Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



BUMERANG

SİZDEN GELENLER

09 Ocak 2014, 10:24

SİZDEN GELENLER

Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu, başbakanı ikna ederek, siyaseti adeta başka bir mecrada akıtmaya başladı. Bir hukukçu olarak, hukuk biliminin ince çizgilerini kullanarak, günümüz siyasetinin hafif meşrep seviyesine inmede...n, hukuki terbiyeyi verdi. Ters tepen, daha doğrusu bumerang etkisi yaratan hukuk tanımazlığı, çaresiz politikacılara ders vererek, sorumsuz bir gidişte iken, ümit veren bir konuma soktu. Bilim adamı olarak bilinen dedesinin MC dönemindeki hırs ve karanlık koalisyonlarına girmeden, ama dedesinin kendisi ile övüneceği hukuk derslerini, bir bilim adamına yakışan vakur duruşu ile verdi, adeta Türkiye'nin övüncü oldu.
Elbette ki, Feyzioğlu Türkiye'nin maruz kaldığı sorunları tümden çözemez. Ancak yazarların konu bolluğuna doydukları bir gündem söz konusu iken, çözüm üretemeyen ana muhalefet lideri, gündemin değişmesinden şikayet etmekte, bundan rahatsız olmaktadır. Zaman zaman çatlak sesler çıkararak susma orucunu bozan Kılıçdaroğlu, muhalefeti bundan ibaret sanmaktdır. Tek başarısı parti diktatörlüğü olan Kılıçdaroğlu, Fethullah Gülen ve Abdullah Gül ile koalisyona girmesi halinde, belki de Tunceli'nin yüz karası ilan edilecektir. Parti liderliğine getirilirken kendini 'Gandi' teşbihine layık gören Kılıçdaroğlu, çevresi tarafından belki de artık 'Sakar Kemal' diye anılacaktır.
Cumhuriyetin kurucusu olan bir partinin, lideri tarafından, adeta Türkiye'nin parçalanma sürecine alet edilmesi, tarihçileri bir hayli hayal kırıklığına uğratacaktır.
Bir hükümet ile muhalefetin siyasi mücadelesinin belirlemesi gereken siyaset gündemi, muhalefet boşluğu nedeni ile, adeta haneden yönetimi niteliğine bürünmüştür. Ancak iktidarın göbek bağı ile bağlı olduğu cemaatler ve karanlık odaklar üstünlük savaşına girince, hiç bir sorumluluk endişesi tanımayan iktidar, kendi hukuk tanımazlığını ve sorumsuzluğunu ifşa etti, yüce divanlık entrikalarını ortaya koymak zorunda kaldı. Hukuk tanımazlık, bumerang etkisi yaratmıştır. Feyzioğlu, oluşan kaosu kurtaracak tek alternatife, yani yine hukuka işaret etmiştir.
Erdoğan gibi yeteneksiz bir insan, güç ve paraya ulaşınca, diktatörlüğü de kaçınılmazdır. Paraya ulaşınca, daha fazla kara para ve daha fazla güç gözünü bürümüştür. Bu nedenle erkleri tümden kendine bağlayarak, kuvvetler ayrılığını kendinde toplamıştır. Doyumsuzluğu, onu kutsal değerleri de aynı şekilde tekeline almaya sürmüştür. Sonunda halife, peygamber gibi kavramları kendine layık görmekle kalmamş, erkler gibi, bunların hepsini birden kendinde görerek, adeta kendini bir buçuk Allah ilan etmenin eşiğinde iken, altındaki taşların kaydırıldığını fark etmiştir. Bu nedenle, son çare olarak, üstü örtülü koalisyonlar oluşturabilmek için, haksız yere hapsettiği vatanseverleri serbest bıraktırmanın yolunu aramaktadır. Düşmanları azaltmak, yaşamsal bir öneme sahiptir.
Bir zamanlar 'Baldıran zehiri içmeğe hazırım' demesi, cesaretinden değil, kendini baldıran zehiri içirtilen Sokrat'a benzetilmek istemesindendi. Oysa şu an içinde bulunduğu korku, bir karabasan gibi onu sarmakta, onu ümitsiz yollara sevk etmektedir. Erdoğan, kendi yaratığı pseudonun kurbanı olmuştur.
Unutulan bir nokta var ki, hukuku sadece temiz eller yürütebilir. Erdoğan'ın her entrikası ortaya çıkarılmak istendiğinde, ya hukuka engel olmuş, ya da kanunu değiştirterek, kendini ve ortaklarını aklamıştır. Buna en güzel örnek, Hakan Fidan olayıdır.
Kanlı eller, hukuk için uygun değildir, ancak son çare intihar ise, her şey olabilir. Bence Erdoğan, hukuku asla kabul etmeyecek kadar karanlık bir adam halini almıştır. Hukuk, diktatörlerin başbelasıdır.
Önümüzdeki günlerde cepheler, daha da belirginleşecektir. Oysa bizim için tek alternafif olarak, sokaklar kalmıştır. Yani ya muharebe alanlarına maruz kalınacak, ya da meydan(sokak) mücadeleleri verilecektir. Birincisi, iktidarların savaşıdır. ikincisi ise, halkın mücadelesi olacaktır. Meydanlar muktedirlere bırakılırsa, kazanan muktedirler olacak, şehitlerin kanı yerde kalacakır. Meydan mücadeleleri verilirse, şehitlerin kanı yerde kalmamış olacaktır. Bu mücadele, boynumuzun borcu olmalıdır. Ta ki hırsız hükümet yıkılana kadar. Zafere ulaşmadan oluşacak bir yılgınlık veya vazgeçme, bu kez bize yönelen bir bumerang etkisi yaratacaktır.
Söz konusu olan üstünlük savaşı olunca, diğer erkler de eğilimlerini göstermeye başlayacaktır. Tüm işaretler, iktidar savaşının kızışacağına işaret etmektedir. Dinci çeteler, intihar saldırısına bile geçebilir.
Ordusunun hapse tıkılmasına sessiz kalan, bu da yetmezmiş gibi, ordu evlerini mağdur durumdaki üst seviye subaylara kapatarak hükümetten yana tavır takınan ve bugüne kadarki genel kurmay başkanlarının namaz kılma rekorlarını kıran General Özel, bu kez umulmadık bir tavır sergileyerek, mağdur generallerin tekrar yargılanmalarını istemiştir. Yakında, Özel'in bu tavır değişikliğinin arkasındaki nedenler ortaya çıkacaktır. Acaba TSK'da kazandığı soğan soyma yarışında, göz yaşı komasından uyanıp, hafızası mı yerine gelmiştir, yoksa, soğan yarışına girmeyen subaylar, henüz tüketilememiş midir?
Yakın zamanda, bu güçler kavgasında Yargıtay, anayasa mahkemesi de yerini belirleyecektir ve nereye taraf oldukları, seyircilere sunulacaktır.
Son olarak güç kaybetme riskine düşen hükümet, bazı ittifak yollarını arama gereği duymuş, bu ittifakı, suçu cemaate yükleyerek, eski subaylara yaklaşmakla kurmaya çalışmıştır. Affa gerek duyulmadan serbet kalacakları bir formül arayışı, tutsak edilen subay ve generallerin suçsuz olduklarının bilindiğini kanıtlamaktadır. Bu durumu düzeltmek için yapılacak muhakeme, suçsuzluğun ikinci kez yargılandığı, ama sebep olan esas suçluların yargılanmadığı bir süreci ortaya koyacaktır.
Elbette bundan yararlanacak olan sadece ordu mensupları olmayacak, emperyalizme direnen vatansever aydınlar da, bundan faydalanacaktır. Bu kumpası tersine çevirmek için, bu kumpasın ne için yaratıldığını saptamak gerekir. Türkiye aydınlarının, stratejistlerinin ve subaylarının içeri tıkılarak, Türkiye savunmasının bunca zayıflatılması, hayra alamet olmasa gerek. Zayıflatılan Türkiye savunması, yaratılacak hangi cepheye hazırlık niteliğinde olacak diye kafa yormakta yarar var. Şu an Türkiye, her türlü kaosa sürüklenmeye hazır görünmektedir. Yaratılacak cephe, bir iç cephe midir, bir sınır cephesi midir, yoksa ikisi midir? Bunu, yakın gelecek ortaya koyacaktır.
Ayrıca Türkiye'ye sokulan terörist çeteler, ne zaman harekete geçirilecek? Hükümet, güçler dengesinde, bu çeteleri getirdiği gibi kullanacak mıdır, yoksa hedef almak zorunda mı kalacaktır? Bunu da, önümüzdeki günler gösterecektir.
Rus stratejistlerinin iddia ettikleri, 'Bir yıl içinde Türkiye'de iç savaş çıkacak' tezi, ciddiye alınacak kadar önem taşımaktadır. ,
Arap baharında hep mazlumlar ayaklanmış, ama zalimler kazandırılmıştır. Türkiye'deki siyasi birikim, sınanmaktadır. Arap kanlı baharlar gibi sonunda ya azınlık bir ezen güç egemen olacak, ya da mazlumlar iktidara geçecektir. Tıpkı Lenin'in Ekim devrimi gibi, tıpkı Mustafa Kemal'in Cumhuriyeti gibi. Ama daha ötede olmak şartı ile.
 

Bu haber 622 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi