Devrimci,Güncel,Tarafsız,Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Mihrac Ural: TARİHİN TÜM KESİTLERİNDE ADIMIZ ALEVİ’DİR

Mihrac Ural: TARİHİN TÜM KESİTLERİNDE ADIMIZ ALEVİ’DİR

Tarih 24 Mayıs 2017, 21:31 Editör yorumcahaber.com

MURHAF FADIL (Süleyman Güzel)
AYRIMCILIK VE FİTNE İÇİN İNANCIMIZIN ÜZERİNE SALINMIŞ BİR MİT AJANIDIR
Mihrac Ural -24 Mayıs 2017 / Çarşamba - Lazkiye

Bu ahlaksıza aramızdaki tartışmalar yakın zamana dayanır. O zamanda kimliğini saklayıp durdu. Humuslu biri olduğunu yazıp duruyordu. Ne olduysa Türkiyeli oldu. Bu manidar duruma girmeden önce tartışma konusu olan inanç topluluğumuzun adlandırması üzerine bir giriş yapacağım sonra belge ve kanıtlarla gerçeği aktaracağım. Ama bu arada sizlere bu ahlaksız eli kanlı MİT ajanını tanıtmaya çalışacağım, hala cevap bekleyen sorularımı tekrar soracağım.
Konumuza gelince, giriş olarak şunarı söyleyeceğim;
"ALEVİ ADI" Başlıklı makalemde 10 yy el yazmalarından alıntılarla Hasibi (Kas) ve Seydina Abu Sait ettabarani’nin kitaplarından da aktararak tarihte ilk kez ve "el Vela ve el Baraa" etrafında nesap değil inanaç topluluğu olarak Hz Ali'nin ve 12 imam ve tüm makamlarının öğretisiyle ALEVİ adını aldık. bunu 10,yy ve sonrası tüm bilgelerimizin kitap ve divanlarından alıntılarla gösterdim. Bu konu Şeyh Süleyman el Ahmet (Ünlü şair Bedevi el Cebel’in babası) tarafından uzun bir yazıyla (yazının tümü arşivimdedir) geri dönülmemek şartıyla tüm Suriye Alevilerin en alttan en üst makamlarına kadar mutlak bir kabul görmüş ve konu noktalanmıştır. “Nusayri” adını zorla bize giydirmek isteyen ise bize düşmanlığını yüce makamımız Muhammed bin Nusayr’dan (Kas) beri sürdüren yezid soyları ve kendini bilmez kimi Şii çömezleri olmuştur. Bırakın ne kadar yüce olursa olsun dünün ya da bugünün önemli şahsiyetleri Yüceler yücesi Muhammed bin Nusayr (Kas) ve onun yolundan yürümeyi ne kadar överse övsünler sonuçta bu inanç topluluğun adını ALEVİ” olarak bilirler. Hz. Alinin adının bir simge olduğu bu inanç topluluğu adından başka bir ad bizi asla temsil etmez, düşmanımızın karalamaları altında oluşturduğu isimleri bize dayatması ise ahlaksızlıktan başka demagoji ve bizleri parçalamaktan başka bir anlama gelmez. İbni Teymiye’nin (837 – 935) bizleri kafir sayan tüm fetvalarında “Nusayri “ olarak adlandırılırız. Bu günde bizi katletmek isteyen saflarımızı bölmek isteyenler bizleri gerçek adımız olan ALEVİLER diyerek değil “Nusayri” olarak çağırırlar.
Bunu anlamak için tarih derinliklerini sırasıyla ALEVİ adı üzerindeki belgeleri el yazılı kanıtları ortaya koymak ve bu kuru gürültüyü, cahil cüretiyle yapılan tartışmalara son vermek gerek.
MİT’in bordrolu elamanı olduğu kesin olan MURHAF FADIL’ın yeni bir maskeyle (Süleyman Güzel) olarak karşımıza çıkışını yere sermek, maskesini indirmek için esasında çok çabaya gerek ok. Şeyh el Din’in açık sarih sözlerini aktarmak yeterli olacaktır. Detayları isteyenler “ALEVİ ADI” makalemi şu linkten okumaları yeteridir.
Konuya girmeden bir hatırlatma yapacağım.
Bu hayasız adam birkaç yıl önce ortalıkta hiçbir neden yokken, şahsıma karalamalara başlar. Herkesin bildiği gibi ben ve tüm ailem ve kadim ve yeni arkadaşlarımla anavatanımız Suriye için ölümlerden geçerek bu güne geldik. Direniş için kurduğu Mukaveme Suriyyi binlerce militanıyla orduya ve diğer örgütlere sunduğu deneyimli kadrolarıyla bir yıldız gibi parladı durdu ödüller nişanlar bu yiğitlere sunuldu.
Ama bir baktık ki MURHAF FADIL adlı biri, hiç yoktan şu sözleri sarf eder; “Suriye’nin kurtuluşu Suriyeli olmayanların eline kalmışsa lanet olsun bu kurtuluşa “ diyerek , binlerce yıllık öz be öz Suriyeli olan bizleri ve mücadelemize tanımamaya yönelmiş; bu cahil Antakya’nın Suriye’yi tarihler boyu temsil ettiği gerçeğini bilmeyecek kadar aptal mı değil ama görevi budur karıştır, bulandır karala çünkü hedefi budur. Bizi Suriyeli olmamak ve bu kurtuluştaki payımıza karşı lanet savurmak işte bu ahlaksızın görevi olmuştur.
Bu adımın olaylar esnasında Humus’ta işi ne idi? Onu kim ne için görevlendirdi? MİT’in Humus çatışmalarında malum rollerinde nasıl bir görev üstlenmişti? Neredeydi ne yapmıştı,bir tek Suriye vatansever arkadaşı var mı o kim çıksın bu sorulara cevap versin? bu soruların hiç birinin hala karşılığı yok. Kimse tanımıyor bilmiyor çevresi bile yok. Bu adam humustaki kanlı kıyımları Alevi çocuklarının ölümünden bubi tuzaklarından ne kadar sorumluydu hangi terör gruplarıyla MİT adına iç içe bilgi sızdırma dahil ne tür eylemler yapmıştır bu kesitin hiç bilgisi yok bu muamma Suriye’deki konumu gibi Türkiye’deki konumuyla da karanlık biri olarak yaşamını sürdürüyor.
MURHAF FADIL diye biri bizlere karalama yapınca hayret ettik. Uyardık. Kendini Humuslu bir Difa3 el Vatani militanı gibi gösterdi. Şaşırdık anlamsız bulduk, biz Mukaveme Suriyyi güçleri tüm vatansever güçlere saygındık ve omuz omuza çarpışıyorduk. Adam bu iki güç arasında fitne yapmak için benim NDF’nin kimi hataların eleştirmemi (çapulculuk, mezhep ayrımcılığı vb) konu ederek karalamalarını sürdürdü. Adam görevli gibi her olaydan düşmanlık kin ve nefret yaymaya çalıştı.
Sert uyardık ve Suriyeli ise ve Humusta ise Lazkiye’ye gelmesini, yüz yüze sorunları haletmemizi istedik. Gelmedi alçakça kaçtı.
Bu ahlaksız burada kalmadı, Zeki el Arsuzi’nin yakın arkadaşı ve URUBA (îsbat el âmal el Kavmi) hareketinin kurucu liderlerinden babama Şeyh Zeki el Kasım çevreme ahlaksızca saldırdı. Ulusalcı Türkçü dönmelerin ve MİT algı operasyonunun çamurlarıyla saldırılarına devam etti. Adam öyle kurguluydu ki Allah derseniz şeytan diyecek hiç yoktan düşmanlık ve fitne için görevliydi, Söylediği her şey öylesine yalan kı satır aralarına kattığı küçük gerçekler üzerinden öylesine büyük yalanlar üretiyordu ki yaptığı tam bir profesyonel MİT algı işiydi. 
Eleştirilerimiz karışında ezildi, kanıt ve belgelerle bu adamın bu algılarıyla saflarımız bölmek fitne sokmak için çalıştığını anlattık. Yanında duran bir hanıma da uzun boylu olayları ifade ettik. Bu kez Humuslu MURHAF FADIL (Süleyman Güzel) kendini Samandağlı ya da Harbiyeli (şeyh Davutlardan) biri olarak tanıtmaya başlamıştı.
Ardından adana ve mersinde görülerek bu şehirden olduğu iddiaları yaptı. Yanında ki hanım da “akrabam” diyerek ona örtü olmaya çalıştı. Ama nedense ne fotoğrafı, ne bir bileni ne akrabası ne yakını çıkıp da “Bu adamı ben tanırım” diyemedi. Kimdi bu adam yaptıkları MİT elamanı işi olduğu talimatla çalıştığı ortaya çıktıkça siyasi meselelerden inanç meselelerine akaydı, MİT için özellikle de Adana ve Mersin yöresi çok önemliydi. Burada açık imtihanlara bol aylıklı Arap Alevi elaman arıyorlardı bunarı aramıza sokuşturmak içinde her olanağı sunmaktaydı. Kitap yazma olayı bunun bir uzantısıdır. Başkası değil.
Bu ahlaksıza soruyorum Humuslu musun? Orada seni kim tanır onu söyle? Bulalım soralım. Cevabın yoksa o zaman sen Humus’ta MİT için çalışan onlarca elemandan biri olmalısın şu olaylarda ilk olarak ürk bayrağını taşıyan ve ölüm saçan terör şebeke elemanlarından biri olmalıydın. O zaman ne yaptın bunu açıkla ? Alevi evlatlarının katledilmesinde payın ne idi açıkla? Ondan sonra Ai mi Mehmet mi ne kitabı yazacaksan öyle yaz da herkes bilsin. Kendini bilmeyenin MANA’YI asla bilmeyeceğini söylemeye gerek bile yoktur.
Sen bana bak Muhyiddin oğlu Zeki oğlu Mihrac el Kasım (Ural) kadim şeyh ailesinin son üyesi olarak Antakya Dırdyak mahallesinde mukim ailemin Lazkiye’deki bireyi, Mukaveme Suriyyi direniş örgütünün komutanı olarak açık imzamla yazıyor bununla da gurur duyuyorum. Sen de gel bu cesareti göster kimsin cevap ver?
Bu kişi bir işaretle inanç topluluğumuza yönlendirildi. Bu ahlaksız bu gün Süleyman Güzel olarak karşınıza çıkan MURHAF FADIL bir MİT elemanı olarak siyası alanda ekmek yemeyince inanç topluluğumuza fitne sokmak için yola sürüldü. Bu adamın çapı da yazacağı her ne olursa olsun kirlidir ve halkımızın inancına menfurca bir saldırı olarak teşkilatı adına iş görmektedir
Konumuza dönecek olursak
Hasibi (Kas) başka hiçbir manaya çekilmeyecek açıklıkta ALEVİLİĞİN KAYNAĞI diye tercüme edeceğim Düsturumuzun (Kuramımızın namaz sürelerinin) 9. Süresi olan AYN EL ALEVİYYA adından da anlaşılacağı gibi inanç topluluğumuzu ALEVİLER olarak tanımlıyor ve bunun kaynağının : “Sır ayn el Aleviya, el zatiya el enza3iyya emir el nahil el ma3na ALİ”. (Türkce meali; Aleviliğin kaynağı, manası ALİ’dir)
Tarihte ilk kez bir kuram olarak, bir tarik olarak Hz. Ali’nin yolunda olanların oluşturduğu inanç topluluğun adına ve manasına bu Sürede cevap vermiştir; adımız ALEVİ, kaynağımız Ali’dir.
İnancımızın en büyük Din şeyhlerinden, Alevi fıkhının adı sayılan Seyyidina Ebu Said et-Tabarani tekrarla ve ısrarla şunları aktarır;
"Va haza ya ibin Cundob zuharatihi fi el kerrat vel rec3at ve aş7as el bidye va hacbihi el kaime el ALEVİYYA ve hiya kaima bi sıfat el enze3iyya ve hiya el 3izza lilah ve li rasulihi ve lil muminin." (Mecmu3 el A3yad s: 297 Ebu Sait Meymun bin Kasım el Tabarani)
“Vel ard ya3ni esab3at ecnas minel hücüb el ALEVİYYA es samaviya ve essab3a el süfliyya el babiyya el turabiyya…” (Mecmu3 el A3yad s: 121 Ebu Sait Meymun bin Kasım el Tabarani)
“Lebbeyk Allahumma lebbeyk telbiyeten ALEVİYYA Muhammediyya, Hasaniyya, Hüseyniyya, ALEVİYYA, Muhammediyya, Caferiyya, Museviyya, ALAVİYYA Muhammediyya, ALEVİYYA Hasaniyya” ( Ebu Said Tabarni, “Mecmu3 el A3yad” s 277. Leylit Nisıf Min şaban. El Ziyara el uva, el marufa bil Numeyriyya)
Seyidimiz devamla Müminin milletlerde kaç adı var sorusuna cevaben de şunu ifade eder.
“Kem lil mumin min isim sabit fil umam ve ma hum?
El cevap: selaseta 3aşrata ismen va hiya:
1. El Mummin ALEVİ, liennahu 3ala fi ma3rifet Allah i ta3ala 3ala haza el 3alam“
(Ebu Said Tabarni, “Ed delail fi ma3rifetil Mesail” el meseil 219. )
Ebu Said Tabarni, hocası Muhammed bin Ali el Cilli’nin aldığı icazetle aldığı ve El Cuilli’nin de hocası Hasibi’den icazetle aldığı (Hasibi bunu üç beyitlik bir şiirle de anar), Hasibi’nin de icazetle hocası Ebu Muhammed Abdullah ibin Muhammed el Cennan el Cunbilani’den (el Farsi) aldığı ve o da İshak ibin Muhammad el Basride icazetle, o da Muhammed ibn el Mufaddal el Cu3afi’den (Hz Musa el Kazım’ın babı), Cafer ibin Muhammed ibn el Mufaddal el Cu3afi’nin derlediği “EDAB ABDULMUTTALİB” kitabından yapılan aktarmada şunlar belirtilir ;
“İnna el ALEVİ huvva el muttali3 3ala ma3rifet Allah… Va 3inda el muminin la yata3arrafa el mumin el MUVAHHİD bi ennahus ALEVİ neseban vela yafkta7iru 3ala el muminin bi haziuhi el nisba va 3aleyhi en yetaberraa minha va en yakul “ inna el mumina ecellu minel ALEVİ neseben ellezi la ya3rif ullah, fe iza 3earafa el ALEVİYYU Allah kenna ecella minel mumin….” (Cafer ibin Muhammed ibnel mufaddal’ın derlediği EDAB ABDULMUTAMLİB. 5. Fasıl s: 203 – sayfalar bu tür kitapların farklı kitaplarla bir arada basılıp basılmamasına bağlı olarak sürekli değişkenlik arz eder. Bunun için okurun gideceği yer bu kitabın 5. Faslıdır)
Yaygın adıyla TEMBİH olarak bilinen, Arap Alevi inancının temel ilkelerinin ele alındığı bu kitap, Büyük bilge, feylesof Hasan ibin Hamza el Şirazi’ye aittir. Kitabın esas adı “FARAİD EL FAVAİD EL 3ULVİYYA Fİ KAVA3D EL 3AKAİD EL ALEVİYYA”. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi doğrudan doğruya bu inanç topluluğunu ALEVİ olarak adlandırmaktadır ve inanç ilkelerini ele almaktadır. Kitap Hicri 700’lerde kaleme alınmıştır (Şirazi H 700 - 766). Yani 1300’lü yıllarda ALEVİ adı artık açıkça kitap ismi olarak, bu inanç topluluğunu temsil eder olmuştur.
Bundan sonrası için Mütenebbi’nin (915 – 965) Alevilik için dile getirdiği şu beyit çok önemlidir;
“ Men lem yekün Aleviyyen hina tensibuhu 
Fa malahu min kadim el dahri muftaharu”
Türkçesi:” tanımladığında Aleviliğe müntesip olmayanın // Geçmişinde övüneceği bir şeyi yok demektir”
Mütenebbi’nin Antakyalı Tahir için söyledikleri oldukça önemli:
“Eza Aleviyyon lem yekun mitla Tahirin
Fa ma huvva illa hiccaton li navasibi”
Türkçesi: 
Tahir gibi Alevi olunmazsa
O yalnızca navisibliğe gerekçedir.
Bu beyitlerden de anlıyoruz ki,
Birincisi; “Aleviyyun” (Alevi) kavramı sadece Ehlibeyt ve o nesepten (soydan) gelenler için kullanılmıyordu. 900’lü yıllar itibariyle 12. İmam Hz. Mehdi (3accel Allah Ferecu) döneminde bile Aleviler olarak tanımlanan bir topluluk bulunduğunu ve bu topluluğun şiirlere konu olduğunu, adalet, ahlak. dürüstlük gibi çağın öncelikli erdemleriyle de tanımlanan kararlı bir yapı olduğunu Kadı Tahir örneği üzerinden ele alınmaktadır. Mütenebbi, bu beyitte, kadı Tahir gibi Alevi olunmalıdır diyerek, Alevilikle, Ehlibeyt ve İmamları dışında bir Aleviler topluluğunun olduğuna işaret etmektedir. Bu da böylesi erken çağlarda bile, Ehlibeyte vela ile bağlı taraftarlarına Alevi denildiğini gösteriyor. Bu erken çağda bile Alevilik, daha çok inanç topluluğun adı olarak anılıyor. Bu topluluğa mensup olmanın da meziyetlerine gönderme yapılıyor.
Mezhebimizin kuramcısı Hasibi (Kas) bizleri ALEVİ olarak tanımladıktan sonra dönüp kimine zamane amaçla neden farklı isimle tanımladığına kulak asmanın bir kıymeti itibarı olmaz. Buna rağmen 20.yy da Alevi tarihinin en büyük bilgelerinden Şeyh Süleyman el Ahmed’in (1869 – 1942) Mandeter Fransa’nın Suriye valisi Veto’nun talebi üzerine yazdığı “KIRDAHA DEKLARASYONU” açık ve sarih olarak tüm Alevi şeyhleri adına bu inanç topluluğun resmi ve aleni olarak ALEVİ olduğu ve böyle hitap edilmesi gerektiği talep edilir.
“Osmanlı tarihi boyunca, karalama ve ahlaksız suçlamalarla bizi anan resmi algının “Nusayri” adlandırmasına karşı, Hz Ali döneminden itibaren bu inanç topluluğunu yer ve aile adlarıyla, aşiretleri ve kabileleriyle ortaya koymuştur; bununla da karalamalara karşı net bilgi verme amacı taşımıştır.
Kırdaha deklarasyonunda bu vurgular her sayfada sık sık tekrar edilmiş ve ilk söz olarak da şöyle dile getirmiştir; “El Aleviyyun fırka şiiya İslamiyya, summiyet bil Aleviyyi, nisbeten lil İmam Ali ibin ebi talib” (Şeyh Süleyman el Ahmed “Kırdaha Deklarasyonu” 1936. ön söz)
SON OLARAK
Kimse kutsalımız olan Muhammed bin Nusar (Kas) arkasına saklanarak demagoji yapmasın “Olay, kutsalımızı savunup savunmamak değil (ki bu konuda hiç kimsenin hiçbir biçimde en ufak bir çekincesi yoktur), kutsallarımız arasından onlarca isim sayılabilir hatta Hasibi’nin meşrebim diye teselsülle belirlediği şahıs isimleri ve yer isimleri de bulunmasına rağmen, tümünü içeren, yeryüzünün tüm ehlibeyt sevenlerini, taraftarlarını, yolunda gidenleri hatta Şiileri bile birleştirecek olan bir isim etrafında, peygamberin de masum imamların da dile getirdikleri gibi Alevi adı temsil eder.
Bu isimin kapsayıcılığına dayanılarak, yüzyıllardır kendi ürettikleri karalamalarla bizlere verdikleri isim yerine Alevilik adını almak üzeri siyasi çabalarında sarf edildiği bilinmektedir. Kırdaha Deklerasyonu bunun ifadesidir. Arap Alevi tarihinin en birleştirici adımlarından biri olan bu belge, Alevilerin özet bir tarihini verdiği gibi, ilk kez bu coğrafyada oluşan siyasal iktidar boşluğunu değerlendirerek bu inanç topluluğuna yapılan bin bir zulümden biri olan topluluk adı için de bir adım atılmış oldu. Osmanlı barbarlarının yaptığı ırkçı-mezhep kıyımlarının akıl almaz vahşetinin I. Dünya savaşı ardından kırılmasıyla alınmaya başlanan ilk nefesler, bu topluluğun inanç önderlerini de harekete geçirmiştir. Öyle ki tarihte ilk kez Suriye ve Türkiye Arap Alevileri kendi aralarında bir karar birliğiyle Kırdaha deklarasyonunu desteklediler. Yer yüzünün tüm Alevileri toplulukların adını ALEVİLER olarak göndere çekip dalgalandıracak. Fitne ve ayrım yapmak isteyenler ise aldıkları isem ne ise onun altında kalarak ezilmeye mahkum olacaktır.

Mihrac URAL

Bu haber 506 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Bahattin Gülyuva Yazdı: DENİZ GEZMİŞ İLE TAYYİP ERDOĞAN'I ÖZLEŞTİREN RIDVAN EFENDİ, SORUYORUM!

Bahattin Gülyuva Yazdı: DENİZ GEZMİŞ İLE TAYYİP ERDOĞAN'I ÖZLEŞTİREN RIDVAN EFENDİ, SORUYORUM! Sarıyer kulübünde top oynuyordun 86-87 sezonu. Galatasaray ve Beşiktaş kafa kafaya şampiyonluğa gidiyordu.

14 ARALIK: YARIN KARA BİR GÜNDÜR

14 ARALIK: YARIN KARA BİR GÜNDÜR Yarın 14 Aralık... Tarihin vahşete ve kana boğulduğu günün yıldönümü. Ve insanlığın, insan olma dersinde sınıfta ...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi