Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Ferhat AKTAŞ | İdlib öncesi kimyasal kurgusu ne anlama geliyor?

Ferhat AKTAŞ | İdlib öncesi kimyasal kurgusu ne anlama geliyor?

Tarih 27 Ağustos 2018, 10:14 Editör yorumcahaber.com

Suriye savaşında kader tayin edici dönüm noktasından geçtiğimiz şu günlerde tekrarlana gelen suçlama ve iddialar gündemde yoğunluk oluşturuyor. Bölgede hegemonik hedefleri doğrultusunda gerici rejim ve terör örgütleriyle ‘ortak çıkarlara’ dayalı şekilde ilişkilerini derinleştiren Batılı emperyalist devletler kendi kamuoylarının bile sahteliğine kanaat getirdiği ‘kimyasal’ kurgulu yalanlara sarılarak ‘yağmasa da gürlüyor.’

 3’lü emperyalist koalisyon olarak tanımlanan ABD, Fransa ve İngiltere’nin stratejik açıdan başarısızlık sonuçlanan şiddet araçlarına dayalı ‘rejim değişikliği’ projelerinin yerine yeni bir yaklaşım geliştirmedikleri gibi taktiksel yönü baskın olmak üzere krizin kanalı devamına yarayan ülkeyi bölme şantajına yaptıkları yatırım beklenen tavizleri koparmalarına yol açmadı. Kar-zarar hesabıyla bakıldığında; suni teneffüsle hayat öpücüğü kondurdukları selefi-ihvancı dinamiklerin getirileri kayıplarını karşılamaya yetmiyor.

Batılı emperyalistler ne bölgede enerji-petrol koridorları üzerinde çıkarlarını garanti altına alabildi ne de Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere bir dizi devleti yıkım ve yaratıcı kaos stratejilerinin karakolu olarak kullanmalarına rağmen Lübnan’dan İran’a, Suriye’den Yemen’e direniş eksenini askeri-politik olarak yenilgiye uğratabildi. Suriye’de yapı bozumuna uğrayan saldırganlık ödenen büyük bedellerle kadükleştirildi. Direniş ekseni, askeri, ekonomik ve toplumsal alanda mukavemetin yaşamsallaştığı cephelerde güçler arasında bir denge kurdu, siyasal alanda ise anti-emperyalist ve anti-siyonist mücadeleyi en geniş kesimler nezdinde yükselen değer olarak öne çıkardı, bölge sathında popülaritesini arttırdı.

Suriye özgülüne indirgendiğinde saldırganlığı tırmandıran taşıyıcı kolonlar çöktü, iki dünya savaşının ardından uluslararası ilgiye mazhar olması bakımından en dikkat çekici çatışma metaforlarını barındıran savaşı Şam ve müttefiklerinin kazanmak üzere olduğu stratejik zaferler aşamasında önemli mesafeler kaydedildi. Artık geriye dönüşü olmayan yola girildi. Askerî açıdan kazanan Şam diplomasi alanında da zaferini tescil edecektir. 21. yy. denkleminde emperyalist müdahalecilik ve karşı-devrim hareketleri karşısında elde edilen en önemli zafer özelliği taşıyan Suriye savaşı yarattığı moral değerler ile deneyimlenen pratiklerle ezilen halklara da yol gösterecektir.

Dünyanın efendiliğine soyunan 3’lü emperyalist koalisyon sahada bariz yenilgiler yaşadı. Halihazırda blöf yönüyle İdlib ve taktiksel koz niteliğiyle Kürt kartına oynayarak negatif varlığını bir müddet daha hissettirmek, askerî açıdan kaybını bir nebze de olsa diplomasi yoluyla telafi etmek istiyor. Özcesi; zoraki çekiliyor ama histerik tepkiler veriyor.

Ürdün ve İsrail sınırını beklenenden daha kısa süre içinde kontrol altına alan, Deraa ve Kuneytra illerini tamamen özgürleştiren Suriye ordusunun işgal altındaki kuzey cephesine odaklanması kaçılmazdı. Aslında 2015-16 yıllarında Halep zaferi ve Lazkiye kuzey kırsalında (sözde Türkmen Dağı) elde edilen başarı sonrası kuzeyin kaderi az çok belli olmuştu. Buna son olarak 2018 yılı başlarında İdlib’in güneydoğusu ile Hama-Humus illeri arasındaki son sorunlu bölge Rastan-Telbise’nin özgürleştirilmesi eklenince İdlib önünde bir engel kalmamıştı. Askeri liderlik sahada önceliği önce doğu sonrada güney cephesi olarak belirlediği için kuzeyin dolayısıyla İdlib’in geri alınması süreci sona bırakıldı.

Bugün mezhepçi terörün belinin bir daha doğrultamayacak şekilde kırılacağı İdlib operasyonunun arifesindeyiz. Beklenen kapsamlı operasyonun planlaması çoktan yapılmıştır şu an teknik konularla ilgili bir zamanlama meselesi gündemde. Dış faktörlerin dolaylı-dolaysız görüşmelere konu ettikleri çeşitli teklif ve kumpas imalı tehditleri süreci geciktirme girişimleridir. Şam’ı askeri seçenekten alıkoyacak tatmin edici bir öneri gelmediği takdirde güncelde işletilen temas trafiğinin hiçbir işe yaramayacağı kısa sürede anlaşılacaktır. Cumhurbaşkanı Esad’ı kazanmaya bu kadar yakınken pratik geçerliliği olmayan öneri ve kof tehditlerle durdurmaları imkânsız.

Suriye ordusunun batılı medya araçlarının deyimiyle ‘’Suriye devriminin kalbine doğru yürüdüğü’’ Deraa ve Kuneytra operasyonunun öngünlerini hatırlatmakta fayda var. Ülkenin kuzeyinden aşina olduğumuz belli başlı örgütler güney cephesinde de aktifti. Sahada kullanılan terör araçları aynıydı işverenleri de. Güney cephesi çıbanbaşı İsrail’in varlığı sebebiyle saldırgan emperyalist koalisyon açısından kuzey cephesine oranla daha stratejikti. Suriye’ye karşı küresel konsensüse dayalı başlatılan savaşın gerekçelerinin başında ‘’İsrail’in güvenliği’’ başlığı önemli-belirleyici bir yer tutuyordu. Kurgusal devrim güzellemelerinin Deraa’dan doğru yazılıp çizilmesi boşuna değildi, anılan ‘güvenlik’ kaygısının izdüşümüydü. Sözde devrimin kalbinin durmasını ve tıbben ex olmasını engelleyemeyen Batılı emperyalistlerin kuzeyde göstere göstere gelen süreci tersine çevirmeleri ‘olmayacak duaya âmin demek’ ile eşanlamlıdır. İdlib için şimdilerde kuru gürültü çıkaranlar Deraa-Kuneytra içinde çıkarmıştı.

Deraa operasyonu başlamadan günler önce ABD’nin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert; ‘’rejimin saldırı hazırlıklarını endişeyle izliyoruz, rejimin bu bölgedeki ateşkesi ihlal etmesi ve ortaklarımıza zarar vermesi halinde gerekli önlemleri alacağız” demişti. Benzer bir açıklamayı öncesinde ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Eric Pahon’da yaptı. Pahon ‘’Deraa hakkında taşıdıkları endişeyi muhataplarının bilmesi gerektiğini’’ söyledi. İsrail rejiminin Savunma Bakanı Avigdor Liberman da kervana katılmış ve ‘’rejim ve himaye ettiği terörist gruplar sınırlarımıza yaklaşırsa bir tanesini bile yaşatmayız’’ tehdidinde bulunmuştu. ‘Kambersiz düğün olmaz’ misali Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’da yaptığı açıklamayla; ‘’Esed rejiminin Deraa ve Kuneytra saldırılarını şiddetle kınıyoruz, derhal durdurulması gerekir. Rejimin bu operasyonunu Astana ve Cenevre süreçlerini baltalama adımı olarak görüyoruz’’ dedi. Peki sonuç ne oldu? Sözde ‘devrimciler’ rezil rüsva oldu, bir bölümü (Beyaz Baretliler şebekesi) İsrail ordusu tarafından ülke dışına kaçırıldı, silahlı örgütlerin çoğu ya uzlaşmayı kabul etti ya da İdlib’e gönderildi. Suriye ordusu her iki şehri iki ay içinde temizledi.

Şimdi benzer tehditler yine revaçta. Bu defaki durum Doğu Guta temizliği öncesi kurgulanan ‘kimyasal’ yalanının sırıtan bir kopyası. Dünyayı tehdit eden nükleer ve kimyasal silahlara fazlasıyla sahip olan, bu minvalde milyar dolarlık yatırımlar yapan Batılı emperyalistlerin sözcüleri pişkince Suriye yönetimini ‘kimyasal içerikli saldırılar yapmak/yapmaya hazırlık’ ile suçluyor. Himaye ettikleri selefi teröristlere klor gazı temin eden, birçok defa kullanmalarının önünü açan Batılı emperyalistler ardından yaşanan durumu hiçbir kanıt uydurma gereği bile duymadan Suriye yönetimini suçlamanın aracı haline getiriyor, yaptırım listelerini güncelliyor ve ülkeye füze saldırıları gerçekleştiriyor. Doğu Guta örneğinde olduğu gibi; kurgulanan sahte görüntülerde rol alan kişiler çıkıp, ‘kimyasal saldırı olmadı, kameralar karşısında şov yapmamız istendi’ demelerine rağmen küresel medya organları üzerinden işletilen yoğun dezenformasyon kampanyası eşliğinde Şam hedef alındı. Savaş nedeniyle yaşanan yıkım ve kayıpların birinci dereceden sorumlusu olan ABD, Fransa ve İngiltere ‘son kale’ İdlib konusunda da sahadaki El Kaideli lejyonerlerine talimat verircesine ‘kimyasal kurgulu’ yalana yaslanıyor. Suriye ordusunun ‘son kaleyi’ düşürmek için harekete geçeceğinin anlaşılması üzerine terörün hamisi emperyalist alçaklar korosu söylenmeye başladı.

Dikkat çekici şekilde Batıdan gelen tehdit ve serzenişler 22 Ağustos günü senkronize çığırtkanlığa dönüştü. Önce ABD, Fransa ve İngiltere devletleri ortak açıklama yaparak; “ileride ve hukuksuz olarak kimyasal silah kullanımından duyduğumuz endişenin altını çiziyoruz. Esad rejimini destekleyen ülkeleri, kimyasal silah kullanımına karşı küresel normların korunması için güçlerini kullanmaya çağırıyoruz. Esad rejiminin tekrar kimyasal kullanması durumunda harekete geçmekte kararlıyız” dedi. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, İsrail’de Reuters haber ajansına verdiği mülakatta, 3’lü koalisyonun açıklamasıyla paralel biçimde; ‘’İdlib konusunda askeri durumdan büyük endişe duyuyoruz ve (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad’a, İdlib’de başka askeri saldırganlıklar olması durumunda kimyasal veya biyolojik silah kullanılmasını beklemediğimiz konusunda açık olmak istiyoruz. Aksi durumda güçlü bir yanıt vereceğiz” diyerek tehdit etti. Günün devamında ise İngiltere’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Karen Pierce, “Suriye’de rejim İdlib’de yeni bir kimyasal silah saldırısı yapabilir. Bunun kesin olacağına dair gelen kesin bir bilgi yok. Ancak başka bölgelerde olanlara bakarsak Rusların rejimi bu konuda sınırlandırmadığını görüyoruz. Siviller şu anda saldırı altında. Utanç verici şeyler yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kimyasal Silahların Yayılmasını Önleme Örgütü (OPCW) 23 Haziran 2014 yılında Suriye ordusunun elindeki tüm kimyasal ve biyolojik başlıklı silahları imha edilmek üzere kendilerine teslim ettiğini resmi raporlarla açıklamasına ve Suriye ordusu bilinen konvansiyonel silahlarla dengeleri kalıcı olarak değiştiren kazanımlara imza atarken kendi kendine zarar verecek bir yanlış yapacağını sanmak saflık olur. 2011-14 arasında en çok sıkıştığı, ağır kayıplar verdiği, peş peşe bölgelerden geri çekildiği aşamalarda bile ‘kimyasal içerikli silah’ kullanmayan Suriye ordusu bu bağlamda uluslararası anlaşmalara bağlılığını kanıtlamış, tertemiz bir pratiğin adı olmuştur. Aynı şeyi 3’lü emperyalist koalisyon için söyleyemeyiz. İlgili devletler farklı tarih ve ülkelerde bu tür silahları ‘insanlığa karşı suç işleyerek’ kullandı. Aynı devletler olmayan ‘kimyasal silahları’ bahane ederek ve milyonları öldürmek pahasına kimi ülkeleri de işgal etti.

3’lü emperyalist koalisyonun, 7 Nisan 2017 günü, ‘İdlib-Han Şeyhun’a misilleme kurgusuyla Humus yakınlarındaki El Şaytat hava üssüne karşı ABD ordusu tarafından Tomahawk füzeleriyle gerçekleşen saldırı ile 14 Nisan 2018 günü, Doğu Guta kurgusuyla tezgahlanan Şam’ı hedef alan ortak füze saldırısı gibi yine benzer bir saldırıya hazırlandığı ifade ediliyor. Olası saldırı hazırlığı gerçeğe dönüşür veya lafta kalır, bu çelişik durumun ‘son kaleyi’ korumaya yetmeyeceğini söyleyebiliriz. Dünyanın en azılı ve iğrenç terör gruplarının yuvalandığı malum ‘kale’ öngörülen sınırlı zaman diliminde düşürülecek. Başta Batılı emperyalistler olmak üzere bölgedeki gerici rejimlerin yenilgiye uğrayan taraf olarak Esad’lı Suriye gerçeğiyle daha uzun yıllar yaşamak zorunda kalacaklarına alışmaları, yenilgiyi kanıksamaları elzemdir. Ne blöflerle ne taktiksel şantajlarla ne de askeri haydutlukla netice almalarının imkânı var. Çekiliyor/ ve sırasıyla çekilecekler.

Ferhat AKTAŞ/ Kuzgun Portal

Bu haber 229 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

Cemil Hayek Yazdı: MUHBİRLER DEVLETİ

Cemil Hayek Yazdı: MUHBİRLER DEVLETİ Ne başlık koysaydım?

AKP-MHP seçimleri Kürtler için ‘plebisit’e dönüştürdü

AKP-MHP seçimleri Kürtler için ‘plebisit’e dönüştürdü Sakarya’da Amedspor’a yapılanlardan anlıyoruz ki, sadece HDP’liler değil, AKP’li olmayan bütün Kürtler Erdoğan ikti...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi