Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Onurlu Yüksel Direnişinde Bilinmesi Gerekenler-3: DİRENİŞE DİL UZATANLARA YANIT

Onurlu Yüksel Direnişinde Bilinmesi Gerekenler-3: DİRENİŞE DİL UZATANLARA YANIT

Tarih 15 Mayıs 2018, 07:25 Editör yorumcahaber.com

Ablam Gülnaz Bozkurt'la Selahattin Gider isimli bir şahsın facebook üzerinden tartıştığına şahit olduğumda bütün yorumları tek tek okudum.

Ablam Gülnaz Bozkurt'la Selahattin Gider isimli bir şahsın facebook üzerinden tartıştığına şahit olduğumda bütün yorumları tek tek okudum. Ablam Gülnaz'a ''kafana aldığın darbelerden dolayı saçmalıyorsun'' diyerek polisin ablama uyguladığı vahşetten kendisine eğlence çıkarabilecek kadar düşmüş olan bu kişi, daha da ileri giderek Yüksel direnişine dil uzatmıştır. ''Yüksel direnişçileri denilen, sayısı sadece bir kaç kişiyi geçmeyen bu arkadaşlar..'' İfade aynen böyledir. 
''Yüksel direnişçileri denilen, sayısı sadece bir kaç kişiyi geçmeyen'' bu arkadaşları kendisine tanıtayım:

Nuriye Gülmen: 324 gün açlık grevi yapıp açlık grevini sonlandırınca çektiği çile bitmemiş olan Nuriye.. Bacak ve ayak ağrıları bazen dayanılmaz oluyor Nuriye'nin. Bir adım atarken nasıl acı çektiğini hiç görmedin sen. Buna rağmen ''ilgi görmeyen'' direnişimizi halka anlatmak için elinde haftalık gazetemizle kapı kapı dolaşıyor Nuriye. Panelden panele koşuyor. Dün bi yorum okumuştum, senin dokunulmazına yapılan.. Diyordu ki ''insan eleştiriye verdiği cevapta kendisini belli eder.'' 324 gün açlık grevi yapmış olan çelikten irade sahibi Nuriye, bir gün sohbet ederken şöyle demişti bana: ''Yanlış yaptığım her hangi bir şey olursa beni uyar, ben de sende bir hata görürsem uyarırım mutlaka. Ki eleştirmen benim iyiliğimedir. Yanlışımı söylemezsen doğrusunu bulamam, bu da yanlışın devam etmesine sebep olur.'' Hiç bir zaman böbürlenmedi Nuriye. 

Çaldığımız kapıları açan insanların tamamı Nuriye'yi tanıyordu. Hatta bazılarının dili tutuldu, eli ayağı dolaştı. ''inanamıyorum Nuriye Gülmen burda'' diye nerdeyse sevinçten ağlıyordu bir kadıncağız. Nuriye oracıkta kıpkırmızı oldu. Utandı. Bir gün şöyle demişti bana: ''Şu an en çok hissettiğim duygu minnettarlık. Bizim için tutuklandı insanlar. İşkence gördüler. Gözaltına alındılar. İşlerinden oldular. Onlara tüm kalbimle minnettarım.'' Gözleri dolu doluydu bunları söylerken. Bunları yazarken tekrar gözümün önüne Nuriye'nin dolu dolu gözleri geliyor şu an. ''Vefa''yı anlatacak başka bir kelime bulamıyorum ''NURİYE'' nin dışında.. 

Mehmet Dersulu: Hatay'daki evini bırakıp Ankara'ya, kendisine yapılan hakarete ses çıkarmaya, direnmeye gelmiş ihraç Öğretmen Mehmet Dersulu.. Defalarca polisin linç girişimine maruz kaldığında da, yere yatırılıp kafasına tekmeler indirildiğinde de, gözünün içine bir tüp dolusu gaz boca edildiğinde de, annesine ağır küfürler edildiğinde de, 20 polis birden üzerine çullanıp O'nu gözaltına aldığında da, ev hapsi kararını tanımayıp direnen arkadaşlarını yalnız bırakmayarak tutuklanma pahasına direnişe omuz verdiğinde de, evinden, ailesinden çok uzakta bütün gece gözünü kırpmadan nöbet tuttuğu Yüksel'den sabah ayrılıp kafasını koyacak bir yastık bulamadan öğlen yine Yüksel'e geldiğinde de ''yoruldum'' dememiş, kendi işkence fotoğraflarını bir kez bile paylaşmamış, kolektivizmin direnişi yaşattığını hiç bir zaman unutmamış olan Mehmet Dersulu. Ayda yılda bir ailesinin yanına Hatay'a giderken bile burada kalan 'iki üç' arkadaşının yalnız kalmasından dolayı vicdan azabı duyan Mehmet Dersulu.. Bugün gözündeki enfeksiyondan gözü kıpkırmızıydı ve zor açabiliyordu gözünü. Daha önce polisin ayak bileğine attığı tekmeden dolayı oluşan şişlik hala geçmemişti ve topallayarak yürüyordu. Buna rağmen O'nu alana çıkmamaya ikna edemedik. ''Mehmet öğlen çıktın akşam dinlen bari'' dediğimde; ''sen 10 gündür ara vermeden çıkıyorsun sen dinlen'' dedi bana. Bilmem ki Mehmet'i başka nasıl anlatabilirim? 

