' bir yönetsel ekip ile yola devam etme yöntem ve uygulama vahşetidir..! 

Bir devlet biçimi olarak faşizm; dünya ölçeğinde tıkanıklık içinde bocalayan kapitalist sistemin, öne çıkan, gizlenemez özünü yansıtır..! Ekonomik bunalım ve açmazlarını; Yönetsel ve idari konumlarındaki kaybı; Yüzü gizlenemez boyutlarıyla işgal-katliam destek ve uygulamalarını; işçi-emekçi ve halk kitleleri ile, bilimsel ve teknolojik gelişkinlik ve etki gücüyle aydın ve ileri unsurların; sesini kesme, yalnızlaştırma, tecrit etme, hapsetme, ve giderek de katletme olarak, pervasızca uygulama alanına koyduğu, özünü, kapitalist aç gözlülükten alan tekelci sermaye saldırganlığıdır..!!!

Tüm dünyayı karşısına almaktan çekinmeyen bir saldırganlığın adı ve devlet düzenlemesi olarak faşizm; her ülkede kimi özgün biçim ve kılıflar altında farklı versiyonlara gereksinim duysa da; öz itibariyle, ulus ve ırk kavramlarını, yüceltilmiş bir özen ile paketleyip servis etmeye devam etmektedir..! Din ile uyutma; sabır ve şükür ile kadere razı etme; bu tabloyu tamamlayan en önemli üçüncü unsur sayılmalıdır..!!!

Tarihte kalıcılık oluşturmadığı, tüm vahşet ve katliam örneklerine rağmen, yaşanılır bir örnek ile anılmadığı bilinmektedir..! Kuvvetler ayrılığı denen üçlü bileşen yönüyle; Yasama-Yürütme-Yargının tek elde toplanmasının bile, başlı başına bir ekonomik-toplumsal model olmadığı; var olan, ve çürümeye yüz tutmuş kapitalist sistemin açmazlarını giderme supabı olarak icra edildiği, bu yönüyle de başarı sağlayamadığı göz önüne alınırsa, kaçınılmaz sona bir katkısı olamayacağı yüksek sesle vurgulanmalıdır..!

Uzatmaları oynamanın da bir miadı vardır; kaçınılmaz sondan, kimse kaçınamamıştır; zaten kaçınılmazlık sözcüğü, yalın olarak, bu gerçeklikten beslenmiştir..!

Gidecek yeriniz yoktur; yatacak yeriniz de olmayacaktır..!!!

YÜREĞİ ÖNDE GİDENLERE SELAM OLSUN..! 16 OCAK 2015 M.DOĞAN/
 

Bu haber 334 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

'IRKÇI YOBAZ SÜRÜLERİ KAPILAR SİZLER GİBİ CANSIZDIR'

'IRKÇI YOBAZ SÜRÜLERİ KAPILAR SİZLER GİBİ CANSIZDIR' Nesimilerin, Hallacı Mansurların, Pir Sultanların derileri yüzüldü, Kesildiler, asıldılar ama yollarından dönmedile...

Habip Hamza Erdem Yazdı: YALANCININ AMPULÜ!

Habip Hamza Erdem Yazdı: YALANCININ AMPULÜ! ‘Yalancının mumu yatsıya kadar’ diye bir sözümüz var. Peki ‘yalancının ampülü’ nereye kadar acaba ? Kuşkusuz sons...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi