Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



VASİYET

SİZDEN GELENLER

05 Şubat 2014, 10:10

SİZDEN GELENLER

Başbakan İran dönüşü, sarhoş gibi konuşuyordu. Oysa İran'da içki yasak olmalı idi. Sözlerinin ipe sapa gelir yanı yoktu. Ancak 'fikri ile zikrinin bir' oluşu nedeni ile, bu durumu, şu an ki gerçek ile hayalindeki planların çelişkisi olarak görmek mümkün.

Gazeteci Ferhat Aktaş'ın bildirdiğine göre, sadece 1 Şubatta tespit edilen ve Suriye'ye giriş yapıp teröristlere lojistik taşıyan TIR sayısı, 17 imiş. Esad'ın zafer üstüne zafer kazandığı bir durumda yaptıkları bu yığınak, pekte hayırlara vesile olmayacak bir planın habercisi olabilir. Esad'ın teröristlerle mücadelesini yetersiz gören terörün hamisi Erdoğan'ın bu sözleri, amiyane tabirle, kafayı bulan bir adamın sözleri şeklinde de yorumlanabilir ki, müptelası olduğu sara hastalığının son safhasının da semptomudur. Ancak emekçilere kuruş yedirtmeyenlerin bunca yığınağı yapmaları, bazı yeni kahpe yapılanmaların habercisi olabilir. Karanlık odaklar, başarılı oldukları miktarda efendileri tarafından beslenirler. Ancak teröristler tükenme noktasına gelirken başbakanın bu sözleri, Suriye'nin durdurulamaz zaferleri karşısında yeni bir kozun kullanılmasının ve yeni entrikaların işareti olabilir. Erdoğan'ın Esad'ı terör karşısında yetersiz görüp, yine bir terör örgütü olan IŞID'i çare göstermesi, beyhude de olsa, Esad'ı daha da yorup, IŞID teröristlerini daha fazla kullanma planına işaret etmektedir.

Teröristlerin içeride ya da dışarıda üretilen techizatlarının güzergahının Türkiye olduğu, bariz bir şekilde görülmektedir. Daha önceleri de yazdığım gibi, harcanırken bile, Erdoğan'ın emperyalizme hizmeti, aksamayacaktır. Bu, tipik bir emperyalizm hizmetçiliğidir. Keza geçmişte Saddam'da, keza Mubarek'te ve şimdi Suudi aşiret krallığında olduğu gibi.

Kılıçdaroğlu'nun Suriye için sarfettiği kin dolu sözler, aynı siyasetin, iktidar değişiminden sonra da sürdüreleceğine delalettir. Çünkü iktidar değişikliği, aynı emperyalistler tarafından tezgahlanmaktadır ve halk, sadece seyircidir; ortak edilmeyecektir.

Suriye'ye saldırtılan Emperyalist artıklar, her zaman Suriye askerlerinden daha techizatlı ve paralı idiler. Çoğunun akli dengesi de yerinde değildir. Suriye askerleri, ücretleri veya donanımları ile değil, vatan sevgileri ve kahramanlıkları sayesinde zaferi kazanıyorlar. Dolayısı ile teröristler için yeni bir donanım, ancak daha fazla kan ve gözyaşı sebebi olabilir, ama Suriye'nin azmini kıramaz, Suriye için bir yenilgi unsuru olamaz.

Bugün Suriye'nin Cenevre konferansına katılması, bir yenilgi veya aczin ifadesi değil, sadece dökülecek kan ve heder olan milli serveti en aza indirmek içindir. Halkını borçsuz yaşatan, eğitim ve sağlık hizmetlerini bedava sunan bir devlet adamlılığının gerektirdiği de budur. Esad bunu halkı için yapıp, dünyaya da ilan etmektedir. Suriye'nin savaş meydanında kazandıklarını masada kaybettirmek isteyenler, Esad'ın gönderdiği ve vatan aşkı ile yanan siyaset kurtları yerine, kendilerine uygun acemi çaylaklar aramalıdır.

Suriye kurtuluş savaşını verirken, tüm göstergeler, Türkiye'nin bir iç savaş olasılığına delalet etmektedir. Böyle bir savaş, hezimete uğrayan BOP projesi sahipleri ve onların maşalarının hezimet karşısındaki kazanımları için gereklidir, çünkü artık tam da eli boş dönemezler. Her ne kadar finansmanı despot petrol- ve aşiret-krallıklarından olup, savaşan kuklaları aynı coğrafyanın hasta ve serserilerinden oluşsa da, sona saklanan Türkiye'nin parçalanma ve Hatay'ı koparma planı, hezimet sonunda, hezimete karşılık önemli bir kazanım olacaktır.

Bu savaş için kullanılacak kozlar, etnik, dini, mezhepsel ve gerici unsurlardır. Erdoğan, açılım adı altında Türkiye'nin yumuşak karnını hazırlamıştır ve bu sözde açılımların en ufak bir kazanımı yoktur. Türkiye'nin parçalanması, kurmak istediği krallık için daha küçük ama daha güvenli bir devlet hayalini sağlamaktadır. Millet ve halk kavramı da, ümmetçi anlayışından dolayı, zaten yoktur ve bu nedenle bölünmede bir beis görmemektedir. Boris Yeltzin, Türkiye'de hortlatılmaktadır. Boris Yelzin Rusyan'ın devlet başkanı iken, bir oyunla kahramanlaştırılmış, alkolik ve akli dengesi olmayan bir kukla idi. Aynı Erdoğan gibi, iktidara geçmek için her şeye hazır, basit bir adamdı. Danışmanları CIA'dan olup, Baltık devletlerini tanıyarak, Sovyetler Birliği'nin dağılmasını sağlamıştı.Tıpkı Erdoğan'ın yakında Türkiye'yi parçalayacağı gibi. Duma'yı(meclisi) topa tuttuğunda, batı tarafından 'demokrat' ilan edilmişti. Bir seferinde Almanya'ya vardığında, ilk işi, çalışan kadınların göğüslerini kurcalamak olmuştu. Çalışanlara 'Hoşumuza gitti!' dedirtilerek, olay kapatılmıştı. Erdoğan da, aynı yolda, yine CIA'nın rotasındadır. Bu kez ki koz, Baltık devletleri yerine, Kürt kozu olacaktır.

Burada ilk kapacakları yer, stratejik öneminden dolayı Hatay olacaktır. İçeride mezhep kavgaları yaratılarak, himaye teklif edilecektir. Kabul edene kadar da, her şey yapılacaktır. Örgütsüz halk için meşru müdafaa zemini yaratılacak, ancak örgütsüz olmamız nedeni ile, himaye teklif edilecek, ama vaad edilecekler, hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Benim kanım bu.

Suriye ise, artık örgütlüdür ve bir halk ordusu vardır. Kar kış demeden savaşan aslanları anlamak için, onların nasıl bir şevkle savaştıklarını görmek gerekir. Savaşan askerler, bir ekmek ve bir domatesle yetinebilmektedir. Onlar için vatan ekmeğine doyum olmaz. Bizim gemicik sultanları, havyarlarını, jambonlarını hatta kuş sütünü eksik etmesinler. Nasılsa tadı bir, o da kandır. Artık ustalaşmış durumdalar.

Suriye aslanlarını anlamak için, onların vatan sevgisini anlamak gerekir. Komutan Mihrac Ural'ın kız kardeşi sevgili Mihriban Ural'ın Keldağı'ndan Türkiye'ye bakarken yazdıklarını okumak gerekir. Onun vatan özleminin, dünyanın en büyük ozanlarından Nazım ustanın, sanatı ile ifade ettiği vatan özleminden aşağı kalır yanı yoktur. Ancak Mihriban Ural, bu sevgiyi Nazım'ın sanat gücü ile değil, içten ve yalın ifadesi ile tasvir etmektedir. Onun ifade biçimi ve duyguları, bir başka sanat, sanat içinde bir sanattır; tıpkı onları duyumsamak gibi...

Mihrac Ural ise, bu uğurda vasiyetini bile hazırlamış bir insandır. Ne bir mezar taşı, ne de kefen arayışındadır. Onun bana verdiği vasiyet, hayatımın en onurlu ve en ağır sorumluluk taşıyan yüküdür. Bu kahraman karşısında döktüğüm gözyaşları kadar göz yaşını, öz babamın ölümü dahil, hiç kimse için dökmedim. Bu denli ağlamaktan utandığım halde...Bana 'Gözyaşları dostluğun harcıdır' dedi. 'Kalemin güçlü' dedi, 'yorumumu yaparsın' dedi. Kalemim hiç bir zaman bu kadar yetersiz kalmamıştı. Güneşi Suriye'ye tekrar getiren adam, Mevlana değilim ki, Şems'i yazayım...

Ondan bu vasiyeti alırken hayatımın son isteğini sorsalar, bir saat dahi olsa, mezarımın, arkadaşım, yoldaşım ve ağbim Mihrac Ural'dan daha erken kazınmasıdır. Sırf öyle bir haberi duymamak, o anı yaşamamak için.

Emperyalistler, talan için yatırımlarını yaparken, Suriye'nin bu kahramanlarını hesaba katmak zorundadırlar. Çünkü her Suriye neferi, aynı sevgi, vatanseverlik ve fedakarlık duygusuna sahiptir. Savaş, bütün bunlar ortaya koymaktadır.
Fotoğraf: VASİYET  Başbakan Suriye dönüşü, sarhoş gibi konuşuyordu. Oysa İran'da  içki yasak olmalı idi. Sözlerinin ipe sapa gelir yanı yoktu. Ancak 'fikri ile zikrinin bir' oluşu nedeni ile, bu durumu, şu an ki gerçek ile hayalindeki planların çelişkisi olarak görmek mümkün.  Gazeteci Ferhat Aktaş'ın bildirdiğine göre, sadece 1 Şubatta tespit edilen ve Suriye'ye giriş yapıp teröristlere lojistik taşıyan TIR sayısı, 17 imiş. Esad'ın zafer üstüne zafer kazandığı bir durumda yaptıkları bu yığınak, pekte hayırlara vesile olmayacak bir planın habercisi olabilir. Esad'ın teröristlerle mücadelesini yetersiz gören terörün hamisi Erdoğan'ın bu sözleri, amiyane tabirle, kafayı bulan bir adamın sözleri şeklinde de yorumlanabilir  ki, müptelası olduğu sara hastalığının son safhasının da semptomudur. Ancak emekçilere kuruş yedirtmeyenlerin bunca yığınağı yapmaları, bazı yeni kahpe yapılanmaların habercisi olabilir. Karanlık odaklar, başarılı oldukları miktarda efendileri tarafından beslenirler. Ancak teröristler tükenme noktasına gelirken başbakanın bu sözleri, Suriye'nin durdurulamaz zaferleri karşısında yeni bir kozun kullanılmasının ve yeni entrikaların işareti olabilir. Erdoğan'ın Esad'ı terör karşısında yetersiz görüp, yine bir terör örgütü olan IŞID'i çare göstermesi, beyhude de olsa, Esad'ı daha da yorup, IŞID teröristlerini daha fazla kullanma planına işaret etmektedir.  Teröristlerin içeride ya da dışarıda üretilen  techizatlarının güzergahının Türkiye olduğu, bariz bir şekilde  görülmektedir.  Daha önceleri de yazdığım gibi, harcanırken bile, Erdoğan'ın emperyalizme hizmeti, aksamayacaktır. Bu, tipik bir emperyalizm hizmetçiliğidir. Keza geçmişte Saddam'da, keza Mubarek'te ve şimdi Suudi aşiret krallığında olduğu gibi.   Kılıçdaroğlu'nun Suriye için sarfettiği kin dolu sözler, aynı siyasetin, iktidar değişiminden sonra da sürdüreleceğine delalettir. Çünkü iktidar değişikliği, aynı emperyalistler tarafından tezgahlanmaktadır ve halk, sadece seyircidir; ortak edilmeyecektir.  Suriye'ye saldırtılan Emperyalist artıklar, her zaman Suriye askerlerinden daha techizatlı ve paralı idiler. Çoğunun akli dengesi de yerinde değildir. Suriye askerleri, ücretleri veya donanımları ile değil, vatan sevgileri ve kahramanlıkları sayesinde zaferi kazanıyorlar. Dolayısı ile teröristler için yeni bir donanım, ancak daha fazla kan ve gözyaşı sebebi olabilir, ama Suriye'nin azmini kıramaz, Suriye için bir yenilgi unsuru olamaz.  Bugün Suriye'nin Cenevre konferansına katılması, bir yenilgi veya aczin ifadesi değil, sadece dökülecek kan ve heder olan milli serveti en aza indirmek içindir. Halkını borçsuz yaşatan, eğitim ve sağlık hizmetlerini bedava sunan bir devlet adamlılığının gerektirdiği de budur. Esad bunu halkı için yapıp, dünyaya da ilan etmektedir. Suriye'nin savaş meydanında kazandıklarını masada kaybettirmek isteyenler, Esad'ın gönderdiği ve vatan aşkı ile yanan siyaset kurtları yerine, kendilerine uygun acemi çaylaklar aramalıdır.  Suriye kurtuluş savaşını verirken, tüm göstergeler, Türkiye'nin bir iç savaş olasılığına delalet etmektedir. Böyle bir savaş, hezimete uğrayan BOP projesi sahipleri ve onların maşalarının hezimet karşısındaki kazanımları için gereklidir, çünkü artık tam da eli boş dönemezler. Her ne kadar finansmanı despot petrol- ve aşiret-krallıklarından olup, savaşan kuklaları aynı coğrafyanın hasta ve serserilerinden oluşsa da, sona saklanan Türkiye'nin parçalanma ve Hatay'ı koparma planı, hezimet sonunda, hezimete karşılık önemli bir kazanım olacaktır.  Bu savaş için kullanılacak kozlar, etnik, dini, mezhepsel ve gerici unsurlardır. Erdoğan, açılım adı altında Türkiye'nin yumuşak karnını hazırlamıştır ve bu sözde açılımların en ufak bir kazanımı yoktur. Türkiye'nin parçalanması, kurmak istediği krallık için daha küçük ama daha güvenli bir devlet hayalini sağlamaktadır. Millet ve halk kavramı da, ümmetçi anlayışından dolayı, zaten yoktur ve bu nedenle bölünmede bir beis görmemektedir.  Boris Yeltzin, Türkiye'de hortlatılmaktadır. Boris Yelzin Rusyan'ın devlet başkanı iken, bir oyunla kahramanlaştırılmış, alkolik ve akli dengesi olmayan bir kukla idi. Aynı Erdoğan gibi, iktidara geçmek için her şeye hazır, basit bir adamdı. Danışmanları CIA'dan olup, Baltık devletlerini tanıyarak, Sovyetler Birliği'nin dağılmasını sağlamıştı.Tıpkı Erdoğan'ın yakında Türkiye'yi parçalayacağı gibi. Duma'yı(meclisi) topa tuttuğunda, batı tarafından 'demokrat' ilan edilmişti. Bir seferinde Almanya'ya vardığında, ilk işi, çalışan kadınların göğüslerini kurcalamak olmuştu. Çalışanlara 'Hoşumuza gitti!' dedirtilerek, olay kapatılmıştı. Erdoğan da, aynı yolda, yine CIA'nın rotasındadır. Bu kez ki koz, Baltık devletleri yerine, Kürt kozu olacaktır.  Burada ilk kapacakları yer, stratejik öneminden dolayı Hatay olacaktır. İçeride mezhep kavgaları yaratılarak, himaye teklif edilecektir. Kabul edene kadar da, her şey yapılacaktır. Örgütsüz halk için meşru müdafaa zemini yaratılacak, ancak örgütsüz olmamız nedeni ile, himaye teklif edilecek, ama vaad edilecekler, hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Benim kanım bu.  Suriye ise, artık örgütlüdür ve bir halk ordusu vardır. Kar kış demeden savaşan aslanları anlamak için, onların nasıl bir şevkle savaştıklarını görmek gerekir. Savaşan askerler, bir ekmek ve bir domatesle yetinebilmektedir. Onlar için vatan ekmeğine doyum olmaz. Bizim gemicik sultanları, havyarlarını, jambonlarını hatta kuş sütünü eksik etmesinler. Nasılsa tadı bir, o da kandır. Artık ustalaşmış durumdalar.   Suriye aslanlarını anlamak için, onların vatan sevgisini anlamak gerekir. Komutan Mihrac Ural'ın kız kardeşi sevgili Mihriban Ural'ın Keldağı'ndan Türkiye'ye bakarken yazdıklarını okumak gerekir. Onun vatan özleminin, dünyanın en büyük ozanlarından Nazım ustanın, sanatı ile ifade ettiği vatan özleminden aşağı kalır yanı yoktur. Ancak Mihriban Ural, bu sevgiyi Nazım'ın sanat gücü ile değil, içten ve yalın ifadesi ile tasvir etmektedir. Onun ifade biçimi ve duyguları, bir başka sanat, sanat içinde bir sanattır; tıpkı onları duyumsamak gibi...  Mihrac Ural ise, bu uğurda vasiyetini bile hazırlamış bir insandır. Ne bir mezar taşı, ne de kefen arayışındadır.  Onun bana verdiği vasiyet, hayatımın en onurlu ve en ağır sorumluluk taşıyan yüküdür.   Bu kahraman karşısında döktüğüm gözyaşları kadar göz yaşını, öz babamın ölümü dahil, hiç kimse için dökmedim. Bu denli ağlamaktan utandığım halde...Bana 'Gözyaşları dostluğun harcıdır' dedi. 'Kalemin güçlü' dedi, 'yorumumu yaparsın' dedi. Kalemim hiç bir zaman bu kadar yetersiz kalmamıştı. Güneşi Suriye'ye tekrar getiren adam, Mevlana değilim ki, Şems'i yazayım...  Ondan bu vasiyeti alırken hayatımın son isteğini sorsalar, bir saat dahi olsa, mezarımın, arkadaşım, yoldaşım ve ağbim Mihrac Ural'dan daha erken kazınmasıdır. Sırf öyle bir haberi duymamak, o anı yaşamamak için.   Emperyalistler, talan için yatırımlarını yaparken, Suriye'nin bu kahramanlarını hesaba katmak zorundadırlar.  Çünkü her Suriye neferi, aynı sevgi, vatanseverlik ve fedakarlık duygusuna sahiptir. Savaş, bütün bunlar ortaya koymaktadır.

Bu haber 836 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi