Hükümetten Asgari Ücrete Zam Önerisi: 1 TL


Açıklama: Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıları sürerken hükümetin 3+3'lük önerisi toplumun en yoksul kesimlerinden asgari ücretlilerin AKP için değer taşımadığını tekrar gözler önüne serdi.
Kategori: Ekonomi
Eklenme Tarihi: 26 Aralık 2014
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 22:28
Site: Devrimci,Güncel,Tarafsız,Haber ve Makale Sitesi -
URL: http://yorumcahaber.com/haber_detay.asp?haberID=16192


Her yılın sonlarına doğru Türkiye’de Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıları yapılır. Komisyonda devlet, sermaye ve işçi temsilcileri yer alır. Bu komisyon kararları doğrultusunda bir sonraki yılın asgari ücreti belirlenir.

Şu anda aylık asgari ücret net 891,03 TL; brüt 1134 TL. Bu farkın sebebi asgari ücretlilerin gelirlerine oranla yüksek miktarda SSK primi ve gelir vergisi ödemeleri. Brüt 1134 TL olan asgari ücretlilerin maaşlarından her ay 158,76 TL SSK primi, 11,34TL işsizlik sigortası fonu, 64,26TL gelir vergisi ve 8,61TL damga vergisi kalemleri altında kesintiler yapılır.

BURJUVA İKTİSATIN ÜCRET TEORİLERİ
Asgari ücret, sermayeyi ve sermayeden yana olan kesimleri her zaman rahatsız eden bir uygulama. Akademi camiası da bu konuda genel olarak sermayeden yana tutum alır ve asgari ücreti emek piyasasının işlemesine bir müdahele olarak görür. Bu müdahele sonucu ücretler ‘olması gereken’in üstüne çıkar ve bunun sonucunda işverenler işçilerinin bir kısmını işten çıkarırlar. Böylece işsizliğin faturası asgari ücrete kesilir. Bu argüman işverenlerin çok hoşuna gider, böylece işçilere yüksek ücret talep etmelerinin ne kadar yanlış ve bencil bir davranış olduğu tembih edilir. Sermayedarların bencil olmaya hakları vardır, ama işçiler işçi arkadaşlarını düşünseler iyi ederler, yoksa bir kısmına kapı gösterilebilir.

Yine akademiden çıkan bir başka görüş ise, asgari ücretin artması halinde işverenlerin de buna cevap verecekleri ve fiyatları arttıracağıdır. Böylece enflasyon da işçilere yüklenir. Bazı durumlarda daha da ileri gidilir. Mehmet Şimşek benzeri ‘yetkin’ iktisatçılar, düşük rekabetçiliğin sorumlusunun da yüksek asgari ücretler olduğunu söylerler (1). Bu görüşe göre, işçi ücretleri artınca fiyatlar artar, bunun sonucunda aynı malı daha ucuza üreten başka bir ülke Türkiye’yi rekabette yener. Oluşan cari açık da tüm ülkeyi zora sokar.

Ortak nokta, ücretlerin artmasının yararsız, hatta zararlı olması; özellikle asgari ücretin kesinlikle  düşük tutulması, hatta mümkünse  toptan ortadan kaldırılması gerektiğidir.

ÜCRETLER ARTINCA FİYATLAR ARTAR MI?

Öncelikle şöyle başlamak gerek: Ücretler artınca neden fiyatlar artıyor?

Fiyat, para cinsinden ölçülen değere denir. Değeri ise sadece emek yaratabilir. Ücret mücadelesi, kapitalistler ile işçiler arasında bu değerin nasıl bölüşüleceğinin mücadelesidir. Bir diğer ifadeyle asgari ücretin arttırılması “Kaç para?” sorusunun değil, “Kimin?” sorusunun cevabıyla ilgilidir.

Bu noktayı biraz daha açmakta yarar var. Bir metanın değeri iki temel etmenden oluşur. Birincisi, hammadde, makine, ofis vb. harcamalardır. Marks bu harcamalara ‘değişmeyen sermaye’ der. İsminin değişmeyen olmasının sebebi, bu harcamaların yeni bir değer üretmemesi, değerini üretilen metaya transfer etmesidir. İkinci etmen ise emek. Değeri emek yaratır. Ne kadar değer yaratıldığı ise emekçinin ne kadar süre çalıştığına bağlıdır. Emeğin yarattığı değerden işçiye ayrılan paya 'değişen sermaye', sermayedarın el koyduğuna ise “artı değer” adı verilir. Dolayısıyla, işçiye ayrılan payın artması, yani ücretlerin artması, değeri etkilemez, “artı değer”i etkiler. Tekrar vurgulamak gerekirse, değer işçinin ne kadar çalıştığına bağlı artar, işçinin ne kadar ücret aldığına değil. İşçi ücretlerindeki artış fiyatları değil, kârları etkiler.

O halde, asgari ücret artarsa işsizlik ve enflasyon artar sözleri iktisadi bir yasa değil, sermayenin bir tehdidi, korkutma aracıdır.

TÜRKİYE'DE ASGARİ ÜCRET
DİSK-AR’ın hazırladığı asgari ücret raporu (2), Türkiye’de 1980 sonrası asgari ücretin olağanüstü düşüşünü açıkça ortaya koyuyor. Rapora göre kişi başına düşen milli gelir ile asgari ücret arasındaki uçurum her yıl artmış bulunuyor. Bu veriye gelir dağılımının bozulması da eklenince son 35 yılın daimi kazananının sermaye olduğu görülüyor. Bu dönemde asgari ücret düşük olmasına rağmen yüksek enflasyon ve düşük büyüme bir arada yaşandı, cari açık eşi benzeri görülmemiş seviyelere yükseldi.

MARKS'IN TAVRI

Marks, “Ücret, Fiyat ve Kâr”ı ‘ücretli düzene son!’ şiarıyla kapatıyor. Ücretler yüksek olsa da düşük olsa da sömürüye eşlik edeceği için sömürünün sonlanması ücretli düzenin sonlandırılmasıyla geliyor. Ne var ki bu slogandan bir paragraf önce bir uyarıda bulunuyor. “Eğer işçi sınıfı, sermayeyle olan günlük çatışmasında korkakça ödün verecek olsaydı, daha büyük hareketlere girişme olanağından kendini yoksun bırakmış olurdu.”
AKP hükümetinin 2015 yılı için %3 + %3 zam teklifi, Merkez Bankası enflasyon tahminlerinin %6’nin üzerinde olduğu düşünülünce, reel bir düşüşe işaret ediyor. Teklifin kabul edilmesi durumunda yaşam standardındaki düşüşün asgari ücretlilerle sınırlı kalmayacağını eklemek gerekiyor.


Notlar:    

http://www.internethaber.com/bakan-simsek-asgari-ucret-cok-yuksek-486593h.htm
http://www.disk.org.tr/2014/12/disk-ar-asgari-ucret-1800-net-olmali/

Doruk Cengiz - İlerihaber.org