Acun Karadağ: Muhakkak biliyorsundur, Acun hocanın kalbinde pil var. Bilmediğini de ben söyleyim; kalp pilini ilk taktıklarında nabzı 100 e ayarlamışlar. Yani nabzı 100 ü geçerse pil duracak anlamına geliyor bu. Yüksel direnişinin 100. gününden bir kaç gün önce 140 a çıkartmış doktorlar. 100. gün saldırısında ise yüzüne gaz sıkılan Acun hocamın nabzı 130 a çıkmış. Yani nabız ayarını 140 a çıkartmak için bir kaç gün geç kalmış olsaydı, belki de bugün yaşamıyor olacaktı. Ara sıra kalp çarpıntısı yaşayan biri olarak çok iyi bilirim ki, sıcaklar çarpıntının düşmanıdır. Vücut fazla ısındığında hiç bir sebep olmasa bile çarpıntı başlar. Buna rağmen yaz boyunca da direnişi bırakmadı Acun hoca. Onun sağlığı pahasına sergilediği bu kararlılık karşısında ve hepimizin Yüksel'i asla bırakmayacağını anladıklarından olsa gerek 6 Temmuz 2017'de Tem polisleri bizi gözaltına alıp tutuklatmaya çalıştı. Tutuklamak için hiç bir gerekçe üretemeyen savcı ise hakkımızda ev hapsi istedi. Hakim reddetti, savcı itiraz etti derken sonunda bize elektronik kelepçe taktırmayı başardılar. 

Nazife Onay, elektronik kelepçeyi takmayı reddettiği için tutuklandı. Acun hoca, Nazife Onay'ı yalnız bırakmayı, sahipsiz bırakmayı asla içine sindiremedi. Bu yüzden, tutuklanmak pahasına ayağındaki elektronik kelepçeyi çıkarıp atarak Yüksel'e geldiğinde polis önce ikimize, Nazife için yeniden alana çıkan 'elektronik kelepçeli'lere yönelip gözaltına aldı bizi. Beni bi çırpıda arkadaşların arasından kapıp götürdüler. Acun hocaya ise öyle zulmettiler ki izlediğimde içim yandı. Ters kelepçe takmışlardı Acun hocaya. Ters kelepçeyi yaşayan bilir, işkencelerin işkencesidir. Sonra tamamen savunmasız hale getirdikleri Acun hocanın yüzüne biber gazını boşalttılar. Bu da yetmedi, slogan atarken de ağzının içine biber gazını boşalttılar. O gün de hayatta kalması bir tesadüftü biliyor musun? 

Dur aklıma gelmişken, ''tesadüf eseri hayatta kaldığı'' bir eylemi daha anlatayım sana. Acun hocanın kafasına yumruk attı bir polis. Öyle şiddetli bir yumruktu ki gözaltı aracının demirine çarpıp yere düştü hocamız. Yine de 'gık' demedi biliyor musun? Yine de direnmekten vazgeçmedi. Bir kaç gün sonra bir dişi polis, böbreğinin üstüne tekme attı Acun hocanın. Acıdan yüzünün aldığı ifadeyi asla unutamam. Ama ertesi gün yine çıktı alana. Canı hala yanıyordu. Oturamıyordu, doğrulamıyordu doğru düzgün. Neden dinlenmediğini sorduğumuzda ''Meydanı onlara bırakmayacağız'' dedi. Kendi canı yanarken birinin yüzünü asık gördüğünde gelip yanaklarından öpen Acun öğretmen.. Yanlış bir şey yaptığımda kırmadan beni uyaran, kenara çekip bunu yalnızca benimle konuşan, tatlı diliyle, öğreten tavrıyla yanlışımı düzeltirken öğreten Acun öğretmen.. 

Alev Şahin: Deprem görmüş bir halkın bir daha aynı acıları yaşamaması için işini namusluca yapan Mimar.. İnşaatlarda 'su gibi beton' kullandığı için ceza kestirdiği bir müteahhitin şikayetiyle ihraç edildi. Sonra o beton firması sahibinin Akp Düzce il yönetimine girdiğini öğrendiğinde direnişinin bir gününü Düzce Akp İl binası önünde yapacak kadar meşruluğunun farkında ve haklılığının arkasındadır Alev. İstese, Mimar olarak rahatlıkla bir iş bulup para kazanabilirdi. Ama o direnmeyi seçti. Haftanın 4 günü Düzce'de işi ve ekmeği için direniyor. Gel burayı biraz açalım şimdi. Nasıl direniyor biliyor musun? Tek başına bir kadın olarak yazın sıcağında, kışın soğuğunda, yağmurun altında, direnişini aksatmıyor. ''Bugün de çıkmayım amaan nolacak'' demiyor. Alanda Düzce halkı kendisini bir an bile yalnız bırakmıyor dersem kesinlikle abartı olmaz çünkü bizzat gözlerimle gördüm. Öyle seviyorlar ki Alev'i, bir gün gidip görmeni tavsiye ederim. Bu sevgiyi yaratan Alev'in bizzat kendisidir. Yanında durduğum bir gün boyunca gözlemledim. Kendisini ziyarete gelen yurttaşlarla tek tek sohbet ederken cep telefonuna nerdeyse hiç bakmadı. ''Saygısızlık olmasın'' diye.. Asla bacak bacak üstüne atmadı. Nerde direndiğinin farkında.. Her dilden, her dinden bir mozaik olsa da çoğunlukla muhafazakar bir halktır Düzce halkı.. Alev, halka kıymet veriyor. En ufak yanlış bir hareketiyle halkı gücendirmek istemiyor. Deyim yerindeyse; ''Hanımefendi'' bir insan Alev Şahin. Yeni tanıştığı insanlara mesafelidir ama naziktir de. Alev'in dostluğunu kazanmak cidden bir onurdur. O'nun dostluğunu kazandıktan sonra bunu iliklerime kadar hissettim. Dost olduk, yoldaş olduk ve Alev'in yoldaşlarına hiç asılmayan yüzünü gördüm. Esprilidir, coşkuludur. Canım sıkkın olduğunda Alev'in yüzünü görmek bile gülümsememe sebep olmuştur hep. O'nu ilk tanıdığımda ilk dikkatimi çeken şu olmuştu; Bu kız hiç dinlenmez mi? Düzce'den Yüksel'e her hafta sonu desteğe gelirdi o zaman da. Alana geldiği gibi de önce insanlarla selamlaşır, sonra alır eline bildirileri, sokaktan geçenlere dağıtmaya başlardı. Nuriye Semih tutuklanana kadar anıtta geceli gündüzlü kalıyorduk ya, Ankara'da olduğu o iki günün bir gecesini de anıt nöbetinde geçirirdi. Bir gece, anıtın önünde oturmuş türkü söylüyorduk arkadaşlarla. Kafamı arkaya çevirdiğimde Alev'i elinde bir çalı süpürgesiyle etrafı süpürürken gördüm. O an anladım ki Alev, tepeden tırnağa emekçi bir kadındır. Bize ev hapsi verilince Yüksel'e desteğini haftada üç güne çıkardı. Şimdi gelelim bu üç günde nasıl direndiğine.. Bi avuç canı olan o kızcağız var ya, yoldaşına zarar verildiği zaman ne oluyor biliyor musun? Zaptedilemez oluyor. Bir avuç canıyla polisin üzerine yürüyor Alev. Saçlarıma yapışan polislerden beni kurtarmak isterken nasıl çırpındığını hatırladıkça gözlerim dolar hala. Unutamam, asla unutamam. Nuriyemiz tahliye olduktan sonra biz kadınlardan bir refakatçi ağı örmüştük. Alev Perşembe geceleri Düzce'den döner dönmez Nuriye'nin refakatine koşardı. Ki Perşembe akşamı, Düzce'deki eylemini bitirdikten sonra hiç dinlenmeden dönerdi Ankara'ya.. Gece refakatte hiç uyumaz, öğlen açıklamasına da öyle uykusuz gelir katılırdı. Kaç kere alana migreniyle birlikte çıktı, sayısını bilmem. Yine de şikayet etmedi, hala etmiyor. ''ben haftasonu geldiğimde siz dinlenin, ben sizin yükünüzü almak için geliyorum'' dediğinde O'na; ''iyi de sen 4 gün Düzce'de, 3 gün de burda direniyorsun, hiç dinlenmeyen sensin'' demiştim. Ne cevap verdi biliyor musun; ''ben orda gözaltına alınmıyorum ki, siz daha çok yoruluyorsunuz'' Halbuki orada nasıl yorulduğuna gözlerimle şahit olmuştum. Alev'i bir kelimeyle tanımlamak haksızlık mu olur bilmem ama o kelime şudur; CEFAKAR!

Peki Simge'yi bilir misin? Öğrencidir kendisi. Direnenlere destek olmayı boynunda bir borç bildiğinden bir dönem uzadı okulu. Geçenlerde gözaltına alınırken her iki koluna iki erkek polis girmişti. Sırtını nerdeyse kafasına kadar açtılar. Bunun ne demek olduğunu bir kadın olarak sana anlatayım; Onurun kırılır onurun! Onca erkeğin içinde kabus gibidir bunu yaşamak, hele ki kasıtlı yaptıklarını biliyorsan! Bir gün bana dedi ki ''direnişçi diye biri benim de adımı yazmıştı, size saygısızlık olmasın diye kendisini uyardım, direnişçilerin sizler olduğunu söyledim'' Kendisine ''fiili olarak direnişçisin, ismini sakın sildirme'' dedim. Yine de bizlere saygısızlık olduğu düşüncesinden onu vazgeçiremedim. 
Senin küçümsediğin bu direniş, isimsiz ''üç beş'' kahramanla 552 gündür böyle sürüyor. 3-5 kişiyiz ya, dinlenemeden sabah akşam alana çıkıyoruz. İşkenceyle başa çıkılır da yalnız kalmakla başa çıkmak zor biliyor musun? Bak bu akşam bir erkek polis, sarılarak gözaltına aldı beni. Haberin yoktur elbet, ilgini çekmeyen bir direnişin videolarını neden izleyesin? İzleseydin belki de bir erkek olarak sorumluluk ya da utanç duyabilirdin. ''orada olmalı ve bu tacizlere itiraz etmeliyim'' derdin belki de kim bilir? Bacaklarımın tam ortasından tutan polisi teşhir etmiştim resmiyle birlikte. Feryadımı duymuş olsaydın, belki de alana gelir, o polisi gördüğünde yüzüne tükürürdün. Öyle isterdim ki bunu! 3-5 kişi kalmak değil beni üzen, taciz edildiğim o akşam, gözaltı aracı canlı yayınında konuşurken ağlamamak için kendimi nasıl tuttuğumu hiç bir zaman bilmeyeceksin. Çünkü ''ilgi görmeyen'' bir direnişin, hedef gösterdiğiniz direnişçilerinden biriyim. Ama direnmeye devam edeceğim bu 3-5 KAHRAMANLA BİRLİKTE! Herkesin kahramanı kendine, benim kahramanlarım bu şahane insanlardır. Onların yoldaşı olmaktan öyle kıvanç duyuyorum ki, yokluklarını 50 bin kişi gelse kapatamaz! 

Bugün açlık grevi direnişini zafere taşıyan işçi Mahir Kılıç'ın konuşmasını dinledin mi bilmem. Diyordu ki; ''zaferimin mimarı, günde iki defa işkenceyle gözaltına alınan Yüksel direnişçileridir. Tam 324 gün bedenini açlığa yatıran Nuriye'dir, Semih'tir, Esra'dır, Mehmet'tir, Feridun'dur.'' Senin küçümsediğin üç beş kişidir yani..

Son olarak; ''yeni ortaya çıkmış'' dediğin ablam Gülnaz Bozkurt'u, yani bize destek verdiği için polislerin şikayetiyle çalıştığı hastanedeki işinden çıkarılan ablam Gülnaz'ı uzun uzun anlatmayacağım. Çünkü fotoğrafta gördüğün, Gülnaz'ın ''darbe almış'' kafasıdır! Bırakayım, bu fotoğraf anlatsın Gülnaz'ı da..! 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Daha fazla ifade göster

Yüksel Direnişçisi Nazan Bozkurt

Bu haber 434 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Gündem

Demirtaş'ın avukatı: Başvurumuzun reddini Anadolu Ajansı'ndan öğrendik

Demirtaş'ın avukatı: Başvurumuzun reddini Anadolu Ajansı'ndan öğrendik HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın tahliye talebinin reddedildiği haberleriyle ilgili açıkl...

Tüh! Yalakalık boşa gitti: Saray'ın Tatlısesi'ne 'reisinden' kötü haber

Tüh! Yalakalık boşa gitti: Saray'ın Tatlısesi'ne 'reisinden' kötü haber Saray’ın ‘sanatçısı’ Tatlıses seçime dair umduğunu bulamadı.

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi