Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Mihrac Ural Yazdı: DİL ÜZERİNE

Mihrac Ural Yazdı: DİL ÜZERİNE

Tarih 19 Kasım 2017, 10:42 Editör yorumcahaber.com

Mihrac Ural – 18 Kasım 2017 / Cumartesi - Bassit

Dil üzerine zaman zaman tartışmalar gündeme gelmektedir. Türk dili üzerinde bu tartışmalar oldukça anlamlı ve zihin açıcıdır özellikle kimlik bunalımı yaşayan alfabesi olmayan inanç nedeniyle dili istilaya uğramış halklar bu tartışmaları çok kapsamlı yapmak zorunda kalmaktadır.

Rıza Aydın dostum bu konuyu kısa bir yazıyla aktarmaya çalışmış. İlgili okur alttaki linkten yazıya ulaşabilir: 
https://www.facebook.com/irizaaydin/posts/10213231911085313

Ben de bu yazıya cevabi bir yazı yazdım altta sizlerle paylaşıyorum;

CEVABIMDIR

Konu üzerinde uzun zamandır düşünüp duruyordum. Bu yönde de çok şey yazdım. Bana göre her dil Horkheimer'in dediği gibi birleştiricidir (Horkheimer'in siyasal tezleri "yeni sol" algıları hiç tutarlı değil ama Rıza can aktardı diye bu cümleyi olumlu gördüm).

Devamla şunu belirteyim, her dile sonuna kadar gelişip ilerleme dinamikleriyle yaşam bulmalıdır derim. Bunu yapacak olan ve koruyacak olan da o dili üreten halktır.

Modern uluslar kapitalizmin şafağında doğdular. Bu tamamen burjuvazinin ülke pazarlarını tek başına kapma ve merkezi pazarları oluşturma yönünde üretim tarzının gerekliliğinin dinamiklerinin sonucudur; pazarını başka ulus burjuvazisine kaptırmamak için burjuvazinin bu yönde modern ulusları oluşturup dikenli tellerle ve askerinin olduğu yeri sınır ilan ederek, dili daha yoğun şekilde birleştirme ve güçlendirme çabalarına yöneldi. Bu tamamen tarihsel bir süreçtir ve normal olan da bu idi.

Cumhuriyet dönemi öncesinden başlayan ve derinleşerek süren, 1930 yılların Avrupa’sında faşist yükselişle daha da kapsamlı hale gelen ve ülke içinde farklı dillere yaşam hakkı tanımayan girişimler, o büyük korku ve kaygının eseri olarak, kendi içinde ne kadar tutarlı olsa da haksız yayılmacı bir çaba olarak belirdi. Bu çabaların Türkiye ayağındaki “öz Türkçe” ile “Yaşayan Türkçe” arasındaki rekabet olarak dile geldi. Solcu milliyetçilik öz Türkçe arayışları içindeyken, yaşayan Türkçe her şeye rağmen galebe çalan bir konumdaydı ( sağcılar bunu, özellikle din dili Arapça sanılarından dolayı desteklediler) O kesitin tartışmalarında benin tercihim ve galip geleceği kesin olan yaşayan Türkçeden yanaydı. Öz Güzel, anlamlı fonetik açıdan sorunsuz öz Türkçeyi de güçsüzlüğünü bile bile hiç ihmal etmedim.

Anadilim Arapçanın yasaklanması, alfabesinin yok edilmesine tepki ve eleştirilerimle birlikte, anadilimin işgalci, yayılmacı, emperyalist bir karakter taşımaktan kurtuluşuna bir yol olarak gördüğüm “öz Türkçe”yle hep gönül bağım oldu. “Türkçe, Arapçadan kurtulmalıdır” dedim ki, anadilime yönelik haklı haksız eleştirilere son verilebilsin.

Ama işin din boyutu gündeme gelince, o da bir ulusun, bir halkın ya da kadim milliyetin kabul ettiği inanç olarak İslam diniyle dil ilişkisi nedeniyle oluşan handikapları olacağı açıktı. Buna da Cemal Kutay’ın uzun uzun anlattığı Atatürk’ün de çabasını verdiği "Türkçe İbadet"e de taraf oldum ve her halk kendi ana diliyle tanrıya tapınmalı, zira tanrı tüm dilleri bilen ve onları yaratan bir fenomen olduğu kabul edilir.. Türkçe de bilir Arapça da Kürtçe de bilir (Kürtçe bilip bilmediği konusunda hala şüphelerim var !).

Buraya kadar Türk dilini ve gelişimi için yapılacak çabalara bir Arap solarak hep destek oldum. Ama sorunun handikabı şu, bir dil yaşamda karşı karşıya kalınan sosyal, felsefi, hukuki, teknolojik vb ihtiyaçlara cevap verebilecek kök kelime yetersizliği içinde ise bunu telafi etmek için en yakın en anlaşılabilir en algılanabilir dillerden yardım alması zorunlu olmaktadır. Burada da Arapça, Farsça, Yunanca, hatta yok sayılan Kürdtçe bir kez daha devreye girer. O zaman tarihi süreçte dilin evrimi diğer dillerle bir çok kaynaktan destekli olarak (o dil sahibi halkın bilim ve teknolojide üretebildikleri de dahil olmak üzere bir çok kaynaktan) gelişebileceği kadar gelişecek demektir. Bunu öznel niyetlerle, siyasal kararnamelerle zorlayarak bir yere sokmanın mümkünü yoktur, doğal ayıklama burada da kendini gösterecektir.

Bunlar bir yana, Türk dilinin, tarihsel kökleri göçebe bir toplum dili olduğunu gerçeği bu dilin gelişimi önünde çok ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Taha Akyol bu gerçeğe “Hiç kargaşalı göçebe ve durgun köylü toplumundan bilim çıkmamıştır.” (Taha Akyol, Bilim ve yanılgı sayfa; 29) Diyerek işaret etmektedir.

Konuyla ilgili olarak 12 Haziran 2016 tarihli “ALFABE - DİL VE UYGARLIK İLİŞKİSİ” makalem, uzun bir tartışmayı içermektedir okunmanız için.http://yorumcahaber.com/haber_detay.asp?haberID=24449

Toplumların tarihinde yer alan göçebe ilişkisinin verileriyle, modern çağlarda, modern ulus yükseliş çağlarında dil açısından yapabileceklerinin de çok sınırlı olduğunu gösterir. Hele hele bir dile kendi öz alfabesine sahip değilse bu handikap çok daha derin hale gelir.

Sonuç olarak, tarih kendi nesnel verileriyle birikim ve dinamikleriyle dilin gelişimine tanıklık eder. Burada öznel öğe ne kadar katkı sunsa da bunun sınırı vardır. Türkçe, uyduruk kelimelerle şişse bile büyümez.

Şişme bir dilin, komşu dillerle rekabeti ise çok zordur. Bilimi ve teknolojiyi kendisi geliştirip kelime üretme şansına sahip olmayan diller belki 1000 belki 10 000 yıl sonra da olsa güçlü diller karşısında gerilemeye mahkumdur.

Dillerin yok olmaması için bu açıdan tek önerilecek şey yasa ve kurumlarla dilleri tıpkı nesli tükenmekte olan hayvanları koruma gibi koruma altına almak olacaktır. Bu da gelecek kuşakların işi olacağa benziyor.


Mihrac URAL

Bu haber 636 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Levent Sultan Yazdı: DEMOKRASİ TALEBİNDE ZİKZAKLI YOLLAR

Levent Sultan Yazdı: DEMOKRASİ TALEBİNDE ZİKZAKLI YOLLAR Suriye'nin Rakka şehrine ait TABAKA'da "Demokratik Suriye Meclisi" 3. Kongresini topladı. 16 Temmuz 2018...

Cemil Hayek Yazdı: ORTAÇAĞ YOLUNDA SEYİR DEFTERİ

Cemil Hayek Yazdı: ORTAÇAĞ YOLUNDA SEYİR DEFTERİ Ortadoğu ve tüm dünyada siyasi hava daha da ısınacak gibi. Dünya halkları daha güçlü demokrasiler ararken, daha güç...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi