Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Tekelci burjuvazinin siyasal hakimiyetine açılan kapı: 12 Mart faşist darbesi

Tekelci burjuvazinin siyasal hakimiyetine açılan kapı: 12 Mart faşist darbesi

Tarih 12 Mart 2018, 20:34 Editör yorumcahaber.com

Hiçbir söz 12 Mart faşist cuntasının arka planını zamanın genelkurmay başkanı Memduh Tağmaç’ın “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” sözü kadar iyi anlatamaz. Darbenin hakim egemen sınıf olan burjuvazinin (en güçlüleri olan tekelci kanadının) ekonomik, siyasi çıkarlarıyla ilişkisi açık bir şekilde ifade edilmiştir bu sözle.

Tüm faşist darbeler temelde kapitalizmin hakim sınıflarının ihtiyaçlarıyla ilintilidir. Horkheimer’in “kapitalizm hakkında konuşmak istemeyen, faşizm hakkında da sessiz kalmak durumundadır” sözünü biraz değiştirerek söylersek tekelci burjuvazinin ekonomik ihtiyaçlarıyla ilişki kurmadan faşist darbeleri anlamak mümkün değildir.
12 Mart’ın tekelci burjuvazi açısından nasıl bir ihtiyacın ürünü olduğunu anlamak için sözkonusu dönem Türkiye’sine biraz yakından bakmak gerekir.

1970’ler tüm dünyada ve Türkiye’de anti-emperyalist mücadelenin yükseldiği bir dönemdir. Yani sosyal uyanış tüm dünya için geçerlidir bir bakıma. Türkiye’de de anti emperyalizmin yanında sermaye iktidarından zarar gören tüm kesimlerin; emekçi sınıfların, yoksul köylülerin, gençliğin vb. aktif mücadele içine girdiği bir dönemdir 70’ler.

Memduh Tağmaç’ın “sosyal uyanış” olarak tariflediği olguya en net örneklerden biri 15-16 Haziran işçi ayaklanmasıdır.

15-16 Haziran işçi ayaklanması

1970 yılı Haziran ayında 274 sayısı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Grev ve Lokavt Kanununda değişiklik içeren bir tasarı Meclis’e sunuldu. “Güçlü sendikacılık yaratılması” iddiasıyla getirildiği söylenen gerçekte ise mücadeleci sendikal anlayışa sahip Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) önünü kesmeye yönelik bu tasarıya karşı 15-16 Haziran’da yüz binlerce işçi İzmit’ten İstanbul’a kadar olan coğrafyada çok sayıda bölgede yollara çıktı. Değişik bölgelerden gelen işçilerin bir araya gelmesini önlemek için köprüler açıldı, vapur seferleri iptal edildi, asker ve polis barikatları kuruldu, işçilerin üzerine ateş açıldı, üç işçi katledildi, çok sayıda işçi yaralandı. Ancak bu önlemlerden hiçbiri işçileri durduramadı. Süren gösterileri engellemek için 16 Haziran akşamı İstanbul ve İzmit’te sıkıyönetim ilan edildi.

Köylü hareketleri

Kırsal alanda da köylülerin sömürü düzenine karşı mücadelesi yükselmeye başlamıştır. Ege ve Akdeniz’de toprak işgalleri, Türkiye’nin dört bir yanında yürüyüşler, “üretici mitingleri” köylülüğün militan bir mücadele hattına girdiğinin göstergeleridir. Bu eylemler öğrenci gençlik tarafından yapıldığı yerlere gidilerek fiilen desteklenmiştir.

Anti-emperyalist mücadelenin yükselmesi

1968 yılında tüm dünyada yükselen anti emperyalist direniş dalgası Türkiye’de de özellikle öğrenci kitleleri büyük bir hareketlenme içine soktu. Örneğin 1968 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi yurdunda, Dolmabahçe’ye demirleyen Amerikan 6. Filo’suna karşı neler yapacaklarını tartışan devrimci öğrenciler polis baskınına uğradı. Vedat Demircioğlu polis tarafından pencereden aşağı atıldı ve ağır yaralandı. (Bir hafta sonra ise kuşağının ilk şehidi olarak hayatını kaybetti) Öğrenciler bu olayın ardından Dolmabahçe’ye doğru yürüyüşe geçti ve Amerikan askerlerini denize döktü.

1969 yılında “ODTܒde emperyalizme yer yok” şiarıyla, Vietnam’da özel harp görevlisi (kontgerilla) olarak da savaşmış Amerikan Büyükelçisi Robert Kommer’in arabasının yakılması da yükselen anti emperyalist dalganın sembol eylemlerinden biridir.

Öğrenci gençlik ve entelektüel çevreler içinde sosyalist düşüncelerin hızla yayılması

Sosyalizm fikrinin öğrenci kitleler içinde hızla yayılması bu dönemin en karakteristik özelliklerinden biridir. Daha çok Kemalist düşüncelerin etkisi altındaki gençlik 1960’lı yılların ikinci yarısı itibarıyle hızla sosyalist fikirler zemininde gelişen Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç gibi gençlik yapıları içinde örgütlenmeye başlar. Aynı şekilde entelektüel çevrelerde de sosyalist düşünceler büyük bir itibar kazanmıştır. Marksist Leninist klasiklerin Türkçe çevirisi bu dönem içinde yapılmıştır. (THKP/C, THKO ve TKP/ML gibi partilerin TKP-TİP şahsında ifadesini bulan reformist anlayıştan koparak devrimci marksist damarı inşa etmeleri de bu dönemin eseridir) Türkiye İşçi Partisi’nin 1965 yılında yapılan genel seçimlerde aldığı %3 oy karşılığında Meclis’e 15 milletvekili sokması da yaşanan alt üst oluşun göstergelerinden biri olmuştur.

Kürt ulusal bilincinin gelişimi

1960’lı yıllar Kürt Ulusu içinde de büyük bir uyanışın yaşandığı dönemdir. 1967 yılında Kürt illerinde yapılan “doğu mitingleri” sonrasında 1969 yılında Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) kurulmuştur. Özellikle batıda üniversitelerde okuyan Kürt gençleri Kürdistan’da devrimci nitelikli örgütlenmelerin oluşmasının önünü açan gruplaşmalar içine girmeye başlamıştır.

Ordu içinde radikal fikirlerin yayılması

Ordu içerisinde de 1968 döneminin gelişmelerinden etkilenen sol fikirlere sahip geniş bir genç subaylar hareketi vardı. Bu gerçeklik dönemin Genelkurmay başkanı Memduh Tağmaç tarafından, darbeden kısa bir süre önce 22 Şubat’ta MGK’da, ülkenin sola kaydığı, ordunun da bundan etkilendiğini, bu gidişata dur demek gerektiği şeklinde ifade edilmiştir.

Ekonomik durumun giderek kötüleşmesi

1970’de Nixon başkanlığındaki ABD yönetimi Demirel hükümetinden haşhaş ekiminin yasaklanmasını istedi, Demirel’in bu talebi reddetmesiyle birlikte ABD-Türkiye ilişkileri iyice gerildi. Bunun ekonomik sahada yansıması tam bir çöküş oldu. 10 Ağustos’ta yüzde 66’lık bir devalüasyon yapıldı ve dokuz lira olan dolar birden 16 liraya fırladı.

Çok kısa bir özet olarak geçtiğimiz ve bu yüzden de önemli bazı yanlarını eksik bıraktığımız bu gelişmeler büyük bir halk uyanışını ifade ediyordu. Varlığıyla emperyalizmi içsel bir olgu haline getiren tekelci burjuvazi açısından bu tablonun düzeltilmesi, ülkenin burjuva hakimiyet ve kendi sınıf çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn edilmesi mutlak bir zaruret halini almıştı. 1971 12 Mart darbesi bu anlamda tekelci burjuvazinin 1960’lar sonrası edindiği büyük ekonomik güce paralel olarak tam bir siyasal hakimiyet elde etme hamlesiydi aynı zamanda.

12 Mart darbesi başta ekonominin, siyasetin, toplumsal yapının, ordunun vb güçlerin yukarıdan aşağıya tekelci burjuvazinin çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırıldığı bir müdahale oldu.

Bu darbeyle faşist düzenin kurumsallaştırılması büyük bir hız kazanmıştır. Ordu, yargı ve bürokrasinde tasfiyeler yapılmış, bu kurumlarda tekelci sermayenin çıkarlarına tam olarak bağlı yeni bir yapılanma hakim kılınmıştır.
Türkiye İşçi Partisi, Devrimci Doğu Kültür Ocakları, Dev-Genç ve benzeri parti, örgüt ve dernekler kapatılmış, üniversitelerin özerkliği budanmış, devlet memurlarının sendika kurma hakları ellerinden alınmış, akademisyenlerin siyasi partilere üyeliklerinin yasaklanması yönündeki ilk adımlar atılmıştır. Sosyal uyanış büyük bir sosyal kırım eşliğinde bastırılmaya ve bir daha belini doğrultamayacak hale getirilmeye çalışılmıştır.

Sosyal uyanışı yok etme amaçlı bu müdahale bu uyanışın öncü güçlerine karşı katliamcı bir saldırganlık içine girmiş; Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha pek çok önder kadro katledilmiştir. Ama bu önder kadrolar yok edilmelerine rağmen, canları ve kanları pahasına sergiledikleri direniş Türkiye Devrimci Hareketi’ne mâlomuş, tükenmez bir devrimci damar oluşturmuş ve milyonlarca insanı etkisi altına almıştır.

Sonuç olarak 12 Mart darbesi “sosyal uyanışı” bir dönem için bastırabilmiş ancak sonrasında daha güçlü olarak ortaya çıkmasına engel olamamıştır. Çok küçük bir azınlığın çıkarı doğrultusunda bütün bir halkın boyunduruk altına alınmasının adı olan sermaye hakimiyeti, her zaman olduğu gibi kendi karşıtını daha güçlü bir biçimde yaratmaktan kurtulamamıştır.

Kaynak: Gazeteyolculuk.net

Bu haber 231 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Gündem

Lyon’da Grup Yorum Konser Çalışmaları Sürüyor

Lyon’da Grup Yorum Konser Çalışmaları Sürüyor Fransa’nın Lyon kentinde 27 Ekim günü düzenlenecek Grup Yorum konser çalışmaları devam ediyor. Konser çalışmaları k...

Ali Ergin Demirhan: Hükümdar ölebilir, eşek ölebilir, ben ölebilirim, ama önce Kürdü öldürebilirim

Ali Ergin Demirhan: Hükümdar ölebilir, eşek ölebilir, ben ölebilirim, ama önce Kürdü öldürebilirim AKP, 2019’da ağırlaşarak sürecek bir ekonomik krizin ortasında yerel seçimlere giderken, iktidar blokunu bir arada ...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi