Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



21 Şubat Uluslararası Anadil Günü

SİZDEN GELENLER

26 Şubat 2014, 13:24

SİZDEN GELENLER

21 Şubatta yazmadım. Anadil hakkı için yazacak olanları bekledim. Suriye'deki kardeşleri için sessiz kalan halkım, anadil hakkı için de aynı sessizliği gösterecek mi, şeklinde test ettikten sonra, çıkacak ses yoğun da olsa, cılız da olsa, katkıda bulunmaya karar verdim. Baktım ki, kardeşlerinin katline sessiz kalanlar, dillerinin katline de sessiz kalmışlar.

Belgeler açılsın ve bakılsın, Hatay ilhak edildiğinde anadilde eğitim hakkı güvencesi verilmişti ve bu hak, bir günde gasp edildi. Halkımın saygın insanları, bir günde okuma yazma bilmeyen cahiller şeklinde itibarsızlaştırıldı. İtibarsızlaştırma, hali ile halkımıza adreslendi, medeni halkımızın kendine olan güveni zedelendi.

Hatay'ın ilhakı ne kadar yasa dışı ise, anadilde eğitim hakkını ihlal de, uluslar arası hukuk açısından, o denli yasa dışıdır. Hatay ilhak edildiğinde, yabancı dilde eğitim yapan sayısız okul vardı. Her milletin kendi dili ile eğitim yapan okulu ve ortak dilleri vardı ve hiç bir sorun yaratmıyordu. Bilakis, halk birbirine kenetleniyordu.

Çok partili yaşam, Türkiye'den önce Hatay'da vardı. Değişik etnisitelerden olan her halkın partileri vardı ve Hatay'ın ilhakına meşruiyet kazandırmak için yapılan göstermelik oylamaya, bu partiler katılmıştı.

Laiklik, din özgürlüğü olarak vardı, bu nedenle de Ermeniler ve diğer etnisiteler, Hatay'ın ilhakına karşı oy kullanmışlardı. O halde laiklik, Hatay'da Türkiye'den önce ve Türkiye'den daha çok vardı.

Halklar her etnisiteden temsil edildiklerinden dolayı, idare daha halkçı olmak zorundaydı, yani tüm halkları temsil ettiği için, yani daha fazla cumhuru veya her cumhuru temsil ettiği için, daha fazla cumhuriyetti.

Hatay adı verildi, yani 'Leva Skenderun' Hatay oldu ve tüm haklar lağvedildi. Ne hikmetse, Hatay Hitit(Eti) ülkesi sayıldı, Hittiler de Türk yapıldı. Hepsi Türk adlandırıldı, Türk'leştirildi ve asli, kadim halkların tarihin derinliklerinden gelen tüm meşru hakları lağvedildi. Oysa bu halk, yine Türk dilini en güzel konuşan halk oldu. Bu dili en çokta seven halk oldu. Yani dillerinin katlini hak etmedi.

Kültürlere saygı, en başta dile saygı, ondan önce de anadil hakkına saygı ile kendini gösterir. Sadece kendi diline saygı gösterip başka dillere saygısı olmayanlar, tek kültürü savunanlardır. Tek dili savunmak, ırkçılıktır, dar kafalılıktır, cehalettir, sosyal yeteneksizliktir. Irkçılığın en bariz emareleri, dile gösterilen saygısızlık ile ortaya çıkar. Üstün dil, üstün insan veya halk kavramı, dar görüşlülüğün ifadesidir. Başka dillerden korkmak, onları bastırmak istemek, kültürleri anlamamaktan oluşur. Bazen kültür zenginliğini bir halıya benzetenler, eğer bu sözleri kerhen söylemiyorsanız, eğer gerçekten kültürlü insanlarsanız, en başta halkların anadil hakkına saygı gösterirsiniz. Aksi taktirde, o anlamadığınız kültür ve dil zenginliklerinin tüccarı olursunuz sadece, birikiminden yararlanamazsınız.

Başka dilleri bastırarak kendi dilini yaymaya çalışmak, tarihin derinliklerinden gelip, dil ve kültürde odaklanan insanlık mirasından nasibini alamayanların tasarrufudur. Dolayısı ile kendi kültürünü özümsemiş insanların başka bir dili bastırma ihtiyacı olamaz. Başka dilleri bastırmak, kendi dil ve kültürüne güvenmemekten ve dolayısı ile kendi kültürünü tanımamaktan başlar. Medeniyet kılıçla getirilemez. İnsanlık, deneyimini ve uygarlığını dil ile ifade eder. Dil, ferdin de, toplumun da aynasıdır. Alfabesini kendisi kurmuş ve medeniyetini kendi alfabesi ile ifade etmiş Arap toplumun dilini yasaklamak, yeni nesillere de yanlış tarih dersi verme vebalini yükler. Kendi alfabesi ile, medeniyet yolunda ara vermeksizin yol alan uluslardan öğrenilecek çok şey vardır ve dil yasağı bunu engellemektedir. Savaşta onur arayanlar, barışta bile, bir insanlık yıkımından öte olmayan nasiplerini alırlar. Barış dahi, onları bir yıkım olan savaş kadar medeniyet koşusundan alıkoyar.
Fotoğraf: 21 Şubat uluslararası anadil günü   21 Şubatta yazmadım. Anadil hakkı için yazacak olanları bekledim. Suriye'deki kardeşleri için sessiz kalan halkım, anadil hakkı için de aynı sessizliği gösterecek mi,  şeklinde  test ettikten sonra, çıkacak ses yoğun da olsa, cılız da olsa,  katkıda bulunmaya karar verdim. Baktım ki, kardeşlerinin katline sessiz kalanlar, dillerinin katline de sessiz kalmışlar.  Belgeler açılsın ve bakılsın, Hatay ilhak edildiğinde anadilde eğitim hakkı güvencesi verilmişti ve bu hak, bir günde gasp edildi. Halkımın saygın insanları, bir günde okuma yazma bilmeyen cahiller şeklinde itibarsızlaştırıldı.  İtibarsızlaştırma, hali ile halkımıza adreslendi, medeni halkımızın kendine olan güveni zedelendi.   Hatay'ın ilhakı ne kadar yasa dışı ise, anadilde eğitim hakkını ihlal de, uluslar arası hukuk açısından, o denli yasa dışıdır. Hatay ilhak edildiğinde, yabancı dilde eğitim yapan sayısız okul vardı. Her milletin kendi dili ile eğitim yapan okulu ve ortak dilleri vardı ve hiç bir sorun yaratmıyordu. Bilakis, halk birbirine kenetleniyordu.  Çok partili yaşam, Türkiye'den önce Hatay'da vardı. Değişik etnisitelerden olan her halkın partileri vardı ve Hatay'ın ilhakına meşruiyet kazandırmak için yapılan göstermelik oylamaya, bu partiler katılmıştı.  Laiklik, din özgürlüğü olarak vardı, bu nedenle de Ermeniler ve diğer etnisiteler, Hatay'ın ilhakına karşı oy kullanmışlardı. O halde laiklik, Hatay'da Türkiye'den önce ve Türkiye'den daha çok vardı.  Halklar her etnisiteden temsil edildiklerinden dolayı, idare daha halkçı olmak zorundaydı, yani tüm halkları temsil ettiği için, yani daha fazla cumhuru veya her cumhuru temsil ettiği için, daha fazla cumhuriyetti.  Hatay adı verildi, yani 'Leva Skenderun' Hatay oldu ve  tüm haklar lağvedildi. Ne hikmetse, Hatay Hitit(Eti) ülkesi sayıldı, Hittiler de Türk yapıldı. Hepsi  Türk adlandırıldı, Türk'leştirildi ve asli, kadim halkların tarihin derinliklerinden gelen tüm meşru hakları lağvedildi. Oysa bu halk, yine Türk dilini en güzel konuşan halk oldu. Bu dili en çokta seven halk oldu. Yani dillerinin katlini hak etmedi.  Kültürlere saygı, en başta dile saygı, ondan önce de anadil hakkına saygı ile kendini gösterir. Sadece kendi diline saygı gösterip başka dillere saygısı olmayanlar, tek kültürü savunanlardır. Tek  dili savunmak, ırkçılıktır, dar kafalılıktır, cehalettir, sosyal yeteneksizliktir. Irkçılığın en bariz emareleri, dile gösterilen saygısızlık ile ortaya çıkar. Üstün dil, üstün insan veya halk kavramı, dar görüşlülüğün ifadesidir. Başka dillerden korkmak, onları bastırmak istemek, kültürleri anlamamaktan oluşur. Bazen kültür zenginliğini bir halıya benzetenler, eğer bu sözleri kerhen söylemiyorsanız, eğer gerçekten kültürlü insanlarsanız, en başta halkların  anadil hakkına saygı gösterirsiniz. Aksi taktirde, o anlamadığınız kültür ve dil zenginliklerinin tüccarı olursunuz sadece, birikiminden yararlanamazsınız.  Başka dilleri bastırarak kendi dilini yaymaya çalışmak, tarihin derinliklerinden gelip, dil ve kültürde odaklanan insanlık mirasından nasibini alamayanların tasarrufudur. Dolayısı ile kendi kültürünü özümsemiş insanların başka bir dili bastırma ihtiyacı olamaz. Başka dilleri bastırmak, kendi dil ve kültürüne güvenmemekten ve dolayısı ile kendi kültürünü tanımamaktan başlar. Medeniyet kılıçla getirilemez. İnsanlık, deneyimini ve uygarlığını dil ile ifade eder. Dil, ferdin de, toplumun da aynasıdır. Alfabesini kendisi kurmuş ve medeniyetini kendi alfabesi ile ifade etmiş Arap toplumun dilini yasaklamak, yeni nesillere de yanlış tarih dersi verme vebalini yükler. Kendi alfabesi ile, medeniyet yolunda ara vermeksizin yol alan uluslardan öğrenilecek çok şey vardır ve dil yasağı bunu engellemektedir. Savaşta onur arayanlar, barışta bile, bir insanlık yıkımından öte olmayan nasiplerini alırlar. Barış dahi, onları bir yıkım olan savaş kadar medeniyet koşusundan alıkoyar.   600 yıllık tarihlerinde bir matematikçi, bir sosyolog yetiştiremeyen Osmanlılar; ve siz Selçuklular, siz önce dil ile fethedildiniz, bu dil ile de yükseldiniz, ama bu dilin önemini hala idrak  edemediniz. Kaç alfabe değiştirdiniz, hala alfabeleri yasaklıyorsunuz. O zamanlar, tarihin en büyük kütüphanesini kuranların kütüphanesini yakmak kadar, alfabesini yasaklamakta, size bir kazanım getirmeyecektir.   Eğer bir devlet, vatandaşının en doğal hakkı olan anadilde eğitim gibi bir hakkını, teröre bulaşmadan, silaha sarılmadan, düzeni bozmadan, demokratik haklar dahilinde vermiyorsa, o devlet, vatandaşını teröre zorlamış olur. Terör dayatan bir devlet, terörist bir devlettir. Arap medeniyetinden yararlanarak bunca asırdır edindikleri deneyim, yasakladıkları dil sayesinde ise, getirisi eksik kalmış demektir. Arap dilini yasaklamak, Türklerin geçmişini üzerinde de, geleceği üzerinde de olumsuz etkiler yapar.  Dilleri sevmek, insanları sevmekle başlar. Sevginin en derin ifadesi de, kendini anadilde gösterir. Kültürlerin en asal değerleri de, kendilerini yine dilde gösterir. Kendi dillerine saygısı olmayanların kendi halklarına, başka dillere saygısı olmayanaların da başka halklara, yani insanlara saygısı olamaz. Dillere gösterilen saygı, kültürlere gösterilen saygıdır. Kültürlere olan saygı, insanlara gösterilen saygıdır. Halkının anadilini gasp eden bir devlet, halkını karşılıklı sevgi ve saygıdan men eder.  Vatandaşından, vergi, sadakat, seçime katılma, askerlik gibi yurttaşlık görevi bekleyen bir devletin, vatandaşına karşı da ana dil hakkını çok görmemesi gerekir. Ülke birliğini ancak bir dilde görmek, o ülke halkına karşı bir zulümdür ve bir seviyesizliğin ifadesidir. İnsanları idare etme yeteneği dar olanlar, tek tür arayışı içinde olurlar. Bu tür,  renk olarak ortaya çıktığı  gibi, kültür, din, mezhep, dil,  sosyal yapı gibi değişik ama özünde homojen yapıda kendini gösterir. Oysa bir halkı homojenleştirme, o halkı yoksullaştırmakla eş değerdir. Bir toplumdaki dillerin zenginliği, o toplumun hayal gücü ve ifade zenginliğini de beraberinde getirir. Bu zenginlik, kendini felsefi bakışta, sanatta, edebiyatta, hali ile sosyal yaşamın her yanında kendini gösterir. Birden fazla dil kullanan toplumlarda yaşayanlar, o toplumun değişik ifade biçimlerini ve değişik algılarını keşfeder. Örneğin  Türkçe'de nesnelere cinsiyet verirseniz, bir anlamı yoktur. Oysa başka dillerde nesnelerin erkil, dişil ve hatta nötr şeklindeki sınıflanmaları, yeni bir sınıflandırma mefhumunu ortaya koyar. Değişik yönlerden başlayan yazılar, değişik düşünme sanatını, yani yaratıcılığı körükler. Değişik atasözleri ve öyküler, dinleme hazını ve anlatma gücünü arttırır. Dolayısı ile bir toplumdaki değişik dillerin sakıncası olamaz, sadece kazanımı vardır ve bu kazanım muazzam bir kazanım ve muhteşem bir kazanımdır.  Devlet, dilimizi yasaklarken, aslında biz 22  ülkenin edebiyatını, dergi ve kitaplarını okuyacak, 22  ülkede iş kurup araştırma yapabilecek bir niğmetten, bir dilden mahrum olmaktayız. Bu kayıp, Türkiye'nin de kaybıdır.  Dilimizi, sadece var oluşundan çok sonra gelen din için kullanmak ve güncel yaşamın dışına çıkarmak, aynı zamanda gericiliğe soyunmaktır. Meşru anadil hakkı ile devlet, tarih önünde bir sınav vermektedir.  Cehaletin tahakkumu zordur.  Vergilerimizle, milli servetimizi komşu kardeş ülkelere kaçak silah ticareti yerine, anadilde eğitim için yatırım yapılmalıdır.   Asimilasyon, bir devlet terörüdür. Devlet terörü değil, anadil hakkı... Hemen, şimdi verilmelidir.

600 yıllık tarihlerinde bir matematikçi, bir sosyolog yetiştiremeyen Osmanlılar; ve siz Selçuklular, siz önce dil ile fethedildiniz, bu dil ile de yükseldiniz, ama bu dilin önemini hala idrak edemediniz. Kaç alfabe değiştirdiniz, hala alfabeleri yasaklıyorsunuz. O zamanlar, tarihin en büyük kütüphanesini kuranların kütüphanesini yakmak kadar, alfabesini yasaklamakta, size bir kazanım getirmeyecektir.

Eğer bir devlet, vatandaşının en doğal hakkı olan anadilde eğitim gibi bir hakkını, teröre bulaşmadan, silaha sarılmadan, düzeni bozmadan, demokratik haklar dahilinde vermiyorsa, o devlet, vatandaşını teröre zorlamış olur. Terör dayatan bir devlet, terörist bir devlettir. Arap medeniyetinden yararlanarak bunca asırdır edindikleri deneyim, yasakladıkları dil sayesinde ise, getirisi eksik kalmış demektir. Arap dilini yasaklamak, Türklerin geçmişini üzerinde de, geleceği üzerinde de olumsuz etkiler yapar.

Dilleri sevmek, insanları sevmekle başlar. Sevginin en derin ifadesi de, kendini anadilde gösterir. Kültürlerin en asal değerleri de, kendilerini yine dilde gösterir. Kendi dillerine saygısı olmayanların kendi halklarına, başka dillere saygısı olmayanaların da başka halklara, yani insanlara saygısı olamaz. Dillere gösterilen saygı, kültürlere gösterilen saygıdır. Kültürlere olan saygı, insanlara gösterilen saygıdır. Halkının anadilini gasp eden bir devlet, halkını karşılıklı sevgi ve saygıdan men eder.

Vatandaşından, vergi, sadakat, seçime katılma, askerlik gibi yurttaşlık görevi bekleyen bir devletin, vatandaşına karşı da ana dil hakkını çok görmemesi gerekir. Ülke birliğini ancak bir dilde görmek, o ülke halkına karşı bir zulümdür ve bir seviyesizliğin ifadesidir. İnsanları idare etme yeteneği dar olanlar, tek tür arayışı içinde olurlar. Bu tür, renk olarak ortaya çıktığı gibi, kültür, din, mezhep, dil, sosyal yapı gibi değişik ama özünde homojen yapıda kendini gösterir. Oysa bir halkı homojenleştirme, o halkı yoksullaştırmakla eş değerdir. Bir toplumdaki dillerin zenginliği, o toplumun hayal gücü ve ifade zenginliğini de beraberinde getirir. Bu zenginlik, kendini felsefi bakışta, sanatta, edebiyatta, hali ile sosyal yaşamın her yanında kendini gösterir. Birden fazla dil kullanan toplumlarda yaşayanlar, o toplumun değişik ifade biçimlerini ve değişik algılarını keşfeder. Örneğin Türkçe'de nesnelere cinsiyet verirseniz, bir anlamı yoktur. Oysa başka dillerde nesnelerin erkil, dişil ve hatta nötr şeklindeki sınıflanmaları, yeni bir sınıflandırma mefhumunu ortaya koyar. Değişik yönlerden başlayan yazılar, değişik düşünme sanatını, yani yaratıcılığı körükler. Değişik atasözleri ve öyküler, dinleme hazını ve anlatma gücünü arttırır. Dolayısı ile bir toplumdaki değişik dillerin sakıncası olamaz, sadece kazanımı vardır ve bu kazanım muazzam bir kazanım ve muhteşem bir kazanımdır.

Devlet, dilimizi yasaklarken, aslında biz 22 ülkenin edebiyatını, dergi ve kitaplarını okuyacak, 22 ülkede iş kurup araştırma yapabilecek bir niğmetten, bir dilden mahrum olmaktayız. Bu kayıp, Türkiye'nin de kaybıdır.

Dilimizi, sadece var oluşundan çok sonra gelen din için kullanmak ve güncel yaşamın dışına çıkarmak, aynı zamanda gericiliğe soyunmaktır. Meşru anadil hakkı ile devlet, tarih önünde bir sınav vermektedir.

Cehaletin tahakkumu zordur.

Vergilerimizle, milli servetimizi komşu kardeş ülkelere kaçak silah ticareti yerine, anadilde eğitim için yatırım yapılmalıdır.

Asimilasyon, bir devlet terörüdür. Devlet terörü değil, anadil hakkı... Hemen, şimdi verilmelidir.

Bu haber 817 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi