Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Salih Müslim: 'Afrin’e saldırı olursa savaş Türkiye’ye sıçrar'

Salih Müslim: 'Afrin’e saldırı olursa savaş Türkiye’ye sıçrar'

Tarih 14 Ocak 2018, 07:59 Editör yorumcahaber.com

Demokratik Halk Hareketi (TEV-DEM) Diplomasi Komitesi üyesi Salih Müslim, “Afrin’e bir saldırı gelişirse, savaş Türkiye’nin içine sıçrar” dedi.

TEV-DEM Diplomasi Komitesi üyesi ve PYD’nin eski Eş Başkanı Salih Müslim, Afrin’e saldırılması halinde savaşın Türkiye’ye sıçrayacağı uyarısında bulundu.

Rojava’dan yayın yapan Hawar Haber Ajansı’nda 12 Ocak’ta yayımlanan röportajda Müslim, Suriye’de yaşananları “3’üncü dünya savaşı” olarak tanımlarken, “7 yıldır devam eden bu savaşın biraz soğuması gerekir. Belki yüzde yüz savaş bitmeyebilir, ancak savaşın yoğunluğu düşecektir” dedi.

Savaşın İdlip’e kaydığını ve buranın yeni bir hesaplaşma olacağını söyleyen Müslim, egemen güçlerin Deyrizor ve civarındaki savaşı başka ülkelere ve yerlere kaydırabileceğini belirterek, “Burası Pakistan, İran ve Yemen gibi yerler olabilir. Savaşı bu şekilde Suriye’den başka alanlara yönlendirebilirler” şeklinde konuştu.

“Afrin’e saldırılırsa savaş Türkiye’ye sıçrar”

Türkiye’nin Afrin’e (Efrîn) yönelik saldırı ihtimalini değerlendiren Müslim’in, “Böyle bir saldırı gelişirse, savaşın Türkiye’nin içine sıçraması ve Türkiye’nin yıkılmaya başlaması anlamına gelir” dediği kaydedildi.

Müslim sözlerinin devamında şunları söyledi:

Efrîn’e saldırmaları onlar açısından hiç iyi olmaz. Onlar da bunun farında, uluslararası güçlerin hiçbiri bu saldırıya göz yummaz. Öte taraftan Kobanê örneği var. Efrîn de hazırdır. Kürtler nerede olursa olsun kentlerine sahip çıkacaklardır. Efrîn’e saldırı bütün Kürtlere saldırı demektir. Kobanê savaşı döneminde Kuzey Kürdistan’da gençler alanlara dökülmüş ve amansız bir direniş sergilemişti. Bu, Efrîn için daha da büyür. Kürt halkı bir bütünen ayaklanır. Topyekûn bir savaşa döner.

“En büyük sorunların başından İdlip geliyor”

İdlip’e ilişkin değerlendirmelerinde “Eğer Türkiye bir oyuna kalkmazsa alanlarımız biraz daha sükunete kavuşacak” vurgusu öne çıkan Müslim’in, “İdlip eskiden beri dini örgütlerin ve yapılanmaların olduğu bir yerdi. Çok önceleri İhvan-ı Müslim’in gibi örgütler orada bulunuyordu. Suriye’de olaylar başladığında en çok dini meseleler ön plana çıkarılmıştı. Hem bu durumundan dolayı hem de Türkiye’ye yakın olması nedeniyle şimdi böylesi bir durum yaşanıyor. Orayı Astana ile ‘çatışmasızlık bölgesi’ ilan ettiler. Şam ve Humus gibi yerlerde bulunan cihatçıların hepsini de oraya topladılar. Şimdi en büyük sorunların başından İdlip geliyor” dediği kaydedildi.

“Bazı gruplar Türkiye’nin kontrolünden çıktı”

“Astana görüşmeleri ile Türkiye’ye; orada bulunan cihatçı örgütlerden arındırılması rol verildi. Fakat görüldüğü üzere orada çelişkiler çıkmaya başladı. Orada neler oluyor” sorusu üzerine Müslim’in şunları söylediği belirtildi:

Suriye savaşı başladığında Türkiye’nin bazı planları vardı. Dolayısıyla savaşın başında oluşturulan bu cihatçı ve İslami örgütler Türkiye’nin yanı sıra, birçok güç onlara destek verdi. Horasan, El-Nusra, Tevhid ve İhvan-ı Müslim’in gibi yapılanmalar oluşturuldu. Türkiye bunlara çok destek verdi. Ve bunlar Suriye’nin her yerine dağıldılar. Türkiye’nin temel hedefi ise Suriye’yi tamamen yıkıp, kendi amaçları doğrultusunda bir Suriye oluşturmaktı. Bu hesaplar başta Kürtler üzerinden geliştirilmeye başlandı. En son gördüğümüz ise Türkiye’nin desteklediği bu gruplar bir alana toplatıldı.

Uluslararası güçler olan ABD ve Rusya Türkiye’ye; ‘Bu grupları sen getirdin, silahlandırdın, barındırdın ve destekledin. Nasıl yaptıysa onları şimdi de kontrol et’ diyorlar. Fakat Türkiye bu durumu istemiyor. Çünkü Suriye’de geliştirmek istediği politikaların hepsi çöktü. Şimdi sadece İdlip’te kaldılar. Diğer güçler ise onları Türkiye’nin eli ile temizlemek istiyor. Onlardan bazı gruplar şimdi Türkiye’nin kontrolünden çıktı. Dolayısı ile işleri daha da zorlaştı.

Rusya ve İran’ın Türkiye ile Astana’da aynı pozu vermesinin tamamen taktiksel bir durum olduğuna dikkat çeken Müslim’in, “Şimdi Rusya ve İran Türkiye’ye ‘Suriye bizi dinlemiyor. Sizin bu alanlardan çıkmanız lazım’ diyebilir. Türkiye İdlip ve girdiği diğer yerlerde bir bataklığa saplandı. Şimdi kara kara düşünüyor” dediği kaydedildi.

“Türkiye ya o gruplar ile savaşacak…”

Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde İran ve Rusya’nın Ankara büyükelçilerini çağırıp, Suriye’nin İdlip’e yönelik operasyonlarını durdurmasını istemesini ise Müslim şöyle yorumladı:

Astana’da bazı alanlar için anlaştılar. İdlip’te bulunan tren hattı var. Orada Heyet-i Tahrir’uş Şam olarak bilinen El-Nusra var. Yapılan anlaşmaya göre Nusra ve diğer örgütlerin bu ve benzeri yerlerden çıkması gerekiyor. Oralara rejimin girmesi ile anlaşmaya varılmıştı. Fakat Suriye rejim güçleri ilerlemesine rağmen bu güçler bulundukları alanlardan çekilmedi. Türkiye’ye onları çekin çağrısı yapıldı. Astana’da vardıkları anlaşmanın hükümlerini yerine getirmesini istediler. Buna rağmen Türkiye’nin desteklediği Ahrar’uş Şam rejim ile çatışıyor. Türkiye; Suriye’ye ‘savaşmayın’ diyemiyor da çünkü oralar Suriye toprakları ve kendi alanları için savaşıyorlar. Türkiye ya o gruplar ile savaşacak ki, bu Türkiye’yi de bir savaşın içine çekecek. Ya da onlara verdiği desteği keserek, anlaştıkları gibi hareket edecek. Türkiye’ye ‘sen yap, yapmazsan biz yaparız’ diyorlar.

“Türkiye’nin Suriye içindeki varlığını kimse istemiyor”

İdlip’teki savaşın uzayacağını belirten Müslim, Cerablus ve Bab’ın durumunun ne olacağına dair ise şunları ifade etti:

Türkiye’nin Suriye içindeki varlığını kimse istemiyor. Ne Suriye istiyor ne de uluslararası güçler istiyor. ‘Halep’i ver Bab’ı al’ dediler. Önce Halep’i kaybettiler şimdi ise Bab’da tutunamıyorlar. Oradaki halk da Türkiye’nin oradaki varlığına dönük rahatsızlığını dile getirdi. Onlara karşı protestolar da geliştirildi. Bab’da Türkiye’nin başına bela oldu. Rusya, Türkiye’nin oraya girmesini onaylamış olabilir fakat bu orada kalıcı olması anlamına gelmiyor.

Diğer tarafta biz de elimiz kolumuz bağlı kalamayız. Orada Kürt yerleşkeleri var. Demografisi değiştirilmeye çalışılıyor. Biz buna sessiz kalamayız. Türkiye’nin orada bulunması doğru değil, çıkması gerekiyor. Eninde sonunda çıkacaklar fakat kesin bir tarih veremeyiz. Bab’da olduğu gibi İdlip’ten de çıkacaklar. Öngördükleri bütün politikalarda hezimete uğradılar. Bu devam edecek.

“Soçi’ye katılmazsak çözüm geliştirilememiş olacak”

Cenevre’de sonuç alınmamasının tarafların samimiyetsizliğinden ve çözüm istememelerinden kaynaklı olduğunu belirten Müslim’in, “Özgür toplum özgür birey iradesiyle ortaya çıkar. Özgür toplumlar barış ve demokrasiyi kesin kılabilirler. Cenevre’de böyle bir durum yok. Kimin katılacağına sultan karar veriyor. Erdoğan Kürtler şurada burada olmasın diyor. Seni ne ilgilendirir Suriye iç işleri? Seni ne ilgilendirir Kürtlerin nereye katılacağı, katılmayacağı? Suriye halkları kendi geleceğine kendisi karar verme gücüne, iradesine sahiptir. Suriye’de halkların birlikte nasıl yaşayacağı Erdoğan’ı ilgilendirmez” diye konuştuğu belirtildi.

Soçi’de yapılacak toplantıya Kuzey Suriye güçlerinin katılıp katılmayacağı üzerinden yoğun bir tartışma olduğunun hatırlatılması üzerine de Müslim’in şu değerlendirmeyi yaptığı kaydedildi:

Kuzey Suriye Federasyonu olarak karar gücümüz biziz. Aynı zamanda bizim bir de çözüm projemiz var ve bunu da hayata geçirecek gücümüz var. Böyle bir gücü çözüm toplantılarına katmamak, çözüm istemiyoruz demektir.

Kürtler Kuzey Suriye’deki diğer halklarla ortak hareket ediyorlar. Türk devleti ise bu ortak projeden korkuyor. Onun için de Kürtleri bu toplantılardan uzak tutmaya çalışıyor. Biz katılmazsak ne olacak? O zaman da çözüm geliştirilememiş olacak.

Eğer bir sistem değişiyorsa o zaman da uluslararası bir kabul görmesi gerekir. Soçi bu çerçevede Cenevre görüşmelerinin sonuca gitmesine yardımcı olabilir. Çünkü bu toplantılara uluslararası güçler katılıyor. Şimdi Türk devlet yetkilileri çıkıp biz Kürtlerin Soçi’ye katılmasına izin vermeyiz, şöyle yapmayız, böyle yapmayız diyorlar. Peki Soçi’nin amacı nedir? Birincisi Suriye’de yeni bir anayasa yapmak, ikincisi de seçimler içindir.

Sendika.Org


Bu haber 367 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Gündem

'Mikser' Perinçek dibi göremedi: Ateist değil Müslümanım

'Mikser' Perinçek dibi göremedi: Ateist değil Müslümanım Doğu Perinçek bu sefer de "İslam dünyasındaki dağınıklık ancak ümmet anlayışıyla aşılabilir” dedi.

Tunceli Cemevi’nde Diyanet, kayyım ve 'alevi' buluşması

Tunceli Cemevi’nde Diyanet, kayyım ve 'alevi' buluşması Dersim’in kültürüne, inancına ve doğasına yönelik saldırılar farklı boyutlarda ele alınarak devlet tarafından sürdü...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi