Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Ferhat Aktaş Yazdı: 'Kaybeden ve Kazananlarıyla' Suriye Savaşı I.Bölüm

Ferhat Aktaş Yazdı: 'Kaybeden ve Kazananlarıyla' Suriye Savaşı I.Bölüm

Tarih 07 Ağustos 2018, 11:19 Editör yorumcahaber.com

Suriye'ye dönük uluslararası saldırganlığın 7. yılını yaşadığımız şu günlerde Suriye ordusunun sahada ezici üstünlük kurduğu, dengelerin selefi-İhvancı örgütlerin aleyhine döndüğü gerçeği ilgili taraflar tarafından da kabul edilmeye başlandı.

Suriye’de savaşın ‘kaybedenleri’ ve ‘kazananları’ kimlerdir?

Ferhat AKTAŞ
@frht_aktas
ferhat.aktas@kuzgunportal.com

Suriye’ye dönük uluslararası saldırganlığın 7. yılını yaşadığımız şu günlerde Suriye ordusunun sahada ezici üstünlük kurduğu, dengelerin selefi-İhvancı örgütlerin aleyhine döndüğü gerçeği ilgili taraflar tarafından da kabul edilmeye başlandı.

Rejim değişikliği gibi yüksek perdeden dillendirilen kararlılık ifadeleri ajitatif çıkışlar haricinde artık dillendirilmez oldu, ‘onurlu çıkış’ ile ‘onurlu yalnızlık’ arasında bocalayan proje ortaklarının uyumu çoktan bozuldu. Batı ve bölgesel işbirlikçileri yenilgisi kesinlik kazanan bölüşüm ve hegomanya savaşında artık uzatmalara oynuyor.

Suriye’de sınırlı bir zaman dilimi içinde süren savaş atmosferinin yerini siyasi çözüm ve yeniden yapılanma süreçlerinin yoğunluğuna terk edeceği görülüyor. Bu minvalde özellikle Suriye yönetimi ile Kürtler arasında barışçıl çözüm iradesi vücut bulduğu vakit diğer örgütlerin dönüşümleriyle paralel olarak gerçekleşecek tasfiyeleri kaçınılmaz hale gelir. Süreç Şam’ın elini güçlendiren kazanımlarla gelişecek, o ve müttefiklerinin rengini vereceği düzlemde ilerleyecek. Görünen budur. Peki buraya nasıl gelindi? Kısaca özetlersek;

Batı ve bölgesel işbirlikçilerinin adına “Arap baharını” dedikleri, esasında direnen yönetim ve halklara karşı gerçekleşen yıkıcı saldırganlık Libya’yla birlikte asıl mecrasına akmaya başladı. Libya ile başlayan Suriye’de vekalet savaşına evrilen gelişmeler aynı hamurda yoğrulan puzzle taşlarıydı. Bölgesel düzlemde cereyan eden çatışmalı süreçler taraflar açısından bakıldığında gelecek on yılları derinden etkileyecek hegomanik çıkarlar barındırıyordu ve bu çelişkilerin tezahürü olarak müdahale ve savaş realitesi kaçınılmaz hale geldi. Nüfuz alanlarını genişletme, enerji koridoru üzerinde belirleyici olma, İsrail’in güvenliği, Filistin ve Lübnan direnişlerinin zayıflatılması, bölge halklarının mezhep-meşreplere göre birbirine düşmanlaştırılması, yeni işgal ve ilhakları meşrulaştırılması, Kuzey Afrika’dan Yakındoğu ve ön Asya’ya kadar işletilen Genişletilmiş BOP ile sınırların/egemenlik ilişkilerinin değiştirilmesi gibi sıralayabileceğimiz stratejik hedeflerle örülü kaotik gelişmeler yaşandı. Suriye’yi düşürebilselerdi küresel denklemli savaş gerçeği farklı ülkeleri de içine alan ‘rejim değişikliği’ başlıklı askeri-politik müdahalelerle zincirleme devam edecekti.

2011’den itibaren (Ki 11 Eylül saldırısının akabinde ABD’nin Suriye’yi düşman olarak kategorize etmesiyle sacayakları oluşturulan projeyi milat görebiliriz.) Suriye yönetimin tasfiyesini kendilerince değişmez kırmızıçizgi olarak gören küresel ortaklı (başlangıçta ‘’Suriye’nin Dostları’’ ve sonrasında ‘’Uluslararası Koalisyon’’ vurgulu ittifak.) saldırganlık Pentagon menşeli çokuluslu selefi-ihvancı örgütleri tahkim ederek, El Kaide’nin şemsiyesi altına toplayarak, hedefine ulaşmak istedi. Sahte ‘özgürlük, demokrasi, devrim’ güzellemeleriyle de gıdasını Vehabbi gericilikten alan silahlı örgütlere ‘devrimci, muhalif, özgür ordu’ gibi sırıtan gömlekler giydirildi. Yani İslamist etiketlerle sahaya sürülen örgütler Batı ve işbirlikçilerinin tetikçiliğine soyundurulan çokuluslu lejyoner terör şebekeleriydi.

Siyonist İsrail rejimiyle ‘direniş eksenine’ yaklaşımda ortak kaygılarla hareket eden ve proje ortaklığına sahip Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin pratikte istasyon görevi gördüğü koşullarda, batılı emperyalistlerin maşası tetikçiler Suriye’ye dört bir yandan saldırdı, akıl almaz vahşetle besledikleri operasyonel adımlarla ülke dinamiklerine diz çöktürmeye çalıştı. Direnen Suriye yönetimini yalnızlaştırarak, nihai olarak düşürerek Rusya ve İran’ın bölgedeki en temel müttefikini devre dışı bırakacak, bölge için öngörülen yeni düzene biat etmeyen dinamiklere ya tam teslimiyet ya da imha seçeneğini dayatacaklardı. Yeni yüzyılın ilk çeyreğinde bölge siyasası batılı emperyalistlerin siyasi-askeri-mali nüfuz alanlarına yeni halkalar eklediği, yeraltı-yerüstü kaynakları ve koridoru üzerinde hâkim hale geldiği, 2. Paylaşım savaşının tozu dumanı arasında Anglosaksonların sapladığı ‘Siyonist varlık’ hançerine ek olarak kurgulanan ‘İhvanist ve Selefist uydular’ hançerinin saplanacağı yıkıcı bir karanlığa sürüklenmek istendi. Geostratejik açıdan iki dünya (Doğu-Batı) arasında kapı işlevi gören bölge Suriye örneğiyle birlikte ‘daraltılmış, vekil güçler üzerinden bir ülkeye indirgenmiş dünya savaşına’ konu oldu. Eğer Batılıların vekil güçleri selefi-ihvancı örgütler kazansaydı yeniden ‘cahiliye dönemi’ egemen hale gelecekti. Neyse ki topyekûn saldırganlık direnme duvarına çarptı, işletilen projeye ‘ölü doğum’ yaptırıldı.

Suriye savaşının sebep olduğu büyük tahribatları akılda tutmak kaydıyla, küresel mutabakata dayalı dayatılan ‘rejim değişikliği’ projesinin iflasıyla kıtalararası güç dengelerini derinden sarstığını söylemeliyiz. Genişletilmiş-BOP ortakları, çokuluslu cihadist terörün hamileri, irrasyonel çözüme kartlarını yatıran batılı emperyalistler ve bölgesel işbirlikçileri kaybetti. Kanamalı durumu derinleştiren, sorunu savaş araçlarıyla çözeceğini varsayan emperyal akıl hem hedeflerine ulaşamadı hem de daha da güçlenen ulusal, sosyal ve bölgesel direnme dinamiklerini karşısında buldu.

Suriye savaşına yıkıcı temelde angaje olan rejimlerin başında gelen, kof Osmanlıcılık ve mezhepçi algılarla rol kapmaya soyunan Erdoğan rejimi, G-BOP’nin ‘eş başkanlığı’ gibi maddi temelden yoksun şartlanma haliyle ‘ateşe körükle gitti.’ Birkaç ay içinde ‘’Alevi Esed’in’’ defteri dürülecek, ecdadın vakti zamanında hâkim olduğu Şam’ın fethiyle birlikte Erdoğan ve Ankara’daki taşralı İslamcı zevat ‘şükür namazı’ için Emevi Camisinde soluğu alacaktı. Olmadı… Sınırlarını çokuluslu selefi-ihvancı örgütlere açarak, komşuluk ilişkilerine sığmayan tavırlarla sınır aşırı müdahalelerde bulunarak ve tahkim ettiği gerici grupları sahaya sürerek kazanabileceği sandı. ABD’nin müttefiki, NATO üyesi ülkemizi yöneten iktidar; Suriye savaşında Atlantikçi kampın safında durarak ‘bir yaprağın bile kendilerinden habersiz uçamayacağı’ bölge liderliğine erişecekti. ‘100 bin sığınmacı eşittir uluslararası askeri müdahale’ çıkarımıyla birkaç ay içinde sonuç alacaklardı, 7 yılın ardından 3 milyon sığınmacı eşittir iflas gerçeğiyle yüz yüze kaldı. Şam’ın fethini müjdelerken artık sınır hattına yakın bölgeleri uzatmalı olarak elinde tutmaya çalışıyor. Bölgesel işbirlikçiler arasında en büyük kaybeden AKP iktidarıdır, kabul etmeseler de bu böyledir. Batının bölgede taşeronluğuna soyunan iktidar bugün bağımlılık ilişkileri geçerliliğini korusa da parçası olduğu Atlantikçi kampla da sorunlar yaşıyor. Yıkmak istediği Suriye yönetiminin iki müttefiki Rusya ve İran ile Astana-Soçi formatlı siyasi çözüm süreçlerine ayak sürüyerek sürüklenmesi gelinen aşamada kendilerinin yaşadığı açmazın en bariz göstergesidir, söylem ile eylem arasındaki trajikomik bağa işaret eder.

Ferhat Aktaş/ Kuzgunportal.com

Bu haber 295 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi

Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi AKP ve ideologları ilk şoku atlattıkları günden beri Gezi'yi başka bir şekle sokmaya gayret ettiler. Hâlâ da ed...

Cemil Hayek Yazdı: SON KIRPMALAR

Cemil Hayek Yazdı: SON KIRPMALAR CHP, kırpıla kırpıla, yetmedi; İçeriden ihraçlarla da devam var. Maşallah, CHP’yi demir yumrukla yöneten Sakar Kema...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi