Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



KILICIN KESTiĞİ KALEMLER- Cemil El HAYEK

SİZDEN GELENLER

09 Ocak 2015, 15:19

SİZDEN GELENLER

Dün Paris’te kırılan kalemler, İslam’ın yüz karası güruhun Paris çıkarması idi. Nerede olursa olsun, çağdaş yaşamın düşmanı bu güruh, Paris’te ne tehditkâr NATO’yu, ne de Libya’yı vuran Mirage’leri vurdu; Bilakis, laik kalemleri vurdu. Paris’te yapılan bu saldırı, tüm ırkçıları sevindirmiş, BOP savaş lortlarının hedef şaşırtmalarına da yardımcı olmuştur.

İster çağa bakışları ile olsun, ister emperyalizmin kılavuzluğunda olsun, İslam nüfuslu ülkelerin gelişmelerinin karşısında olan Vahabi/İslami haydutlar veya şu an başbakanlık masasındaki şahsın ifadesi ile ‘unsurlar’, bulundukları her zemine ateş düşürmeğe yöneliktirler. Onları yaratan, Libya’ya gönderen, şimdi de Suriye’ye süren ‘unsurlar’dan ise, ne bir itiraf, ne de ciddi bir mücadele görüyoruz. IŞİD vahşetine cidden karşı olan var ise, Suriye’nin yanında olur.

Diktatörleri yarattıktan sonra, faturayı o ülkelere çıkaran emperyalistler, şimdi paylaşım savaşlarında, halklarını arkalarına alacaklar ve o halklardan belkide hiç kimse, bu katillerin esas mağdurlarının biz ve özgürlüğümüz olduğunu bilmeyecek, iplerin kimde olduğunu anlamayacak. Bilmiyorlar ki, bu katillerin Orta Doğu kılavuzu ve baş destekçisi, şu an kendi katkıları ile, bizde, devletin en yüksek makamını işgal ediyor. Kendileri tarafından IŞİD’e yardım ettiği tescil edilen bir kral bozuntusu ve ‘medeni’ dünya, bize dinimizi öğretecek, öyle mi?

Eğer Avrupa ülkeleri bize bariz bir şekilde Hikmetyar vahabi’sinin müridi olan adamı demokrat olarak kabul ettiriyorsa, vahabi/IŞİD/Kaide katillerinin vahşetine ses çıkarmamalı. Onlara karşı olan bizlerse, onları lanetleriz.

Bizde yayınlanmamış kitapları yasaklayan ve yazarlarını hapse tıkan hangi zihniyet ise, Paris’te karikatüristleri katleden zihniyetin ta kendisidir.
Biz batılı emperyalistlerin demokrasimizi kurmalarını beklemiyoruz, ancak başımıza musallat ettikleri haramileri demokrat gibi sunup, işbirlikçilerinin katliamlarını islamifobia olarak yansıtırken, emperyalist amaçlarını haklı çıkarmanın arkasındaki sinsi emellere işaret etmek istiyorum.

IŞİD’e giden lojistiğin güzergahı Türkiye’dir. Merak eden, Hatay havaalanına gitsin ve gelen katilleri saysın. Bunlar ne yer, ne içer? Yediklerinin bir tanesini mir komutan fotoğrafı ile gösterip, ayağı ile ezmişti. ‘Halal meat, made in USA’; Güzergahı da Türkiye.

Eyer IŞİD'in hamisi MİT’ten hesap sormak, cumhurbaşbakan tarafından önlenmişse, sorumluluk, onlara bu muafiyeti getirenindir; Yani tüm katliamlardan sorumlu olan, bizim cumhrubaşbakanımızdır. Demokrasilerde hiç kimseye sorumsuzluk yetkisi verilemez. Veren olursa, suçlu da kendisi olur. O halde, IŞİD’in tüm döktükleri kanın esas sorumlusu, Erdoğan’dır ve Amerika'sız, israil'siz adım atamaz..

Erdoğan’ın meşhur bir söylemi vardır:’ İddia sahibi, iddiasını ispatlamak zorundadır’. Hukuki bir ibaredir ve doğrudur. Ancak suçlu, tüm kanıtları imha ediyorsa, zanlı, suçsuz olduğunu ispat edene kadar suçludur ve iddia sahibi, hiçbir şeyi ispatlamak zorunda kalmaz. İddia sahibinden, ancak demokratik ortamda, delillerin ortadan kaldırılmadığı bir ortamda, iddiasını ispatlaması istenebilir. O halde, Suriye’ye giden TIR’ların ve ambülansların aranmasını engelleyen, başta Erdoğan olmak üzere, tüm devlet erkanı, töhmet altındadır ve terörizm yardakçısıdırlar.

Bunları söylemek, elbetteki, bu sözlere sık sık maruz kalan sakar Kemal’e düşerdi; Ama o, şimdi gelen trene bakmakla meşgul.

Düşünün ki, dört bakan, aklanma sözü verildiği halde, yüce divana gitmemek için, hem gerçekleri itiraf etmekle tehdit edebiliyor, hem de gitmemek için yalvarıyor. Rüşvetleri o kadar aşikar ki, kendi hakimlerine bile güvenemiyorlar; Hukuk 'el öptüğü halde'. Çünkü hırsızların dostluğu bellidir ve her an birbirlerine kazık atabilirler.

Bu denli hırsızlıkla aşina kişilerin yargısını tarih yaparken, yakın bir zamanda da, yaptıklarının hesabını vereceklerini ümit ediyoruz. Çünkü süreç, yıl ve günlerle ölçülmüyor.

Peki ya katiller? Ne zamana kadar kan dökecekler? Kaç Anne ağlayacak, kaç çocuk yetim kalacak?

Kimse bizi Çeçen haydutlarını savunmaya zorlamadı. Sırf Rus düşmanlığı nedeni ile, Çeçen katilleri desteklendi. Şimdi Bağdadi’ye rakip RTE, biat edinceye kadar, Sultanahmet’te gezinen savaş fahişelerinin canlı bombalı hallerine tahammül edecek.

Emperyalizme hangi hizmeti yaparsanız, altında kalırsınız. Daha önceki kukla diktatörlerin sonlarına bakın, bugünkü kukla diktatörlerin sonunu görün!

KILICIN KESTiĞİ KALEMLER

Dün Paris’te kırılan kalemler, İslam’ın yüz karası güruhun Paris çıkarması idi. Nerede olursa olsun, çağdaş yaşamın düşmanı bu güruh, Paris’te ne tehditkâr NATO’yu, ne de Libya’yı vuran Mirage’leri vurdu; Bilakis, laik kalemleri vurdu. Paris’te yapılan bu saldırı, tüm ırkçıları sevindirmiş, BOP savaş lortlarının hedef şaşırtmalarına da yardımcı olmuştur.

İster çağa bakışları ile olsun, ister emperyalizmin kılavuzluğunda olsun, İslam nüfuslu ülkelerin gelişmelerinin karşısında olan Vahabi/İslami haydutlar veya şu an başbakanlık masasındaki şahsın ifadesi ile ‘unsurlar’, bulundukları her zemine ateş düşürmeğe yöneliktirler. Onları yaratan,  Libya’ya gönderen, şimdi de Suriye’ye süren ‘unsurlar’dan ise, ne bir itiraf, ne de ciddi bir mücadele görüyoruz. IŞİD vahşetine cidden karşı olan var ise, Suriye’nin yanında olur.

Diktatörleri yarattıktan sonra, faturayı o ülkelere çıkaran emperyalistler, şimdi paylaşım savaşlarında, halklarını arkalarına alacaklar ve o halklardan belkide hiç kimse, bu katillerin esas mağdurlarının biz ve özgürlüğümüz olduğunu bilmeyecek, iplerin kimde olduğunu anlamayacak. Bilmiyorlar ki, bu katillerin Orta Doğu kılavuzu ve baş destekçisi, şu an kendi katkıları ile, bizde,  devletin en yüksek makamını işgal ediyor. Kendileri tarafından IŞİD’e yardım ettiği tescil edilen bir kral bozuntusu ve ‘medeni’ dünya, bize dinimizi öğretecek, öyle mi?

Eğer Avrupa ülkeleri bize bariz bir şekilde Hikmetyar vahabi’sinin müridi olan adamı demokrat olarak kabul ettiriyorsa, vahabi/IŞİD/Kaide katillerinin vahşetine ses çıkarmamalı. Onlara karşı olan bizlerse, onları lanetleriz. 

Bizde yayınlanmamış kitapları yasaklayan ve yazarlarını hapse tıkan hangi zihniyet ise, Paris’te karikatüristleri katleden zihniyetin ta kendisidir.
Biz batılı emperyalistlerin demokrasimizi kurmalarını beklemiyoruz, ancak başımıza musallat ettikleri haramileri demokrat gibi sunup, işbirlikçilerinin katliamlarını islamifobia olarak yansıtırken, emperyalist amaçlarını haklı çıkarmanın arkasındaki sinsi emellere işaret etmek istiyorum.

IŞİD’e giden lojistiğin güzergahı Türkiye’dir. Merak eden, Hatay havaalanına gitsin ve gelen katilleri saysın. Bunlar ne yer, ne içer? Yediklerinin bir tanesini mir komutan fotoğrafı ile gösterip, ayağı ile ezmişti. ‘Halal meat, made in USA’; Güzergahı da Türkiye.

Eyer IŞİD'in hamisi MİT’ten hesap sormak, cumhurbaşbakan tarafından önlenmişse, sorumluluk, onlara bu muafiyeti getirenindir; Yani tüm katliamlardan sorumlu olan, bizim cumhrubaşbakanımızdır. Demokrasilerde hiç kimseye sorumsuzluk yetkisi verilemez. Veren olursa, suçlu da kendisi olur. O halde, IŞİD’in tüm döktükleri kanın esas sorumlusu, Erdoğan’dır ve Amerika'sız, israil'siz adım atamaz.. 

Erdoğan’ın meşhur bir söylemi vardır:’ İddia sahibi, iddiasını ispatlamak zorundadır’. Hukuki bir ibaredir ve doğrudur. Ancak suçlu, tüm kanıtları imha ediyorsa, zanlı, suçsuz olduğunu ispat edene kadar suçludur ve iddia sahibi, hiçbir şeyi ispatlamak zorunda kalmaz. İddia sahibinden, ancak demokratik ortamda, delillerin ortadan kaldırılmadığı bir ortamda, iddiasını ispatlaması istenebilir. O halde, Suriye’ye giden TIR’ların ve ambülansların aranmasını engelleyen, başta Erdoğan olmak üzere, tüm devlet erkanı, töhmet altındadır ve terörizm yardakçısıdırlar.

Bunları söylemek, elbetteki,  bu sözlere sık sık maruz kalan sakar Kemal’e düşerdi; Ama o, şimdi gelen trene bakmakla meşgul.

Düşünün ki, dört bakan, aklanma sözü verildiği halde, yüce divana gitmemek için, hem gerçekleri itiraf etmekle tehdit edebiliyor, hem de gitmemek için yalvarıyor. Rüşvetleri o kadar aşikar ki, kendi hakimlerine bile güvenemiyorlar; Hukuk 'el öptüğü halde'. Çünkü hırsızların dostluğu bellidir ve her an birbirlerine kazık atabilirler. 

Bu denli hırsızlıkla aşina kişilerin yargısını tarih yaparken, yakın bir zamanda da,  yaptıklarının hesabını vereceklerini ümit ediyoruz. Çünkü süreç, yıl ve günlerle ölçülmüyor.

Peki ya katiller? Ne zamana kadar kan dökecekler? Kaç Anne ağlayacak, kaç çocuk yetim kalacak? 

Kimse bizi Çeçen haydutlarını savunmaya zorlamadı. Sırf Rus düşmanlığı nedeni ile, Çeçen katilleri desteklendi. Şimdi Bağdadi’ye rakip RTE, biat edinceye kadar, Sultanahmet’te gezinen savaş fahişelerinin canlı bombalı hallerine tahammül edecek.

Emperyalizme hangi hizmeti yaparsanız, altında kalırsınız. Daha önceki kukla diktatörlerin sonlarına bakın, bugünkü kukla diktatörlerin sonunu görün!

Bu haber 583 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi