Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Murat Görer Yazdı: KEMALİZM SOLCULUK MUDUR?

Murat Görer Yazdı: KEMALİZM SOLCULUK MUDUR?

Tarih 15 Temmuz 2018, 23:51 Editör yorumcahaber.com

Osmanlı despotizminin mirasçısı olan, Türkiye Cumhuriyeti devleti kurucu düzen koruyucu misyonlarından hareketle devleti kendi mülkü gibi gören, geçmişten günümüze siyasal alanı şekillendiren Kemalizm felsefesiyle yönetilmiştir..

Milli Mücadele, 1923’te kurulan Cumhuriyetin niteliği ve Kemalist tepeden devrimler, geçmişten günümüze sosyalist hareket nezdinde önemli bir tartışma konusudur. Konunun özü sosyalist hareketin ve devrimci işçi sınıfının Kemalizme nasıl yaklaşması gerektiğidir. Sosyalist hareketin büyük çoğunluğu ne yazık ki kapsamlı bir sorgulamaya girmiş, Kemalizmle hesaplaşmış ve ondan kopmuş değildir. Sosyalizmi devletçiliğe ve ulusal kalkınmacılığa indirgeyen Stalinizmin hegemonyası altında şekillenen sosyalist hareket, “devrimci”, “anti-emperyalist”, “ilerici” pozları kesen ve devletçi uygulamalara yol veren Kemalizmle aşılanmıştır. 

***
SSCB’nin sahneden çekildiği, yükselen bir işçi hareketinin olmadığı ve burjuva kesimler arasında şiddetlenen iktidar kavgasının şekillendirdiği siyasal arenada, küçük-burjuva sosyalizminin bünyesindeki Kemalist renkler neredeyse hakim ton haline gelmeye başladı. 
***
Devrimci işçi sınıfının Kemalist efsanelere ihtiyacı yoktur. Devrimci işçi sınıfı Kemalizmin kendisine yakıştırdığı “modern”, “ilerici”, “laik” gibi sıfatları doğru kabul ederek onu sahiplenmez, sahiplenemez. 
***
Savaştan yenik çıkan ve işgal edilen Osmanlı toprakları üzerinde, Kemalist liderlik öncülüğünde verilen Milli Mücadele sonucunda bir ulus-devlet kurulmuş, bir cumhuriyet ilan edilmiştir. Devamında ise hilafet kaldırılmış ve kapitalist gelişmeye temel döşemek amacıyla kimi ekonomik adımlar atılmıştır. Monarşiye son verilmesi, cumhuriyet ilan edilmiş olması ve yukarıda sayılan unsurların hayata geçirilmesi noktasında Kemalizm tarihsel açıdan ileri bir rol oynamıştır. Ancak Kemalizmin ilericiliğinin de devrimciliğinin de sınırları buraya kadardır. Bu tepeden gelme bir cüce devrimdir.
***
Acilen çözülmeyi bekleyen hemen hiçbir demokratik sorun çözülmemiş, toplum demokratik dönüşüme uğramamış, Osmanlı’dan alınan despotik devlet yapısı parçalanıp atılmamış, tersine, cumhuriyet yağına bulanarak yetkinleştirilmiştir. “Kemalist iktidar, tarihsel bakımdan gerici bir konumda olan pre-kapitalist unsurları (toprak ağaları, şeyhleri vb.) tasfiye edecek yerde, bu unsurlarla uzlaşma yoluna gitmiş, hatta uzun süreli ittifaklar yapmıştır. Nitekim böyle yapıldığı içindir ki, cumhuriyet rejimi gelişiminin hiçbir evresinde, pre-kapitalist unsurlara karşı gerçek anlamda ilerici-devrimci bir rol üstlenememiş ve bu bakımdan, demokratik bir rejim olamamıştır. Hilafetin ve Şeyhülislamlığın kaldırılıp ama yerine diyanet başkanlığı kurulmuş bir mezhebin resmi devlet dini haline getirilmiş üstelik de bu laiklik olarak sunulmuştur.
***
Cumhuriyeti kuran Kemalist liderlik Osmanlı bürokrasisinden gelmektedir ki, o bürokrasi devletlû despotik bir sınıftır. Gelişmiş bir sermaye sınıfının olmadığı koşullarda siyasal liderlik Osmanlı’dan gelen Kemalist bürokrasiye kalmış, zaten despotizmin bir parçası olan bu liderlik, halk kitlelerini sürecin dışına iterek ve baskı altına alarak burjuvazi için bir devlet yaratmış ve onun ihtiyaçları için tepeden dönüşümleri dayatmıştır. Bu nedenle Kemalizm, olağanüstü rejim altında tepeden cebir yoluyla burjuva dönüşümleri dayatan Alman BİSMARKÇILIĞIN bir türüdür.
***
Osmanlı despotik geleneğinin içinden gelen Mustafa Kemal önderliğinin yegane amacı, Misak-ı Milli sınırları içinde kapitalist bir ulus-devlet kurmaktı ve kurmuştur da…
***
Kemalizmin iddia ettiği ve onun kanını damarlarında taşıyan bazı sol çevrelerin savunduğu gibi emperyalizme karşı anlı şanlı anti-emperyalist bir mücadele de söz konusu değildir. Çünkü anti-emperyalist mücadele, anti-kapitalist mücadele anlamına gelir. Yani kapitalist üretim ilişkilerinin tasfiye edilmesini ve emperyalist sistemden kopmayı ifade eder. Oysa Türkiye Cumhuriyeti emperyalist sistem içinde kapitalist bir ulus-devlet olarak yerini almıştır.Mesele bu kadar açık ve nettir.
***
İktisatçı Korkut Boratav, Türkiye Solu’nun Kemalistlerle işbirliği yapması gerektiğini, Kenan Evren’in Kemalizmin karanlık yüzü olduğunu, aydınlık yüzün ise Atatürk dönemi olduğunu, Kemalizmin öz itibariyle anti-emperyalist ve halkçı olduğunu belirtiyordu. Bu tespit aslında yeni bir şey değil. 1980’den beri, Uğur Mumcu’dan başlayarak İlhan Selçuk, Atilla İlhan, Cumhuriyet gazetesi, Mihri Belli’nin de desteğiyle bu tavrı Türkiye sosyalistlerinin kafasına kazımaya, sosyalizm ile kemalizmi evlendirmeye çalıştılar. Bu “Kemalist sol” söylemden en büyük faydayı CHP gördü ve “Atatürkçü olan solcudur” söylemiyle ciddi bir aydın kesimi kendi seçmeni olarak tam anlamıyla “kilitledi”. Öte yandan Perinçek ve 1993 de kurulan Sosyalist İktidar Partisi ise, bu “zoraki evliliğin” sosyalist kesimde yarattığı “meşru olmayan çocuklar” olarak ortaya çıktılar.
***
Önyargıları değiştirmenin kolay olmadığını biliyoruz. Ancak birbiriyle bu kadar alakasız, bu kadar aykırı, tarih boyunca birinin ötekine böylesine zulüm ettiği bir ikiliyi “özdeş” gibi göstermek, ancak Türkiye’de olabilecek bir fikir sahtekarlığı, bir ideolojik dolandırıcılıktır. Bunu görmek için ilk yapılması gereken ise, her zaman en iyi öğretmen olan tarihe bakmaktır.
***
Türkiye Komünist Partisi üyelerinin tutuklandığı ve işkence gördüğü 1929 tevkifatında, o sırada yurt gezisinde olan Mustafa Kemal, yolunu değiştirerek trenle davanın görüldüğü Eskişehir’e gelmiş, gece yarısı davaya bakan yargıçları istasyona çağırarak onlara şunu söylemiştir:
---------“...Türk milleti kendisinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen fesatçı, sefil, vatansız ve milliyetsiz ahmakların hezeyanlarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha gösterecek bir heyet değildir. ...Onu yolundan saptırmak isteyenler ezilmeye, kahredilmeye mahkumdur. Bunda köylü, amele, ve bilhassa kahraman Ordumuz beraberdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
---------“Hakim efendiler!.. Siz kanun adamlarısınız! …Elinize milletin, vatanın her türlü hak ve menfaatlerini koruyan kanunlar tevdi edilmiştir. İşaret ettiğim noktaları işittiniz. Türk milletinin büyük haklarını müdafaa ederken bu noktalar ehemmiyetle hatırda tutulmalıdır.
--------“Bu memleketteki komünistler, yalnız bizim tevkif ve hapsettiklerimizden ibaret değildir. Bu işlerle bizzat yakından alakadar olacağım.
---------“Şurası unutulmamalıdır ki Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her görüldüğü yerde ezilmeli!...”
***
Bu sözler, CHP’nin yarı resmi organı olan Ankara’daki “Ulus” gazetesinde yayınlanmıştı. Buna karşı Türkiye Kominist Partisi, Merkez Komitesi şu bildiriyi yayınlamıştır:
-------“Türkiye burjuvazisi, Cumhurreisinin ağzıyla Eskişehir istasyonunda TKP’ne harp ilan etti. Bu, çoktandır devam eden bir muharebenin burjuva devletinin en yüksek makamı tarafından resmen tasdiki demektir...
-------“Mustafa Kemal Paşa, komünistlere uzun uzadıya küfür ettikten sonra onları ordu kuvvetiyle tehdit etmiş, ve ilk defa olarak komünistlere karşı mücadelede Türkiye amelesinden, köylüsünden, esnafından yardım dilemiştir.
---------“TKP, Türkiye burjuvazisinin reisi, Türkiye amele, köylü ve esnafının en büyük düşmanı olan Mustafa Kemal Paşa’nın resmi harp ilanını, büyük bir soğukkanlılıkla karşılar ve yoluna devam eder.”
***
Türkiye Cumhuriyetinin tarihi, sosyalist düşünceye yapılan zulmün tarihidir. 1920’deki Mustafa Suphi cinayetiyle başlayan sola saldırı, Cumhuriyetin kuruluşunun akabinde hatta daha önceden başlayarak kesintisiz devam etmiştir. 1960’a kadar yapılan komünist tevkifatlarının uzun bir bir listesi vardır.
***
Tek Parti döneminde (hem Atatürk, hem İnönü döneminde) koministlere nefes aldırılmamış, Reşat Fuat’tan Nazım HİKMET’e, Orhan Kemal’den Kemal Tahir’e, memleketin en dürüst, idealist ve yurtsever evlatları hapislerde çürütülmüş, işkence görmüştür. Atatürk’ü solcu olarak göstermek isteyenler bu resmin hesabını vermeli, kendini hem Atatürk’çü, hem de solcu olarak gören dürüst yurttaşlar ise bu resim üzerine açık yüreklilikle düşünmelidir. Yönetimde olduğu süre boyunca sosyalist düşünceyi, örgütlenmeyi, sendikacılığı ezmiş bir insanı “solcu” olarak göstermek, bu resmi bilmeyenler için belki bilgi eksikliği, bu resmi bilenler içinse ikiyüzlülüktür. 
***
Kemalist yazarlar, Atatürk’ün bir halk çocuğu olduğunu, o dönemde Türkiye’de bir burjuvazi dahi olmadığını, dolayısıyla Mustafa Kemal’in “burjuvazinin temsilcisi” olarak görülemeyeceğini söylerler. Bu tespit, ancak kısmen doğrudur. Gerçekten de Mustafa Kemal, yerleşik ve güçlü bir burjuvazinin temsilcisi olarak başa geçmedi; ancak başa geçtikten sonra “kendi” burjuvazisini yarattı. CHP içinde örgütlediği tüccar, toprak sahiplerinden en, çağdaş bir burjuva sınıfı yaratmak için ülkenin kaynaklarını onların önüne açtı.Bütün bunlar “kalkınma” adına Mustafa Kemal’in bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşti
***
Öte yandan sosyalistlere verilecek en ufak bir ifade ve örgütlenme özgürlüğü engellendi. Bunu bir risk olarak dahi tahammül edemeyen Kemalist yönetim, bu yüzden henüz filizlenmekte olan sola, sosyalist düşünceye hayat hakkı tanımadı. Bu süreçte, yukarda andığımız değerli insanlar tek tek ezilirken, kayıtlı CHP üyesi olan Vehbi KOÇ başta olmak üzere, yüzlerce iş adamı Mustafa Kemal’in gölgesinde serpildi ve palazlandı.
***
Bir başka “efsane” de, Türkiye’de sola karşı baskının Demokrat Parti ve ABD’nin Türkiye’ye girmesiyle başladığını iddia eder.Oysa ki Anti-komünizm ve sol düşmanlığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin genlerinde, kuruluş felsefesinde olan temel şifrelerden biridir. Türkiye, Avrupa’da Marksist-Leninist Komünist Partisi’nin, TKP’nin uzun süre yasaklı olduğu tek ülke olmuştur.
***
Bütün bu gerçekler ortada iken hala kemalizme “ solcu” luk etiketi vurmak olsa olsa ya teorik bilgi eksikliğinden kaynaklanma veya popülist bir politikanın ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.
***
Herkes kendi yoluna! Ayrışma ve netleşme her alanda yaşanmalıdır. Sol Kemalizm sosyalist hareketin dışına itilmelidir. Sosyalist hareketin bu temelde bir dönüşüme uğraması ve enternasyonalist komünizmin belirleyici hale gelmesi için, bir taraftan ideolojik savaşım sürdürülmeli, ama öte taraftan da işçi sınıfı içinde kök salma çabası derinleştirilmelidir.


Murat Görer

Bu haber 592 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Cemil Hayek Yazdı: SON KIRPMALAR

Cemil Hayek Yazdı: SON KIRPMALAR CHP, kırpıla kırpıla, yetmedi; İçeriden ihraçlarla da devam var. Maşallah, CHP’yi demir yumrukla yöneten Sakar Kema...

Şırnak'ta düşürülen bomba yüklü Drone'lar aynı 15 Temmuz bombaları gibi!..

Şırnak'ta düşürülen bomba yüklü Drone'lar aynı 15 Temmuz bombaları gibi!.. A Haber'de de videosu var, Drone'un inişini yakalamış etraftaki kameralar, anlayamadığım tek şey, alanda on...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi