Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



YENİ BİR GÜNEŞ DOĞUYOR

SİZDEN GELENLER

06 Mart 2014, 07:42

SİZDEN GELENLER

İnsanlık tarihi iniş ve çıkışlarla doludur. Ancak çıkışlardan hiç bir iniş, inişlerden sonra hiç bir yokuş kendiliğinden gelmez. Çaba sarf etmeden kimseden bir şey bekleyemeyiz. Süreci yönlendirmede devrimci çaba ve örgütlenme çok önemlidir.


Doksanlı yıllar, kötü bir müjdeci idi. Devrim güneşinin karardığı yıllardı. Doğu blokunun çökmesi ile emperyalizm, tek kutuplu, tek altenatifli koşullarını dayatıyor, sosyal kazanımların hepsini tek tek yıkarak, mazlum ulusların üzerinde bir demokles kılıcı gibi sallanıyordu. Eğitim paralı hale geliyor, tedavi olanakları zorlaşıyor ve kazanılmış tüm sosyal hak ve değerler, sadece para ile ölçülüyordu.

Tao'un Konfüçyüs'e söylediği gibi, zengin insanlar, varlıklı anlarında arabalarını erzakla yollar, kıtlık anlarında sadece arabalarını yürütebilirlerdi. Kastettiği zenginlik, bilim ve bilinç idi. Ve o insanlar, değerli, yani zengin olanlar, halk için çalışan bilim adamları idi, aydınlardı. Onlar, insanların bilinç düzeylerinin karartıldığı dönemlerde, ancak arabalarını yürütüyor, her şeyin para ile ölçüldüğü düzende, bilinç zenginlikleri, sadece arabalarını yürütmeye yetiyordu. Bilim adamları cüzi paralarla yaşamaya çalışıyorlardı. Rüşveti meşrulaştırır gibi, 'Benim memurum işini bilir' diyen karanlık devlet adamları yetişiyordu.

Ama şimdi çağ değişiyor. Putin'in iktidara gelmesi ile değişen dünya dengesi, yeni bir umut veriyor. Putin, ülkesini mafyadan temizleyerek, halkını doğal gaz satışı ile refaha ulaştırıyor, silahlı kuvvetlerini modernleştiriyor ve batının tüm propaganda makinaları ile 'diktatör' karalamasına rağmen atağa geçerken, Çin ve Hindistan ile anlaşarak, emperyalizme dur diyor.

Birer üçüncü dünya ülkesi olan islam ülkeleri, emperyalizmin güdümünde olup, Sovyetler Birliğinin o antiemperyalist duruşunu anlamadı. Şimdi o antiemperyalist duruş tekrar var. Hataları ve doğruları ile Sovyetler Birliği, emperyalizm karşısındaki duruşu ile, onlara istedikleri gibi at onatmıyordu. O zamanlar yapılan anti komünist propagandalar, Sovyetler'i karalamaya yetiyordu. Ama şu an Rusya'nın değerini anlamayanlar, bu çağı da anlamayacaklardır.

Suriye silahları ile emperyalizme dur diyen Hizbullah'tan sonra, Suriye de, Rus silahları ile emperyalizme papucu ters giydirdi. Karşı bir strateji ile, İsrail'in saldırgan siyasetini savunma siyasetine dönüştürüyor, dengeleri değiştiriyor. Artık emperyalizmin, bir tarafı silahsızlandırarak, diğer tarafı kahramanlaştırma dönemi bitiyor, gerçek kahramanlar ortaya çıkıyor. Suriye, tüm olanaklarını seferber ediyor, emperyalizme karşı korkulu bir rüya haline geliyor. Suriye karşısında aciz kalan İsrail ve onun arkasındaki emperyalist güçler, tek çare olarak, Suriye'yi oyalamaya çalışıyor, hezimetlerini ertelemek, yenilgiyi kabul etmemek için, Suriye'deki vahşilere olmadık yardımlarını arttırırken, yeni bir cephe de açıyor. Bu cepheler, şimdilik Ukranya ve Vanezuela. Yine aynı vahşiler veya benzerlerini kullanarak. Ukranya'daki sözde özgür Suriye ordusu bayrağı ve gamalı haçlar(Svastika), yani Hitler'in bayrağı, hem Ukranya, hem de Vanezuela'daki terör şebekleri tarafından sallandırılıyor ki, bu onların kim olduklarını ortaya koyuyor: Yine aynı vahşiler. Batının kullandığı aynı katiller, aynı tecavüzcüler, aynı amaçlar için ve aynı emperyalist uşağı zihin özürlüsü maşalar...Batıda bunların adı, özgürlük savaşçıları. Batı emperyalizminin propaganda araçları, bunları batı yanlısı modern insanlar olarak görüyor, öyle tanıtıyor. Putin de güya 'diktatör' oluyor.

Zaten özgür suriye ordusu adı da, Suriye'nin bağımsızlık öncesi tarihini hatırlatıyor. Suriye Fransız işgali altında iken, Fransa da Almanya'nın işgali altında idi. O sıralar Churchill, Fransız ordusunun İngiliz ordusunun kumandası altına girmesini istiyordu. Buna itiraz eden De Gaulle, Fransız ordusunun adını 'Hür Fransız ordusu' adını alıyor, ki bu özgür Fransız ordusu olarakta tercüme edilebilir. Bayrakta zaten Fransa'nın koyduğu üç yıldızlı olunca, eski emperyalistlerin kuklaları olduklarını görmemek mümkün mü?

Yeni cepheleri sıralarken, yıllar önce okuduğum ve petrol üreten ülkeler topluluğu OPEC'i konu alan, Prof. Muhammed Ahrari'nin bir kitabı aklıma geldi. OPEC: The Failing Giant by Mohammed E. Ahrari (The University Press of Kentucky). Türkçesi: Düşen dev, OPEC. Prof. Muhammed Ahrari, yaklaşık bin sayfalık kitabında, Opec'in kuruluşundan itibaren tarihçesini anlatıyor. İktidara geldiğinden beri batının hedefinde olan rahmetli albay Kaddafi'nin neden hedef olduğunu, emperyalizmin ona neden bu kadar diş bilediğini o an anladım. Kaddafi'nin sonunu hepimiz gördük, ama Kaddafi'in emperyalizm ile nasıl mücadele ettiğini bilenler azdır. Muahammed Ahrari kitabında, Amerika'nın petrol üreten çok önemli üç ülkeden birinden vaz geçebileceğini, ama ikisinden hiç bir zaman vaz geçemeyeceğini, bunu için her şeyi yapableceğini yazıyor. Bu ülkeler: İran, Irak ve Suudi Arabistan idi. Şu İran ve Irak, Amerikan'nın elinde değil, sadece S.Arabistan var. Emperyalizm, bir kırılma noktası yaşıyor.

Petrol üreten ülkelerin endüstri ülkeleri ile mücadelelerini anlamak, emperyalizmi anlamak için çok önemli bir konu.

Saddam Hüseyin döneminde geçici olarak Opec'i devre dışı bırakabilen İngiltere, kuzeydeki petrol kaynaklarını kullanarak, Irak'ın işgali için, ekonomik zemini hazırlamıştı. Irak, majestelerinin doktrinine uygun olarak hep demir yumrukla yönetilecekti. Oysa şimdi dengeler değişiyor, çaresiz kalan batı, Petrol zengini Vanezuela ve Ukranya'yı tehdit edip öç almaya çalışıyor, petrol ihtiyacı için yeni bir alternatif yaratmak istiyor. Ayrıca, Rusya'dan Suriye'deki mert duruşunun intikamını almak istiyordu. Putin, batının propaganda kanalları ile tüm 'diktatör' karalamalarına rağmen, yine Hitler'in ibarelerini kullanan bu vahşilere karşı, ikinci dünya savaşındaki galibiyetin de ötesinde bir zafer için hazırlanıyor. Tüm ezilmiş ulusların umudu haline gelen Putin, yeni bir çağın müjdesini veriyor. Bir zamanlar Vietnam'ın kurtuluşunu(1969) sağlayan Sovyetler Birliği gibi, şimdi de Rusya, Suriye'nin yanında, anti emperyalist çizgideki yerini koruyor, Suriye'nin emperyalist artığı vahşilerin varlığının sona erdirilmesine olanak sağlıyor. Suriye, artık zafer koşusunda yokuşu çıkmış, inişine geçmiş ve vahşilere son darbeyi indirmeye hazırlanıyor. Dünyada Amerika'yı tek alternatif olarak görenler, şimdi görüş değiştiriyorlar. Vatanseverler umutla, işbirlikçiler korku ile izliyor...
Fotoğraf: YENİ BİR GÜNEŞ DOĞUYOR  İnsanlık tarihi iniş ve çıkışlarla doludur. Ancak çıkışlardan hiç bir iniş, inişlerden sonra hiç bir yokuş kendiliğinden gelmez. Çaba sarf etmeden kimseden bir şey bekleyemeyiz. Süreci yönlendirmede devrimci çaba ve örgütlenme çok önemlidir.    Doksanlı yıllar, kötü bir müjdeci idi. Devrim güneşinin karardığı yıllardı. Doğu blokunun çökmesi ile emperyalizm, tek kutuplu, tek altenatifli  koşullarını dayatıyor, sosyal kazanımların hepsini tek  tek yıkarak, mazlum ulusların üzerinde bir demokles kılıcı gibi sallanıyordu. Eğitim paralı hale geliyor, tedavi olanakları zorlaşıyor ve kazanılmış tüm sosyal hak ve değerler, sadece para ile ölçülüyordu.  Tao'un Konfüçyüs'e söylediği gibi, zengin insanlar, varlıklı anlarında arabalarını erzakla yollar, kıtlık anlarında sadece arabalarını yürütebilirlerdi. Kastettiği zenginlik, bilim ve bilinç idi. Ve o insanlar, değerli, yani zengin olanlar, halk için çalışan bilim adamları idi, aydınlardı. Onlar, insanların bilinç düzeylerinin karartıldığı dönemlerde,  ancak arabalarını yürütüyor, her şeyin para ile ölçüldüğü düzende, bilinç zenginlikleri, sadece arabalarını yürütmeye yetiyordu. Bilim adamları cüzi paralarla yaşamaya çalışıyorlardı. Rüşveti meşrulaştırır gibi, 'Benim memurum işini bilir' diyen karanlık devlet adamları yetişiyordu.  Ama şimdi çağ değişiyor. Putin'in iktidara gelmesi ile değişen dünya dengesi, yeni bir umut veriyor. Putin, ülkesini mafyadan temizleyerek, halkını doğal gaz satışı ile refaha ulaştırıyor, silahlı kuvvetlerini modernleştiriyor ve batının tüm propaganda makinaları ile 'diktatör' karalamasına rağmen atağa geçerken, Çin ve Hindistan ile anlaşarak, emperyalizme dur diyor.   Birer üçüncü dünya ülkesi olan islam ülkeleri, emperyalizmin güdümünde olup, Sovyetler Birliğinin o antiemperyalist duruşunu anlamadı. Şimdi o antiemperyalist duruş tekrar var. Hataları ve doğruları ile Sovyetler Birliği, emperyalizm karşısındaki duruşu ile, onlara istedikleri gibi at onatmıyordu. O zamanlar yapılan anti komünist propagandalar, Sovyetler'i karalamaya yetiyordu. Ama şu an Rusya'nın değerini anlamayanlar, bu çağı da anlamayacaklardır.  Suriye silahları ile emperyalizme dur diyen Hizbullah'tan sonra, Suriye de, Rus silahları ile emperyalizme papucu ters giydirdi. Karşı bir strateji ile, İsrail'in saldırgan siyasetini savunma siyasetine dönüştürüyor, dengeleri değiştiriyor. Artık emperyalizmin, bir tarafı silahsızlandırarak, diğer tarafı kahramanlaştırma dönemi bitiyor, gerçek kahramanlar ortaya çıkıyor. Suriye, tüm olanaklarını seferber ediyor, emperyalizme karşı korkulu bir rüya haline geliyor. Suriye karşısında aciz kalan İsrail ve onun arkasındaki emperyalist güçler, tek çare olarak, Suriye'yi oyalamaya çalışıyor, hezimetlerini ertelemek, yenilgiyi kabul etmemek için, Suriye'deki vahşilere olmadık yardımlarını arttırırken, yeni bir cephe de açıyor. Bu cepheler, şimdilik Ukranya ve Vanezuela. Yine aynı vahşiler veya benzerlerini kullanarak. Ukranya'daki sözde özgür Suriye ordusu bayrağı ve gamalı haçlar(Svastika), yani Hitler'in bayrağı, hem Ukranya, hem de Vanezuela'daki terör şebekleri  tarafından sallandırılıyor ki, bu onların kim olduklarını ortaya koyuyor: Yine aynı vahşiler. Batının kullandığı aynı katiller, aynı tecavüzcüler, aynı amaçlar için ve aynı emperyalist uşağı zihin özürlüsü maşalar...Batıda bunların adı, özgürlük savaşçıları. Batı emperyalizminin propaganda araçları, bunları batı yanlısı modern insanlar olarak görüyor, öyle tanıtıyor. Putin de güya 'diktatör' oluyor.  Zaten özgür suriye ordusu adı da, Suriye'nin bağımsızlık öncesi tarihini hatırlatıyor. Suriye Fransız işgali altında iken, Fransa da Almanya'nın işgali altında idi. O sıralar Churchill, Fransız ordusunun İngiliz ordusunun kumandası altına girmesini istiyordu. Buna itiraz eden De Gaulle, Fransız ordusunun adını 'Hür Fransız ordusu' adını alıyor, ki bu özgür Fransız ordusu olarakta tercüme edilebilir. Bayrakta zaten Fransa'nın koyduğu üç yıldızlı olunca, eski emperyalistlerin kuklaları olduklarını görmemek mümkün mü?  Yeni cepheleri sıralarken, yıllar önce okuduğum ve petrol üreten ülkeler topluluğu OPEC'i konu  alan,  Prof. Muhammed Ahrari'nin bir kitabı aklıma geldi. OPEC: The Failing Giant by Mohammed E. Ahrari (The University Press of Kentucky). Türkçesi: Düşen dev, OPEC. Prof. Muhammed Ahrari, yaklaşık bin sayfalık kitabında, Opec'in kuruluşundan itibaren tarihçesini anlatıyor. İktidara geldiğinden beri batının hedefinde olan rahmetli albay Kaddafi'nin neden hedef olduğunu, emperyalizmin ona neden bu kadar diş bilediğini o an anladım. Kaddafi'nin sonunu hepimiz gördük, ama Kaddafi'in emperyalizm ile nasıl mücadele ettiğini bilenler azdır. Muahammed Ahrari kitabında, Amerika'nın petrol üreten çok önemli üç ülkeden birinden  vaz geçebileceğini, ama ikisinden hiç bir zaman vaz geçemeyeceğini, bunu için her şeyi yapableceğini yazıyor. Bu ülkeler: İran, Irak ve Suudi Arabistan idi. Şu İran ve Irak, Amerikan'nın elinde değil, sadece S.Arabistan var. Emperyalizm, bir kırılma noktası yaşıyor.  Petrol üreten ülkelerin endüstri ülkeleri ile mücadelelerini anlamak, emperyalizmi anlamak için çok önemli bir konu.  Saddam Hüseyin döneminde geçici olarak Opec'i devre dışı bırakabilen İngiltere, kuzeydeki petrol kaynaklarını kullanarak, Irak'ın işgali için, ekonomik zemini hazırlamıştı. Irak, majestelerinin doktrinine uygun olarak hep demir yumrukla yönetilecekti. Oysa şimdi dengeler değişiyor, çaresiz kalan batı, Petrol zengini Vanezuela ve Ukranya'yı tehdit edip öç almaya çalışıyor, petrol ihtiyacı için yeni bir alternatif yaratmak istiyor. Ayrıca, Rusya'dan Suriye'deki mert duruşunun intikamını almak istiyordu. Putin, batının propaganda kanalları ile tüm 'diktatör' karalamalarına rağmen, yine Hitler'in ibarelerini kullanan bu vahşilere karşı, ikinci dünya savaşındaki galibiyetin de ötesinde bir zafer için hazırlanıyor. Tüm ezilmiş ulusların umudu haline gelen Putin, yeni bir çağın müjdesini veriyor. Bir zamanlar Vietnam'ın kurtuluşunu(1969) sağlayan Sovyetler Birliği gibi, şimdi de Rusya, Suriye'nin yanında, anti emperyalist çizgideki yerini koruyor, Suriye'nin emperyalist artığı vahşilerin varlığının sona erdirilmesine olanak sağlıyor. Suriye, artık zafer koşusunda yokuşu çıkmış,  inişine geçmiş ve vahşilere son darbeyi indirmeye hazırlanıyor. Dünyada Amerika'yı tek alternatif olarak görenler, şimdi görüş değiştiriyorlar. Vatanseverler umutla, işbirlikçiler korku ile izliyor...  Artık ezilen ulusların umutla baktığı yeni bir çağı oluşturmanın zamanı geldi. Doğa, onu yıkan insandan intikam almaya başlıyor. Savaşların ve silahların etkisi ile dünya kavrulup hastalıklar yaygınlaşırken, silah yerine ekmek, savaş yerine hastahane, okul yapacak bir düzen kurmanın zamanı geldi. Güzel dünyamızın yaralarını sarmanın zamanı geldi. Hepsi, emperyalizmin yıkılmasına bağlı.   Türkiye'ye yaşamı ve mutluluğu yıkacak bir iklim değişikliği geliyor. Çocuklarımız, kışın +4 derece, yazın +6 derece artan bir ısıda hayatlarını sürdürecekler. Yaşlı Annelerimiz için zor bir yaşam. Dünyanın geri kalan kaynakları ile barış düzenini kuramazsak, insanlığın, 'gelişen varlıklar' tanımı yerine, 'gelişimi ile kendini yok eden yaratıklar' şeklindeki tanımı geçerli olacaktır.   Tarlalar açlığa karşı ekilmeli, silahlar için değil. Bundan sonra çocuklarımız bebekleri ile oynasın, silahlar ile değil. Bunların hepsi, emperyalist dayatmaları yıkmaktan geçer.  Artık son işbirlikçileri yıkalım ve bu ivmeyi yükselterek diğer halklara umut verelim. En başta tescilli orta doğu ajanlarını, hırsızları, orta çağ kafalı, özgürlüğe karşı tesettürlü ve dolayısı ile özürlü zihinleri yıkalım.   30 mart, bize dayatılan alternatif iktidarların değil, halkın, sokaklardaki kitlelerin umut kazandığı bir tarih olsun. Parlamento, sokaktaki kitlelerin vekili olacaksa, sokaklardaki kitlelerin hizmetinde olmalıdır, entrikacıların değil. Sokakları işgalden, haramilerin iktidarını yıkana kadar yılmayalım. Kurtulan bir Türkiye, kurtulan bir Ortadoğu'yu yaratabilir. Ukrayna daha işgal edilmeden önce, orduya kurulan kumpasın önce deniz kuvvetlerine kurulması tesadüf olamaz. Türkiye'nin önemli bir  kazanımı olan Montrö anlaşmasını Amerika'ya karşı bu savaşta koruyacak olan, en başta deniz kuvvetleridir ve ilk darbe onlara yapıldı. Bu bir tesadüf olabilir mi?  En büyük silahımız ve gücümüz örgütlenmektir. Muhtaç olduğumuz bilinç, kasvet ve deneyim, bu direniş için yeterli olmalıdır. Aksi taktirde, daha beteri yolda olacaktır. Kendi diktatörümüzden başlayalım. Düzen partilerini ve haramilerin saltanatını hezimete uğratalım. Yeni bir çağ, yeni bir düzen için örgütlenelim.  Mısır'ın başardığını biz de başarabiliriz. Verilecek en ufak bir taviz, yeni bir hegemonyayı getirecektir. Emperyalistlerin acz içerisinde oldukları bu yeni çağın ipini bırakmayalım. Açların, kimsesizlerin, fakir fukaranın, engellilerin, yaşlıların, çocukların hakkı için; bilim için, kardeşlik için, güzel çimenlerin, mavi göğün ve güzel ağaçların, çiçeklerin hakkı için. Kısaca, tüm yoksullar ezilenler ve tüm için...

 Artık ezilen ulusların umutla baktığı yeni bir çağı oluşturmanın zamanı geldi. Doğa, onu yıkan insandan intikam almaya başlıyor. Savaşların ve silahların etkisi ile dünya kavrulup hastalıklar yaygınlaşırken, silah yerine ekmek, savaş yerine hastahane, okul yapacak bir düzen kurmanın zamanı geldi. Güzel dünyamızın yaralarını sarmanın zamanı geldi. Hepsi, emperyalizmin yıkılmasına bağlı.

Türkiye'ye yaşamı ve mutluluğu yıkacak bir iklim değişikliği geliyor. Çocuklarımız, kışın +4 derece, yazın +6 derece artan bir ısıda hayatlarını sürdürecekler. Yaşlı Annelerimiz için zor bir yaşam. Dünyanın geri kalan kaynakları ile barış düzenini kuramazsak, insanlığın, 'gelişen varlıklar' tanımı yerine, 'gelişimi ile kendini yok eden yaratıklar' şeklindeki tanımı geçerli olacaktır.

Tarlalar açlığa karşı ekilmeli, silahlar için değil. Bundan sonra çocuklarımız bebekleri ile oynasın, silahlar ile değil. Bunların hepsi, emperyalist dayatmaları yıkmaktan geçer.

Artık son işbirlikçileri yıkalım ve bu ivmeyi yükselterek diğer halklara umut verelim. En başta tescilli orta doğu ajanlarını, hırsızları, orta çağ kafalı, özgürlüğe karşı tesettürlü ve dolayısı ile özürlü zihinleri yıkalım.

30 mart, bize dayatılan alternatif iktidarların değil, halkın, sokaklardaki kitlelerin umut kazandığı bir tarih olsun. Parlamento, sokaktaki kitlelerin vekili olacaksa, sokaklardaki kitlelerin hizmetinde olmalıdır, entrikacıların değil. Sokakları işgalden, haramilerin iktidarını yıkana kadar yılmayalım. Kurtulan bir Türkiye, kurtulan bir Ortadoğu'yu yaratabilir. Ukrayna daha işgal edilmeden önce, orduya kurulan kumpasın önce deniz kuvvetlerine kurulması tesadüf olamaz. Türkiye'nin önemli bir kazanımı olan Montrö anlaşmasını Amerika'ya karşı bu savaşta koruyacak olan, en başta deniz kuvvetleridir ve ilk darbe onlara yapıldı. Bu bir tesadüf olabilir mi?

En büyük silahımız ve gücümüz örgütlenmektir. Muhtaç olduğumuz bilinç, kasvet ve deneyim, bu direniş için yeterli olmalıdır. Aksi taktirde, daha beteri yolda olacaktır. Kendi diktatörümüzden başlayalım. Düzen partilerini ve haramilerin saltanatını hezimete uğratalım. Yeni bir çağ, yeni bir düzen için örgütlenelim.

Mısır'ın başardığını biz de başarabiliriz. Verilecek en ufak bir taviz, yeni bir hegemonyayı getirecektir. Emperyalistlerin acz içerisinde oldukları bu yeni çağın ipini bırakmayalım. Açların, kimsesizlerin, fakir fukaranın, engellilerin, yaşlıların, çocukların hakkı için; bilim için, kardeşlik için, güzel çimenlerin, mavi göğün ve güzel ağaçların, çiçeklerin hakkı için. Kısaca, tüm yoksullar ezilenler ve tüm için...
 
 
 
 

Bu haber 827 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi