Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Ferhat Aktaş Yazdı: ABD gidici çünkü Esad kazandı!

Ferhat Aktaş Yazdı: ABD gidici çünkü Esad kazandı!

Tarih 09 Ocak 2019, 19:04 Editör yorumcahaber.com

ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğu ‘’Suriye’den çekilme’’ kararının ardından dikkatler bir kez daha 8 yıldır dünya gündeminde önemli yer tutan Suriye’ye çevrildi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğu ‘’Suriye’den çekilme’’ kararının ardından dikkatler bir kez daha 8 yıldır dünya gündeminde önemli yer tutan Suriye’ye çevrildi.

Trump’ın düzenli olarak kullandığı Twitter platformu üzerinden yaptığı çekilme odaklı paylaşımı ilk önce ‘Körfez rejimlerine kalmak için maliyet uyarısı’ gibi algılansa da hemen ardından Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve Koalisyon sözcüleri çekilme kararını doğrulayan açıklamalar yaparak şüpheye mahal bırakmadı.

Trump’ın Başkan seçilmeden önce seçim vaatleri arasında bulunan Suriye’deki askerlerini ülkeye döndürme gayesine atıf yapan kimi gözlemcilerde alınan kararın çok önceden planlandığına dikkat çekti.

Kendini dünyanın jandarması gören, artık küresel rekabet alanlarında rakipsiz olmadığı halde mutlak otoriteymiş gibi imaj çizen ABD, açık-örtülü müdahalelerine rağmen kendi jargonuyla ifade edersek ‘’Suriye’yi özgürleştiremedi’’, bariz başarısızlığın yükünü daha fazla omuzunda taşımak istemedi ve bölgede kullandığı alt yüklenici rejimleri ve lejyoner güçleri yarı yolda yüz üstü bıraktı.

Elbette alınan çekilme kararının niteliği şimdilik belirsiz ve somut bir yol haritası yok.

Zamanlaması hakkında tercih kendilerine bağlı ve geri dönüşsüz bir yola girildiği hususunda tüm taraflar mutabık.

ABD’yi bu kararı almaya iten başlıca gerçekler şunlardı;

Birincisi; ‘’rejim değiştirme’’ minvalli atılan tüm adımlar sonuçsuz kaldı, cumhurbaşkanı Esad akılcı liderliğiyle sabır testisini bile çatlatacak türden kırılma süreçlerini başarıyla yönetti.

Çokuluslu vekil terör araçları 100 devletli sözde ‘Dostlar Koalisyonu’ adıyla desteklense de işgal ettikleri yerlerin büyük bölümünden sökülüp atıldı, son durak işlevi gören İdlib’den Türkiye sınır hattı boyunca kırsallara hapsedildi.

Dehşetengiz terör dengesiyle Şam’a sirayet etme, mezhebi çelişkilere oynayarak halkı ayrıştırma ve sonunda mecalsiz bırakacak şekilde çatıştırma projeleri ellerinde patladı.

Rejim değiştirme bahanesiyle tamamına yakını selefi çizgide olan Kaide menşeli örgütlere tarihleri boyunca görmedikleri askeri, politik, diplomatik ve küresel medya desteği verildi.

Verilen destek öylesine ölçüsüzdü ki besledikleri terör ağları kendi metropollerinde onları vuran birer bumeranga dönüştü.

Atlantikçi kamp bölgesel alt yüklenici rejimler aracılığıyla tahkim ettiği mezhepçi vekil terör araçlarıyla savaşı kazanamayacağını anladı ve uzatmalara oynayarak sahada vekil değişimine gitti.

Yeni vekil güç SDG-SDF’ydi. Bu silahlı yapılanma eski ÖSO grupları, esen rüzgâra göre saf değiştiren aşiretler ve en nihayetinde YPG karışımıydı.

IŞİD’den boşalan ülkenin kuzeydoğu-doğusundaki alanlar işgalci ABD’nin himayesi altında hareket eden SDG ile dolduruldu.

ABD ve Avrupalı ortakları ‘IŞİD ile mücadele’ gerekçesiyle gayrimeşru temelde ülkenin bir bölümünü kendi askerlerini de cepheye sürerek fiili olarak işgal etti, şantaj siyasetine yaslandı ve orta vadede şişirdiği istikrarsızlık döngüsüyle pazarlık marjını artırabileceğini sandı.

Suriye yönetimi, 2015 yılı itibariyle gelişmelerin ruhunu iyi okuyarak müttefiki Rusya’nın ordusunu resmi olarak ülkeye davet etti ve hem o güne kadar elde ettiği pratik kazanımları koruyan hem de denge aşamasından stratejik zafer aşamasına geçişi sağlayacak kritik hamleler için küresel şer odaklarını dizginleyecek caydırıcı desteği arkalamış oldu.

Suriye, Rusya, İran ve devlet altı bir güç olarak Hizbullah şeklinde sıralanan kombinasyon Suriye için kartların yeniden karılmasını sağlayan askeri üstünlük kurarak sözde devrimi boğdu, güdümlü devrimcileri rezil rüsva etti.

Askeri alanda elde edilen stratejik kazanımlar o güne kadar özellikle işletilmeyen Cenevre menşeli diplomatik edilgenliği boşa çıkardığı gibi Astana-Soçi mutabakatlarıyla küresel denklemlerde değişimi lehte hızlandırdı.

Suriye ordusunun müttefiklerinin desteğiyle kazandığı Halep zaferi sonrası artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Halep zaferinin ardından Tedmur, Deyrezzor, Deraa ve Kunaytra vilayetleri terörden temizlendi, peş peşe kader belirleyici zaferlere imza atıldı.

Suriye yönetimi ve ordusu coğrafi olarak da ülkenin büyük bir bölümünde egemenliğini yeniden tesis etti.

ABD-Fransa-İngiltere ortaklı 3’lü emperyalist ittifak ‘kimyasal’ tezgahıyla hız kesme temelinde saldırgan yüzünü gösterse de etkisiz kaldı, moral-motivasyon açısından direnme saflarında herhangi bir olumsuzluk yaratılamadı.

Siyonist işgalci İsrail rejiminin Lübnan hava sahası ile Akdeniz eksenini kullanarak gerçekleştirdiği hava saldırıları Rus uçağının düşmesi sonrası Suriye’ye teslim edilen S-300 hava savunma sistemiyle neredeyse olanaksız hale geldi, Siyonist rejimin Lübnan üzerinden düzenlediği hava saldırıları ise zevahiri kurtarma hamlesi dışında sonuç üretmedi.

Suriye ordusu S-300 hava savunma sistemiyle sadece İsrail’in hava korsanlığını bertaraf etmedi, ABD (koalisyon) içinde açmaz derinleşti, Suriye kendi hava sahasını istediği an yabancı güçlere kapatabilecek imkanlara erişti.

Yine ordunun daha modernize araç, silah ve ekipmanlarla donatılması, elit askeri birliklerin muazzam bir savaş deneyimi elde etmesi ve halkın ordusuna sunduğu destek savaşın 8. yılında tüm düşman odakları kaybettiklerini kabullenmeye iten bir diğer faktör oldu.

Özcesi; direnen Suriye devleti ve ordusunu yok etmek adına komplike projeler hayata geçirildi, küresel mutabakata dayalı müdahaleler gerçekleşti, yıkımı artırmak için onlarca ülkeden on binlerce terörist sahaya sürüldü ve şer cephesi ne eksik ne fazla elinden ne geliyorsa yaptı.

Yıkamadılar, diz çöktüremediler ve direnenlerin iradesini teslim alamadılar.

İkincisi; Suriye savaşının baskın muhtevası gereği Şam ve Halep’i elde tutan/ele geçiren kazanan taraf sayılır.

Bu iki merkezde varlık gösteremeyen, geçit vermeyen kale gibi duran sahil hattına yanaşamayan ve bağlantılı şekilde ülkenin orta kesimlerinden güneye doğru kopuş temelinde kırılmalar yaratamayan ABD’nin hatırı sayılır kısmı çöl olan arazilerle kaplı doğu bölgesinde kalarak elde edebileceği şeyler sınırlıydı.

Buralarda bile yerel halkla kurdukları bağ sağlam temeller üzerine bina edilemiyor, hoşnutsuzluk günden güne tırmanışa geçiyordu.

Kimi petrol, doğalgaz sahaları ve Fırat nehri üzerindeki barajları işgal alanına dahil etmiş olsa da bu kaynaklar iktisadi açıdan beklentilerini karşılayacak doyuma hizmet etmiyordu.

Suriye sahası için askeri varlığının devamını körfezin Arap monarşilerinden gelecek milyar dolarlara göre gözden geçirmek durumundaydı.

Donald Trump’ın Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a hitaben ‘’kalmamızı istiyorsanız maddi bedelini ödemelisiniz’ uyarısı çekilme kararı öncesi oltadaki son yemdi.

Körfez rejimleri kendilerini ‘sağımlık inek’ gibi gören Trump’a onu tatmin edecek şekilde ödeme yapmadı, başarısızlığı tescilli Suriye politikalarından çark etmenin yollarını aradı.

Sloganik özelliğiyle dillendirdikleri ‘İran varlığı’ tehdidi çark etmeleri önünde engel değildi, Şam-Tahran arasındaki sağlam müttefiklik bağlarını kimse koparamazdı.

Bugün Suudiler arka planda durarak kendileriyle bağlantılı bölge rejimlerini sırasıyla Şam’a gönderiyor, körfez rejimleri peş peşe elçilik binalarını yeniden açıyor.

Bölgesel alt yüklenici rejimlerin takatsiz kalıp Suriye dosyalarında değişime gittikleri aşamada ABD’nin mevcut askeri varlığını orada tutmasının kimseye bir getirisi olmayacaktı.

Her ne kadar ‘aldatılma hissiyatına kapılan kimileri’ panikatak tavırlarla ABD’ye ‘bizi terk etme’ dese de bunun politik bir değer taşımadığı tarihsel tecrübelerle de sabittir.

ABD için ‘insanlığa hizmet, mazlum olana yardım’ gibi söylemler birer paravan anlamı taşır, zerre insanlık değerleriyle ilgili değildir.

Küresel terörizmin mimarı, dünya genelinde on milyonların ölümüne yol açan haksız işgal ve savaşların müsebbibi ABD rejimi için varsa yoksa emperyal-hegemonik çıkarları vardır.

Dün kaybettiği Suriye savaşında bir şantaj ve istikrarsızlık alanı olarak ülkenin doğu bölgesine odaklanırken bugün buraları verili bir süre daha tutarak ciddi bir kazanım elde edemeyeceğini görüyor ve mantıki olanı yaparak ‘çoktan kaybettik’ dedikleri sahadan ayrılıyor.

ABD’yi çekilme kararı almaya iten bir diğer sorun başlığı da 1951 yılından beri NATO ortağı olan Türkiye ile yaşadığı gerilimdi.

Türkiye diğer alt yüklenici bölgesel rejimler gibi ‘Şam’ı fethetme’ hayallerine kapılan, bu uğurda tüm imkanlarını seferber eden önemli bir güçtü.

Şam’ı düşürmek için sonuna kadar açılan sınırlar ne beklenen nihai fetihi getirdi ne de desteklenen silahlı örgütler kayda değer bir kazanım elde etti.

Mevcut başarısızlığı idrak etme noktasında meşrebi orjinli karşı direnç gösterilse de ehven-i şer tercihle ‘en az zararla kurtulma’ hesapları karşılık buldu, Halep yenilgisi (2016) sonrası Türkiye adım adım Rusya-İran ayaklı diplomatik arayışlara ağırlık verdi.

Türkiye-Suriye sınır hattının önemli bir bölümünün PYD-YPG’nin kontrolü altına girmesi, bunun öncelikli bir iç güvenlik tehdidi olarak algılanması, Türkiye-ABD ilişkilerinde gerilim noktalarını kırılgan hale getirdi.

ABD’nin SDG’yi (YPG) himaye etmesi, anılan bölgede üsler kurması ve sağladığı silah desteği doğallığında Ankara’da yüksek sesli tepkilere konu edildi.

Sınırının hemen ötesinde yaşanan gelişmeler Türkiye’nin Rusya ile işlettiği diplomatik süreci geliştirmesine vesile olurken bir NATO üyesi olmasına rağmen S-400 hava savunma sistemi alımı için Moskova kapılarını aşındırması ABD ile arasında baş gösteren krizi derinleştirdi.

NATO üyesi Türkiye mi yoksa stratejik bir getirisi olmayacağını gördüğü SDG’ye verdiği askeri desteğin devamı mı? ABD bu bağlamda pragmatik bir tercih yaparak Türkiye’yi teskin edecek bir karar aldı.

Bu yolla gerilimleri azaltmayı hedeflerken Türkiye’nin bölgesel konularda Rusya’nın çekim alanına girmesinin önünü kesebileceği öngördü.

Provokatif temelde de SDG kartını savuşturarak buradan bir Türkiye-Rusya gerginliği çıkartabiliriz hesapları yapılmış da olabilir.

Güncelde Menbiç konulu süren karşılıklı hamleler, Fırat’ın batısı için pişirilen yeni senaryolar, ABD’nin aldığı çekilme kararı sonrası yeni gerilimlere ve ittifaklarda değişime zemin sunuyor.

Suriye’nin sorunlu bu bölgesi savaşın esasına etki etmeden 2019 yılı içinde sorun olmaktan çıkartılabilir, Şam egemenliğini bir dizi anlaşmalar aracılığıyla ülkenin doğusunda tesis edebilir.

Önce bir ara formül ardından kalıcı kazanımla mesele sorun özelliği taşımayacak hale getirilebilir.

ABD hakkında ‘yenilmezlik’ minvalli söylenceler ilgili-ilgisiz çevrelerce dile getirilse de Vietnam örneğinde olduğu gibi günümüzde Suriye’de de yenilmiştir.

ABD’nin paragöz Başkanı Trump’ın son olarak ifade ettiği ‘’Suriye kum ve ölüm demek, bu savaşı çoktan kaybettik, artık oraya daha fazla harcama yapmak istemiyoruz’’ sözleri yenilginin itirafıdır.

Suriye, büyük bedeller ödemek pahasına batılı emperyalistlere ve bölgesel işbirlikçilerine geçit vermedi, tüm mazlum halklara moral veren başarıyı insanlığa kazandırdı.

Trumpgil gidici çünkü Esad kazandı!

Ferhat AKTAŞ

Ferhat AKTAŞ
@frht_aktas
ferhat.aktas@kuzgunportal.com

Bu haber 120 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

Özel Makaleler

FAZIL SAY KONSERİ: DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYİZ YOLUMUZDAN!

FAZIL SAY KONSERİ:  DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYİZ YOLUMUZDAN! O beklenen buluşma bir konser salonunda gerçekleşti , DEVLETİN zirvesi oradaydı , Erdoğan , eşi , yakınları , bakan...

En iyi seçmen ölü, en güçlü milli irade hayali olandır!

En iyi seçmen ölü, en güçlü milli irade hayali olandır! 31 Mart’ı ‘beka sorunu’na dönüştüren AKP-MHP ittifakı rakibi düşman, seçimi de savaş olarak görünce her türlü hile,...

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi