Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Çifte Havuzlar Katliamı

Çifte Havuzlar Katliamı

Tarih 17 Nisan 2018, 21:04 Editör yorumcahaber.com

Saat 00.20... Tayad başkanı Gülten Şeşen'in telefonu çalıyor. Şeşen telefonun ahizesini kaldırıyor. karşıdaki ses Sabahat Karataş'ın sesi. hemen hızla konuşmaya başlıyor:

Saat 00.20... Tayad başkanı Gülten Şeşen'in telefonu çalıyor. Şeşen telefonun ahizesini kaldırıyor. karşıdaki ses Sabahat Karataş'ın sesi. hemen hızla konuşmaya başlıyor: 
- Merhaba, evimizi sarmış durumdalar. 30 dakika oldu. Ben ve iki yoldaşım varız. Yarım saattir oyalıyoruz. Tüm belgeleri banyoda yaktık. bir çöp bile bırakmadık. Biraz sonra ateş etmeye başlarlar. Çatışacağız. Niyaziler'in, Apolar'ın, Haydarlar'ın yanına gideceğiz. 12 temmuz şehitlerinin yanına gideceğiz. Yanımdaki yoldaşım seninle konuşmak istiyor. 
Eda: Bizler devrimci sol savaşçıları olarak Türkiye halkları için şehit düşeceğiz. Bizler çok iyiyiz. Çok sakiniz. Kızıldere'de, 12 Temmuz'da ölümü gülerek kucaklayan yoldaşlarımız gibi, biz de ölümü gülerek, çarpışarak karşılayacağız. ... Hoşçakalın. sizleri, halkımızı çok seviyoruz. 
16 Nisan, 17 Nisan'a döneli henüz 20 dakika olmuş durumda. 
Sabo devam ediyor telefon ahizesinden tarihe not düşmeye. 
- Sizi Tayad başkanı olduğunuz için arıyoruz. duyduklarınızı ve söylediklerimizi derginiz kanalıyla tüm dünyaya iletmenizi istiyoruz arayın. hemen dışardan arayın. 
Telefonu meşgul etmeyin. Hemen haber verin. Sinan'dan haber var mı? Sinan'ı sorun, haberleri açın, dinleyin. haber almaya çalışın. ... Birazdan çatışma başlar. Çatışacağız. evlerde, sokaklarda, malatya dağlarında şehit düşen yoldaşlarımız gibi. hamiyetler, olcaylar gibi gülerek gidiyoruz ölüme. bir Devrimci Sol savaşçısına yaraşır gibi çatışacağız. ... Tanığımızsınız, duyduklarınız kelimesi kelimesine yazılmalı. 12 Temmuz şehitlerinin yanına gömülmek istiyoruz. Cenazelerimiz Devrimci Sol bayraklarıyla kalkmalı. Tüm halkımız katılmalı. ... Birazdan tekrar ararım, telefonu meşgul etmeyin. 
01.20: Tekrar arıyor direnişçiler. 
Sabo: Sinan'dan haber var mı? Telefon ettiniz mi? Haberleri dinlediniz mi? Sinan'dan bahsediyorlar, lütfen bu telefonu meşgul etmeyin. 
(Telefonda silah sesleri geliyor...) 
Sabo: Başladılar, duyuyor musun? Kapatmamı ister misin? 
- Hayır!.. 
Sabo: Peki o zaman... 
(Slogan sesleri geliyor...) 
Yaşasın Devrimci Sol!.. Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!.. ... Yaşasın Kızıldere!.. 
(Çok yoğun silah sesleri...) 
Sabo: Kapatmak zorundayım. 
02.30: 
Sabo: Sinan'dan haber var mı? ... Sinan'ı öldürdüklerini söylüyorlar. 
(Eda'nın sesi geliyor...) 
Eda: Sinan'ın saçının kılına dokunamazsınız. 
Sabo: Sürekli küfrediyorlar, özellikle bana ismimle küfrediyorlar, cevaplarını da alıyorlar... ilk geldiklerinde mali polis olduklarını söylediler. ardından Sabahat Hanım diye hitap ettiler. 
(Silah sesleri, sloganlar, kapı zili, kapıya vurmalar...) 
Yaşasın Silahlı Devrimci Birliklerimiz!.. Yaşasın Önderimiz Dursun Karataş!.. 
Sabo: Kapı deliğinden bakınca çelik yelekli polisler olduğunu gördük. .. Şu anda üstteler, üstten delmeye çalışıyorlar. 
(Silah sesleri, kapı vurmalar, polisin küfürleri!.. ) 

Dairenin demir kapısını zorluyor polisler, bombalar atıyorlar. Dışarıdan ise kurşun yağıyor Karasu Apartmanı'nın 12. katına. fakat bütün bu bomba, kurşun yağmuru altında, üç Devrimci Solcu'nun haykırışları dolduruyor hâlâ Cezmi Or Sokağı'nı. ölüm mangaları, kısa aralarla pencerede siluetleri görünen Devrimci Solcular'ın o görüntülerini yoketmek için namlularını pencereye doğrultuyorlar. Ama susturamıyorlar savaşçıları. 
O kadar çok ateş ediliyor ki, Cezmi Or Sokağı yoğun bir barut kokusu kaplamış durumda. Durmaksızın atılan bombaların kurşunların yarattığı seslere, ayyaş polislerin küfürleri, birbirlerine bağrışları da ekleniyor... O gün orada bulunanların gözlemlerine göre, "polisler hareketlerini kontrol edemez durumdalar, çılgınlar gibi küfür edip, silahlarını delice ateşliyorlar." 
Delice ateş ediyorlar ve korkakça sürekli kendilerini duvarların, ağaçların arkasına saklıyorlar. Öyle panik içindeler ki, aralarında vücutlarının yarısını bile örtmediğinin farkında olmayıp sokak lambalarının direklerine sarılanlar bile var. 
Kurşunlar, bombalar altında gün ağarmaya başlıyor... Karasu Apartmanı'nın 12. katındaki üç Devrimci Sol`cu hâlâ direniyorlar. 

Ahizeden gelen sesler, tarihe not düşmeye devam ediyor. 
Eda'nın sesi duyuluyor: 
- Hadi tanklarınızla, toplarınızla gelin, girin içeri, ölülerimiz dahi korkutuyor sizi, geceleri rüyalarınıza giriyoruz. ... Devrimci adaletimizden kaçamayacaksınız. Yoldaşlarımız cezalandıracak sizi. 
(Küfür sesleri...) 
Sabo: Sizin bin ananız, bin babanız var. Babanız Bush, ananız Manukyan. Lağım fareleri, orada doğup büyüdünüz. 
(Sloganlar...) Yaşasın Devrimci Adaletimiz!.. Yaşasın Silahlı Devrimci Birliklerimiz!.. Yaşasın Devrimci Sol!.. 
(Silah sesleri çok sık. Kapı zorlanması telefondan geliyor. Ter telefona ara verişte "hoşçakalın" diyorlar)
Sabo: Evet, bacadan gaz vermeye başladılar. '12. kattan aşağıya atacağız' diyorlar... Kapıyı zorluyorlar, açamıyorlar, kapımız çelik. Büyük bir gedik açtılar. 
(Yoğun silah sesleri...) 
Sabo: Yoldaşlarıma yardıma gidiyorum. hoşçakalın. 
(Silah sesleri, sloganlar...) 
Tekrar telefona geliyor Sabo: 
- Barikatı güçlendirdik, açamıyorlar. Bir yoldaşımız kolundan yaralandı. Sinan'ı öldürdüklerini söylüyorlar. Durumunu öğrenin arayın. Amca beyimi sorun. Arkadaşlar onu bilir. İkizler Apartmanı'ndan söz ediyorlar. Sinan ve Güneş'in adı geçiyor. Basılan çok yer olduğunu söylüyorlar. Bu bir darbe olabilir. Öğrenin, haberleri dinleyin. 
(Silah sesleri ve sloganlar...) 
Sabo: Bomba kullanacaklar, hazırlanıyorlar. bizler iyiyiz, sakiniz. 
(Polisin küfürleri ve verilen cevaplar...) 
Sabo: bizler birer kırmızı karanfil olarak ülkenin dört bir yanında açacağız. 
Eda: Devrimci Sol bayrağımız ülkenin her tarafında dalgalanacak. 
(Polisin Sinan'a ilişkin sözleri, küfürler tam anlaşılmıyor...) 
Sabo: Düşünüyorum, yoldaşlarıma yardımcı olmak istiyorum. Zorluyorum kendimi, nasıl bulduklarını bilemiyorum. Ama sabah evden çıktığımda hiçbir şey yoktu. ..... yanına uğradım. bir şey yoktu. Ne olduysa, bulaştıysa bugün oldu. Bir günlük bir olay. ... Tüm belgeleri banyoda yaktık. Zaten bir bidon gazımız her zaman bulunur. Kimlikleri yaktık, paraları da. Onlara bir şey kalsın istemiyoruz. ... Tüm bunları iletmenizi istiyoruz... 
(Silah sesleri, sloganlar...) 
Sabo, telefondan her ayrılışında "hoşçakalın" diyor. Çünkü bir daha gelemeyebilir. Bir daha onun sesi duyulmayabilir. Çünkü bu konuşmalar, bir ateş cehenneminin içinde yapılıyor.. O yukarıdaki sözlerin de gösterdiği gibi, o ateş cehenneminin içinde onların tek düşündüğü örgütleri, yoldaşları... Sabo o son anlarında operasyonun nasıl geliştiğini çözüp yoldaşlarını olası tehlikelerden korumak istiyor.. Ve işte, gün ağarırken telefona geldiği son seferlerinden birinde şöyle diyor Sabo: 
- Kolumdan yaralandım, kurşun girip çıktı, ama ateş edebiliyorum. Banyo duvarını bombayla açmaya çalışacaklar. 
(Bir bomba sesi, sloganlar...) 
Sabo: Tam açamadılar, orayı yeniden sağlamlaştırdık. 
(İçerden sürüklenen bir şeylerin sesi...) 
Saatlerdir çatışıyorlar. Kurşunların vücutlarıyla buluşması mukadder. Ve nitekim, yaralanıyorlar işte. Fakat, hâlâ telefonda. 
- Çok sakiniz, çok iyiyiz. Kanımızın son damlasına kadar çarpışacağız... Diyor Sabo. 
Kimbilir, o anda kolundan kanlar akıyordu muhtemelen. Çok muhtemeldir ki, yoldaşları vurulmuştu... Ve fakat aynı anda Eda'nın gür sesi ulaşıyordu ahizeden: 
- Tankınızla, topunuzla gelin korkaklar... Diyordu Eda. 
Korkudan ve alkolden uyuşmuş katiller, küfürlerle cevaplıyorlar Eda'nın sözlerini. Küfürleri ahlâklarını ele veriyor ve ağızlarının payını da Eda Yüksel veriyor:
Eda: Lağım fareleri, sizin kafanız ancak iki bacak arasına çalışır. 

Silah sesleri sıklaşmıştı. Üç Devrimci Sol`cu, yeni bir Maltepe direnişi yaratıyorlardı. 
Sabah saat 06.00... 
O ana kadar direnişi tarihe kelime kelime not ettiren üç savaşçı, direnişin resmini de armağan ediyor tarihe. Evin arka penceresinde bir Devrimci Sol bayrağı dalgalanmaya başlıyor. Kızıl bayrağın ortasında orak çekiç ışıl ışıl parlıyor. 
Bu tablo, bütün dünyada esen karşı-devrim rüzgarlarının karşısında bir bayrak gibi dalgalanacak.. Bu tablo, kuşaklar boyu hatırlanacak... 
Direnişçilerin bulunduğu dairenin alt katlarına yuvalanmış katliamcılar bayrağa ateş ediyorlar. Zavallılar. Acizler. bayrağı öldürebilir misiniz? Proletaryanın yüz yıldır simgesi olan orak çekici kurşunlarınızla yokedebilir misiniz? 
Saat 07.00 sıraları... Bayrak hâlâ dalgalanıyor pencerede... İki kadın savaşçı bir ellerinde silahları, diğer ellerinde zafer işaretleriyle bayrağın üstünden halklarını, yoldaşlarını selamlıyorlar... 
Pencereden sabahın sessizliğinde mahalleye dupduru bir ses yayılıyor: "Halkımız, sizler için kucaklıyoruz ölümü." 
Katliamcılar, küfür sağanağı ve ardından kurşunlar yağdırarak boğmaya çalışıyorlar dupduru sesi. Ama söz söylenmiştir bir kez. çiftehavuzlar semalarında yankılanmıştır ve o sesin yankısı, tüm anadolu'yu, sonra yeryüzünü dolaşacaktır hiç durmadan... 
telsizlerden anlaşılıyor ki, katliamcılar, ellerindeki bombaları, kurşunları tüketmişlerdir. ek tahrip kalıpları ve bombalar istiyorlar. 

Çatıda mevzilenen özel tim görevlileri bomba istiyor. Telsiz, konuşmalarını kaydediyor: 
- Bacadayız. kestaneleri getirin. 
- ... Anlayamadım. 
- El bombaları, tahrip kalıpları. 
Biraz sonra, telsizde bir başka konuşma duyuluyor: 
- Sayın 33.10 emirleriniz... 
"33.10", İstanbul emniyet müdürü Necdet Menzir'in kod adıdır. Katliamı bizzat yönetmektedir. 
Ellerindeki bombalarla kendisinden emir bekleyen çatıdaki katillere "33.10" Şu cevabı verir: 
- Kestaneler yanlış yerde kaynayabilir. 
- Hayır efendim! tam üstlerindeyiz... 
33.10'un emriyle bombalar yağar bir kez daha 12. kata. Fakat üç Devrimci Sol`cunun kurduğu barikatı aşamazlar yine de. 
16 Nisan 17 Nisan'a, gece gündüze dönmüş, ama hâlâ üç savaşçıyı teslim alamamışlardır. Bu kadar uzun bir direnişe hazır olmayan katliamcıların telsizlerinin şarjları bitmiş, Şişli'den, Kadıköy'den ve Üsküdar'dan dolu telsizler istemektedirler. 
Özel tim harekat şube müdürü İbrahim Şahin, bir kurşunla ayağından yaralanır o sıra. Katillerin şeflerinden biri yaralanmıştır. 
Saatler 06.45'dir. 
Artık Sabo ve Eda, telefona pek gelememektedirler. Daha önce kolundan yaralanmış olan Sabo, bacağından da yaralanmıştı. Telefona sürünerek geliyordu. 
Sabo: Kapıyı bombayla açmak için hazırlık yapıyorlar. Telefon kapının yanında olduğu için gelemiyoruz. Artık arkaya çekiliyoruz... Giriyorlar... 
Son gelişlerinden birinde, belki de son olduğunu bilerek şöyle diyor Sabo: 
- Ellerimizde silahlarimiz, dilimizde sloganlarimizla kucakliyoruz ölümü. eşime, önderime, Devrimci Sol önderine bizzat selamimi iletmeni istiyorum. Tüm yoldaşlarima selamimi iletmeni istiyorum. Hoşçakalin... 
Saatlerin 07.15'i gösterdiği o anda, öylesine yoğun silah sesleri geliyordu ki, kovanların sesi bile duyuluyordu ahizeden. 
Saat tam 07.25'de ise telefon kesildi...

saat 07.30 şimdi. 
O saatlerde bir polis müdürünün anonsu duyuldu sokakta: 
- Dikkat.. Semt sakinlerinden hiç kimse sekize kadar dışarı çıkmasın. 
Anonsun üzerinden 10-15 dakika geçmemişti ki, ardarda şiddetli patlamalar duyuldu, aynı anda o ana kadarki en yoğun kurşun yağmuru başladı. 
10'a yakın patlamayı takiben, panzerler ve çevik kuvvet apartmanın önüne yığıldı. 
Telsizler, o anda özel harekat tim şefi ile apartmanın içinde mevzilenmiş bir tim görevlisi arasında şu konuşmayı kaydetti: 
- Şefim birini görüyorum ne yapayım? 
- Götürebilir misin? 
- Hem de kafasından... 
- O zaman götür... 
Bu konuşmanın ardından tek bir el silah sesi duyuluyor. 
Saat 08.05... Patlama ve kurşun sesleri bitiyor. Karasu Apartmanı'nın 12. katının penceresine çıkan bir katil, pencereye "türk bayrağı" asıp, havaya ateş açıyor... Katilin "kutlama" ateşine, aşağıdaki katiller de katılıyor... Yüzlerce polis, bomba ve silahlarıyla kuşattıkları üç kişiyi katletmenin zaferini kutluyor! 
O sırada "bravo abi, hepsini geberttiniz..." Diyen bir ses ve alkışlar duyuluyor. Gazeteciler sesin sahibine baktıklarında iki "meslektaşları"yla karşılaşıyorlar. İki gazeteci müsveddesi, (biri günaydın gazetesi muhabiri Haldun Tekinalp) bir özel timcinin ellerine sarılıp öpmeye kalkışıyor. Sarmaş dolaş oluyorlar... Biraz sonra katliamcıların şefi Necdet Menzir geliyor Karasu Apartmanı'nın önüne... "İyi çocukları"nı tebrik ediyor. "

Ertesi gün gazetelerin baş sayfalarını paramparça mobilyalar, delik deşik duvarlar, kan revan içinde cesetler kaplıyordu. akbabalar gibi üşüşmüştü hepsi.

Otomatik alternatif metin yok.

Bu haber 410 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Gündem

Lyon’da Grup Yorum Konser Çalışmaları Sürüyor

Lyon’da Grup Yorum Konser Çalışmaları Sürüyor Fransa’nın Lyon kentinde 27 Ekim günü düzenlenecek Grup Yorum konser çalışmaları devam ediyor. Konser çalışmaları k...

Ali Ergin Demirhan: Hükümdar ölebilir, eşek ölebilir, ben ölebilirim, ama önce Kürdü öldürebilirim

Ali Ergin Demirhan: Hükümdar ölebilir, eşek ölebilir, ben ölebilirim, ama önce Kürdü öldürebilirim AKP, 2019’da ağırlaşarak sürecek bir ekonomik krizin ortasında yerel seçimlere giderken, iktidar blokunu bir arada ...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi