Devrimci,Güncel,Tarafsız,Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Mihrac Ural Yazdı: ALEVİLİĞİN EN KADIM KAYNAĞI

Mihrac Ural Yazdı: ALEVİLİĞİN EN KADIM KAYNAĞI

Tarih 10 Kasım 2017, 01:22 Editör yorumcahaber.com

Mihrac Ural – 9 Kasım 2017 / Perşembe - Bassit

Rıza Aydın dostun yazısına cevabımdır. Önce Rıza Aydın’ı okuyalım:

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10213145680129593&set=a.4230557155163.171583.1022379325&type=3

Bu güzel sohbete katılan tüm arkadaşlara merhaba diyerek, sıklıkla tekrar ettiğim, her Alevi tartışması süreçlerinde aktarmaya çalıştığım konuları yeniden okur için aktarmak isterim. Yukarıda Vedat Tekten arkadaş çok önemli bir soru sordu "bizlerde Hünkarı Ali'nin 1001 donundan biri olarak görürüz..Ancak ep birlikte bir karar verip Aleviliği nereden başlatmamız gerektiği noktasında anlaşmamız gerekiyor." Nereden başlamalı ? Sorusu çok önemli.

Bu soruya bilimsel cevap vermek, doğru yerden başlamayı gerektirir. Zira araştırmacı tarihin kendi coğrafyasından başladığı sanısına kapılırsa kaçınılmaz olarak Aleviliğin de tarihini oradan başlatmak zorunda kalacaktır. Kısaca, bu yönlü araştırmalar Rıza dostumda da aynıyla sürüyor. Verebildiği en kadim tarih kendi coğrafyasına ait 13. yy tarihidir (Yunus Emre). Rıza dostum bunu sıklıkla da tekrar ediyor. Şimdi bu konuda on bin yazar aynı şeyi yazsa bile bu belirlemenin bilimsel doğru olduğu iddia edilemez. Çünkü, 10.yy da tarihte ilk kez Alevi inancını “Alevi” kelimesiyle adlandıran, tarihte bu kelimeyi ilk kez kullanan ve inancı bir sistem olarak en kadim insan kültür mirası (ve bu arada İslam donu kesitinin kültürel verileriyle harmanlayan) kişi Hüsey Bin Hamdan El Hasibi’dir (Kas) (Hicri 260 / Miladi 874- 958). Bu bilge 930 yıllarda Abbasi Bağdat valisine karşı direnip zindan yatan ve zindandan kurtuluşu ardından 51 talibiyle ( 17’si Harran bölgesinden, 17 Şamlı 17’si gizli, Tarihi süreç itibariyle de bu 17 Haranlı bilge Anadolu’da Aleviliğin yayılmasında temel rol oynamış Halep, Anadolu’ya bölgenin açılan en önemli kapısında Hamadani devletini (944-1032) kuracak güce erişmiştir ) Alevi inancı tüm yönleriyle kuramlaştırıp öğretmeye girişmiştir.

Alevi .bilgelerinin şu tarih sıralaması bile bize bilgi vericidir “El Hasibi (874-958) yazılı hale getirdi. Mevlana (1207-1273), Hacı Bektaş-i veli (1281-1338), Hacı Bayram-ı veli (1352-1429), Şeyh Bedreddin (... -1420) ve bu meşreplerin beslediği ozanlar çağı, Anadolu’ya aydınlık saçan değişler, nefesler çağı El Hasibi'nin de içinde olduğu bilgelerden beslendi.” (Mihrac Ural, bilgelerin talibidir makalesi)

Tarihte ilk kez “Düstur” (Anayasa) başlığı altında inancın ritüellerde okunan sürelerini belirleyen, 16 süre olan bu düsturda 9. Süre’nin adı “Ayn el Aleviyi” (Alevi kaynağı, çeşmesi, gözü). Tarihte bu isimle daha önce bir tek yer’de bir tek yazılı belge ve kaynak bulunamaz. Alevilik, bir inanç olarak “Vela ve Beraa” (Tevealla ve Teberra) üzerine tarihte ilk kez Hasibi(Kas) tarafından belirlenmiştir. Bu kısa yorumda aktaramayacağım, Alevi inancının yüzlerce unsuru bu bilge tarafından yazılı hale getirilmiştir. 25’i aşkın kitabı vardır bunlardan sadece “HİDAYETÜL KUBRA” (Türkçe olarak da yayınlanmıştır) zahiri olarak herkesin okumasına sunulmuştur; yer yüzü ehlibeyt aleminin, 12 imam üzerine yazılı en kapsamlı ve en gerçekçi kitap olduğu üzerine görüş birliği vardır. Diğer kitapları ise batini ve sadece taliplerin okuması serbesttir.

Bu gerçeklerin ışığında tersi kanıtlanmadıkça, belgeyle ortaya konmadıkça hiç kimse Aleviliği kendi coğrafyası kendi milleti ırkı vb noktalardan başlatmasın. Sohbet sürerse siz okurlara bu kurucu ve kuramcı bilge Hasibi (Kas) ve ardılı bilgelerin bölgenin tüm milletlerini tek tek sayarak (Kürdler dahil) bu inancın ortak paydada tüm milletlerin inancı olduğunu anlatır; (Ebu Said Tabarni, “Ed delail fi ma3rifetil Mesail” el meseil 219.)

Bu verilerle inanç olarak Aleviliğin temelleri Hasibi (Kas) tarafından atılmıştır. Aleviliği kaynağından detaylarıyla öğrenmek ve bu konuda yazıp tartışmak isteyen her aydın ya da inanç sahibi buraya dönmekle yükümlüdür. Ancak dil, coğrafya, siyasi hüküm nedeniyle özellikle yazınsal mirası olmayan tarzda Aleviliğin Anadolu Coğrafyasında da yer alması bu bilimsel ilkeyi değiştirmez. Bu farklılıkların yaratacağı ritüel ve benzeri farklılıkların olması da bu gerçeği değiştirmez. Bu konuda araştırma yapacak olanlar için Hasibi’nin (Kas) Türkçe basılı “HİDAYETÜL KÜBRA” kitabından başlamasını öneririm. Sonrası dil bilmeyi gerektirir. Ancak “Arap Ali”, “kelle kesen, zahiri namaz kılan Ali” diye Alevilikle ilgisi olmayan, Hz. Ali'yi sıradan insan olarak algılayanlar, istediğini söyleyebilir ve Aleviliği istediği yere koyabilir, ama bu, Alevi inanç gerçeğini asla değiştirmez. Tersini iddia eden varsa, buyursun bize belge ve kanıt getirsin diyeceğim.

Alevilikte “1001 donda gelme” algısı inancın çok önemli bir alanını teşkil eder. Bu reankarnasyondur. Hz Ali'nin zuhuru da bu anlamdadır. İnancın en önemli 7 Zuhuruna işaret eder. Hasibi (Kas) bunu “Kıbab el seb3” (7 doruk, 7 uygarlık) olarak formüle eder ve Alevi inancını yer yüzünün tüm inançlarından ayıran özelliği olan evrimci olmasını formüle eder. Bu da Mana (Akıl) inancı olarak aklın tarihteki evrimini temsil ettiğini söyler. Yer yüzünün tüm dinleri donuk ilkelerle oluşur, evrime açık bir tek inanç Aleviliktir, bunu da etraflı açıklamalarıyla Hasibi (Kas) anlatır.

Konuyla ilgili şu makale okunabilir http://seyyidin.blogcu.com/el-hasibi-kaddes-allahu…/12876982

Reankarnasyon, Alevilikte cennet ve cehennemin yer yüzünde olduğu tezine dayanır. İnsan yaptığı iyilik kadar yer yüzüne insan olarak döner kötülük ölçeğinde de alt varlıklardan biri olarak döner azabını çeker. Aleviler bu algıyı Kuran’ın bir çok ayetinde Allahın öldürüp yeniden dirilttiği insanla ilgili ayetleriyle de güçlendirmeye çalışırlar.

Teşekkür ederim.

EK

Elbette Aleviliğin bin bir kolu olacaktır bu özgür iradeye dayalı inançta yasak yasaktır, Hasibi (Kas) ilk kurucu kuramcı bilge olarak bize "akıl süzgecinden geçmeyen şey Şer-i olamaz" mealinde algılarımızı şekillendirmiştir. Akıl her şeydir. Akıl evrimi önemlidir. Böyle olunca doğal olarak Gökmen Savak arkadaşın dediği "Haydari, Kalenderi, Bektaşi, Kızılbaş, Tahtacı, Babai, Hurufi, Melami, Celaliler gibi kominal oluşumları..." ve bunlara eklenebilir onlarca dahası olacak, aralarında kimi ritüel ve söylem ve simge farklılıkları olacaktır. Ama ilk ve en kadim olana dönecek olursak Hasibi'den (Kas) başka bir isim ya da kaynak yoktur diyeceğim. Hasibi (Kas) sonrası tüm Alevi topluluklarının hem kutsal söylemlerinde hem de ritüellerinde Hasibi'nin (Kas) izleri mevcuttur, Bunun için çok derin olmazsa da iyi bir çalışma çok açık şekilde bunu gösterecektir. Aleviliğin kalıcılığı ve gücü öncelikle evrimci olmasından sonra bu ölçüde özgür olması ve kast, ruhban, dai gibi yayılmacı, zorla kendine alan açıcı temsilcileri olmamasındandır.

EK II.

Değerli Rıza can, "Hünkar Tevellayı Teberrayı getirmiş. Bu dosta dost düşmana düşman olmak seveni sevip sevmeyenden uzak durmak demek o günün de bu gününde anlamında." diyorsun.

Bu cümlen yarım doğrudur. Çünkü ne temel kaynağı belli ne de açıklaması yeterli.

Bu cümleyi ilk kez inancın temel unsuru olarak Alevi kuramına koyan Hasibi'dir (Kas). O da bunu sırasıyla 4. İmam Ali Zeynelabidin ve 6. imam Hz. Cafer es Sadık'tan alarak inanç sistemine yerleştirmiştir.

Kerbala felaketinden canını zor kurtaran, halası Hz. Zeyneb’in korumasında yalın ayak yırtık esvabıyla Şam’a getirilen 4. İmam Hz. Ali Zeynel Abiddin’e (Medine10 Ocak 659 – 17 Ekim 713 Medine), sorulan bir soru üzerine şu cevabı verir; "babama velayetim, ondan doğmuş olmamdan daha hayırlıdır". Hz Cafer el Sadık'ta yaklaşık aynı cümleyi sıklıkla kurar "Şezan bin Cibrail el Kam3i’nin “Ravda” adlı kitabında yapılan aktarmada, “Qala imam essadık alihiesselam: Wilayeti li Ali ibnu Ebitalib ahabbu ileyya min viladeti minhu. Li enna vilayeti li Ali Ebitalib fard ve viladeti minhu Fadıl” ( Ali İbin ebu Talibe velayetim, ondan doğmuş olmamdan çok daha sevgilidir. Ondan doğmuş olmam fazilettir ama ona velayetim farz.) Aynı cümleyi şu mealde de tekrar kurar " nesebim ahırette hiç bir işe yaramaz, benim kurtarıcım velayetimdir "der.

Bu kısa aktarımla demek istediğim şey, Vela ve teberra (Tevella ve teberra) Pro-Alevilikten Hasibi'ye (Kas) (12 masum imamdan Hasibi'ye (Kas) ) Aleviliği dar bir aile şeceresi görmek ve onu kısırlaştırmak için çırpınan Emevi algısına karşı Ehlibeytin tüm imamları Aleviliği kan bağı olarak değil, onların yoluna bağlılığa, velayete dayalı olduğunu dile getirirler. Teberra ise onlara düşmanlık yapanlardan arınma beraat olmadır ( “Üçlüden teberra” diye batini namazın olmazsa olmazı ilk oturumunda dile gelir) .

Bu denklem Hasibi'nin Alevi inanç kuramında temel ilke olarak düstura (16 Süre ve batini tüm yazımlara) girmiş olur.

Bu noktada Hünkar'ın tevella ve teberrayı nereden getirmiş olduğunu kimden feyiz aldığını, Feyiz aldığı kaynağın kuramcısının kim olduğu sorularına cevap gereklidir. Bu da zor değil bu denklemleri bir kuram haline getiren Hasibi (kas) tüm araştırmacıların varacağı baş vuru bilgesi olacaktır. Bu sonuca varmak zor değil. Yani Alevilik Anadolu erenlerine Merih’ten gelmediyse ya da ilk kez Anadolu coğrafyasından da doğmadıysa, 10 yy da en gelişmiş kuramsal ve yazınsal belgeleri elimizde varken, Anadolu’nun en erken 13. Yy ozanlarından öteye geçilemiyorsa, tarih okumalarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekecek demektir.

Doğru bilimsel bir arkeolojik kazı, bulguları ve bu bulguların uygarlığını, kültürlerini keşfedildikleri coğrafyaya bakarak belirlemek ciddi bir hatadır. Roma uygarlığı Roma’ya aittir (Sezar’ın hakkı Sezar’a ) Anadolu’da Suriye’de Irak’ta hatta Hindistan’da bunun izlerini bulmak, bu uygarlığın oralara ait olduğunu göstermez. Çıkış neresi ilk kuruluşu nerede kimlerce bunu tespit etmek gerek. Benim de Alevilikle yapmaya çalıştığım okura göstermeye çalıştığım budur.

Tam bu noktada Alevilikle, Şiilik arasında ki en ince ama çok önemli farka değinmek gerek. O da Şiilikte kast sistemi gibi Seyit ve üst kutsal kişi ve kurumları olmasına karşı Hasibi'nin (Kas) belirlediği kuramın Aleviliğinde "tevella ve teberra" paydasında herkes eşittir, ne seyit var ne de kulu".


Mihrac URAL

Bu haber 100 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Habip Hamza Erdem Yazdı: YALANCININ AMPULÜ!

Habip Hamza Erdem Yazdı: YALANCININ AMPULÜ! ‘Yalancının mumu yatsıya kadar’ diye bir sözümüz var. Peki ‘yalancının ampülü’ nereye kadar acaba ? Kuşkusuz sons...

Ahmet Nesin Yazdı: Hakan Atilla da Zarraf gibi anlaştı (mı)?

Ahmet Nesin Yazdı: Hakan Atilla da Zarraf gibi anlaştı (mı)? Türkiye ile Avrupa'nın saat farkının 2 saat olması benim ve eşim Hilal için çok iyi oldu. Hilal 2 gün sonra fra...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi