Devrimci,Güncel,Tarafsız,Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Cemil Hayek Yazdı: DİKTATÖR SÖYLEMİ VE CEZA

Cemil Hayek Yazdı: DİKTATÖR SÖYLEMİ VE CEZA

Tarih 02 Kasım 2017, 17:53 Editör yorumcahaber.com

CHP parti sözcüsü Bülent Tezcan, Erdoğan’a diktatör demekten ötürü, emir komuta zincir ile cezalandırılmak üzere yargıya havale edildi;Gerekçesi, Erdoğan’a hakaret. Günlük yaşamda da, siyasi arenada da kullanılan ‘Faşist diktatör’ söylemi, bir eleştiri unsuru olup, hiçbir demokraside suç unsuru teşkil etmez. Diktatöre diktatör demek, ancak eleştirinin kısıldığı yönetimlerde ve gerçek diktatörlüklerin hemen hemen hepsinde, monarşiler dâhil, yasaktır.

Verilen cevaplardan bir tanesi, Bülent Tezcan’ın konuşma hürriyetinin olması ve bu hürriyetin diktatörlükle yönetilen rejimlere ters düştüğü, dolayısı ile Türkiye’de faşist bir diktatörlük olmadığı şeklindeki basit demokrasi anlayışı şeklindedir. Bu cevap/yorum, On iki Eylül faşist askeri cuntası döneminde de,aynı suçlama için yapılmıştı ki, o zaman da ‘diktatör’ söylemi yasaklanmış ve cezalandırılmıştı. Yani o dönemin de anlayışı da aynıydı; Ancak o dönemin, faşist bir askeri diktatörlük olduğu, artık tescillenmiştir. Bugünkü ‘Faşist diktatörlük’ söylemine takınılan tavır, On İki Eylül dönemindeki faşizmin aynısının tescilidir.

Bir düzenin elemanlarının, konuşmayı demokrasi için yeterli sayılması, demokratik anlayışlarının faşizmin sınırlarını aşamadığının kanıtıdır

Faşist diktatör sözüne verilecek demokratik cevap, demokrasinin varlığını, en başta yargı bağımsızlığı ile kanıtlamak olmalı idi. Buna karşılık baskı ve cezalandırma, faşist diktatörlüğün kanıtı ve tescilidir ki, Erdoğan ikinci şıkkı seçmiştir.

Demokrasilerde, ‘tehdit edildim’ diyen adamın yakınması, yargıya kendiliğinden taşınır. Kaldı ki, tehdit her ne kadar başka kurumlar tarafından uygulanmışsa da, direk tehdit, en yüksek makamdan gelmiştir.

Erdoğan’ın seçilmiş belediye başkanlarına olan tehdidi, basından da gizlenmemiştir. Cumhurbaşkanı, otoritesine dayanarak tehdit etmiştir. Mevcut otorite, kendini tehdit ederek kabul ettiriyorsa, bu rejim otoriter demektir, faşisttir; Tek adam tarafından yapılıyorsa, bunun adı, faşist diktatörlüktür. Bunu bütün sosyal bilimciler, politologlar bilir, çünkü bu, bir paradigmadır.
Bu hırçınlık, sıkışan diktatörlüğün kendini var kılabilmek için, her türlü eleştiriyi engelleyerek, yapılan suçlara yargının erişimine mahal vermeyecek kadar, (mümkünse kutsal) bir tabuya dönüştürmek istemesindendir. Bu arayış, varılan diktatörlüğün şiddetini göstermektedir.

Türk adaleti, diktatörlüğü önlemede ve dolayısı ile cumhuriyeti korumada yetersiz kalmıştır. Bunun nedeni olarak, organize parti/çete baskısı, rüşvet, yıldırma ve yargısız infaz tehlikesidir.

Erdoğan, dışarıda sıkıştıkça, içeride ipleri eline almaktadır. Kendi partisinden sonra, sıra sessiz muhalefetin belediye başkanlarına, sonra da tüm milletvekillerine gelecektir. Son referandumda verilen hayır’ oylarının, ‘evet’ oylarına dönüştürülmesinde, iktidarın baskısı ve ana muhalefetin sessizliği, halkın sesine saygısızlığın ölçüsü olmuştur. Bu saygısızlıktan sonra, halkın seçtiklerine saygı beklemek, eşyanın tabiatına aykırı olur. Erdoğan’ın ‘İsteseniz de, istemeseniz de bu yasa çıkacak!’ söylemi, halka alenen meydan okumaktır bir tek okunuşu vardır ki, o da: ‘Kanun benim!’.

ERDOĞAN’IN ÇIKMAZLARI

• Erdoğan, İdlip’te çıkmazdadır ver bir adım dahi ileri atamaz
• Erdoğan’ın Afrin’e girme tehdidi bir blöftür, İdlip’e, anlaşmalı girmiştir, teröristlerle anlaşarak, Kürtlere saldırmak istemek şeklindeki basit planı, suya düşmüştür
• Suriye’de hiçbir kesim, ona inanmamaktadır.
• Suriye’de istenmeyen Erdoğan, Irak’ta da farklı konumda olamaz.
• Suriye ve Irak’ta başarısız olan bir Erdoğan, BOP işini uygulatacak yeteneği gösterememiş, dolayısı ile onu işbaşına getirenler tarafında azledilecek konuma gelmiştir.
• Erdoğan’ı diskalifiye edecek mekanizma, Zarrab’ın ve Zekeriya Öz’ün tanıklığı ile kurulmuştur

ERDOĞAN’IN HAZIRLIĞI

• Erdoğan, buna karşılık Türkiye Kurumlarını ve en başta muhalefetin işbirlikçi liderlerini arksına alıp, devletin onur mesele yaparak, kendini kurtarmağa çalışacaktır.
• Daha sonra buna, beslediği teröristlerin artacak eylemleri de katılacaktır.
• İşbirlikçi muhalefet, güdümlü Türk yargısında ısrar edecek ve Erdoğan, kendi seçtiği hakimler tarafından göstermelik yargılanabilecek ve belki de ceza yerine, hem aklanıp, hem de ödüllendirilebilecek, hatta kutsanacak bir ilahi liderliğe taşınacaktır ki, bu da hilafet makamı istemine kadar uzanabilecektir.
• 
MUHALEFETİN TUTUMU

• Muhalefet, halkın iradesi yerine, Erdoğan’ın iradesine saygı göstermiştir. Halkoylarına sahip olmayan bir muhalefet, halkın seçtiklerine de sahip çıkamaz. Halkın oylarına sahip çıkmayanlar, sadece onları güden liderlerine sahip çıkmaktadırlar
• En son seçimde, Erdoğan’ın meclise girişinde,ana muhalefet milletvekilleri zorla, genel başkanlarının talimatı ile ayağa kaldırılmış, son referandumdan sonra da, ‘sayın’laştırılarak, itibar kazandırılmıştır.
• Erdoğan’ı kahramanlaştırılacak ve Türkiye’yi zor durumda bırakacak her askeri teskereye, ana muhalefet tarafından onay verilmiş, gençlerimizin katline ve bizi komşularımız ile çatışmağa götürecek her kararda, her defasında bahaneler öne sürülerek, suç ortaklığı yapılmış, böylece Türkiye’yi Erdoğan’la birlikte, tümden suçlayacak uluslararası kararlara zemin hazırlanmıştır.
• Yeni kurulan muhalefet partisi, derin devletin eski elemanı tarafından kurulmuş, diğer muhalefet partileri ise, yine aynı ve partilerini satan kadroyu muhafaza ederek, bu yeni oluşumkarşısında hazırlıksız bırakılmıştır.
• Ana muhalefet partisinin kendi parti liderleri tarafından ihraç edilen milletvekili sayısı, Erdoğan’ın bu parti milletvekillerinin zindana attığı milletvekili sayısından fazla olduğu halde, Kılıçdaroğlu’nun Enis Berberoğlu için yaptığı adalet yürüyüşü, nasıl ciddiye alınabilir?

Kılıçdaroğlu’nunk endi partisinden uzaklaştırdığı milletvekillerinin hepsinin koyu Atatürkçü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Kılıçdaroğlu’nun, Atatürk’ün partisine, cumhuriyetine, demokrasi ve laikliğe sahip çıkacağı, ‘Yeni Osmanlı’ya karşı olacağı nasıl düşünülebilir?

Cemil HAYEK

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

Bu haber 116 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Habip Hamza Erdem Yazdı: YALANCININ AMPULÜ!

Habip Hamza Erdem Yazdı: YALANCININ AMPULÜ! ‘Yalancının mumu yatsıya kadar’ diye bir sözümüz var. Peki ‘yalancının ampülü’ nereye kadar acaba ? Kuşkusuz sons...

Ahmet Nesin Yazdı: Hakan Atilla da Zarraf gibi anlaştı (mı)?

Ahmet Nesin Yazdı: Hakan Atilla da Zarraf gibi anlaştı (mı)? Türkiye ile Avrupa'nın saat farkının 2 saat olması benim ve eşim Hilal için çok iyi oldu. Hilal 2 gün sonra fra...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi