Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



PARİS'TE HARÇ BİTTİ İNŞAAT PAYDOS

H. Hamza Erdem

10 Ocak 2015, 16:59

H. Hamza Erdem

 

          Fransa’daki ‘El Kaide Operasyonu’ tamamlandı.

          Charlie Hebdo katliamı ve Montrouge’da bir polisin öldürülmesi ile başlayan ve haklı olarak dünyayı ayağa kaldıran olaylar, üçüncü gününde sonuçlandı.

          Fransız Devleti, bir ‘devlet’ olmanın gerektirdiği biçimde davrandı.

          Başta cumhurbaşkanı olmak üzere, hiçbir yetkilinin ağzından ‘çelişkili’ ve ‘yanıltıcı bilgi’ çıkmadı.

          Kimi ‘medya yorumcuları’ da, dünyanın geri kalanında olduğu gibi, çok bilmişliklerini ve o arada ‘duygu’ ve ‘önyargı’larını kusmaktan geri kalmadılar.

          Bunlardan başında Philippe Tesson adındaki ‘artist’ gelmektedir. Artist derken, aktör değil ama, daha çok tiyatro üzerine çalışırken televiyon ve dergilerde ‘her türlü konuda’ görüş belirten kişi demek istiyorum.

          Philippe Tesson Le Point dergisinde, Paris olaylarının en yoğun günü olan 8 Ocak günü, « savaştayız » ama « savaşmak zorunda bırakıldık » diye yazmaya başladı.  Ve « hümanizm bahanesiyle düşmanlarımızın içimize sızmasına olanak verdik » diye eklemekten de çekinmedi.

          Zaten aynı gün, Le Point dergisi « Muhammed’din gerçek yaşamı : aşk, savaş, kadın »ı ‘kapak’ yapmaktaydı.

          Yani, aklı başında herkesin destekleyebileceği, bir ‘ulusal birlik’ hareketini, Tesson ve benzeri ‘medya mensupları’nın yönlendirmeye çalışacakları ve ‘birlik’ derken bu kez daha şiddetli bir ‘bölünme’ yaratabilecekleri olasılığı da ortaya çıkmış oldu.

          Kaldı ki ‘Cumhuriyet için birlik’ mitingine sağcı lider Jean-Marie Le Pen’in ‘çağrılmaması’ çatlağı henüz kapatılmış idi.

          Yani Fransa’da yaşayıp Fransız Değerlerine ‘Fransız’ olan kesimlerin bundan sonraki ‘süreç’te ne denli etkili olacakları bir ‘sorun’ olarak varlığını sürdüreceğe benzemektedir.

          Bugün Fransa’da gerçek bir ‘toplumsal çöküş’ yaşanmakta olup, burjuva anlamda ‘liberal özgürlük’ tam bir başıbozukluğa yol açmış bulunmaktadır.

          Üç gündür Fransa’yı ve o arada dünyayı ayağa kaldıran ‘katliam ve rehine’ olaylarını yapan dört  ‘terörist’, bu başıbozukluğun en somut örneğini vermekte idirler.

          Bu dört ‘terörist’, giyim/kuşam, yeme/içme, okuyup/yazma, konuşup/davranma açılarından ‘Fransız gençliği’nin yarısını temsil ediyor denilse abartı olmaz.

          Şöyle de söylenebilir : belli bir ‘terörist örgüt’le ilişkili olup olmamaları ayrı olmak koşuluyla, bugünkü ‘Fransız gençliği’nin yarıdan fazlası bu ‘tip gençlik’ten oluşmaktadır.

          Bir başka biçimde, bugünkü ‘Fransız gençliği’nin yarıdan fazlasının ‘bir gün’de ‘terörist’ olabilecek bir ‘yapı’ya sahip oldukları rahatlıkla ileri sürülebilir.

Bu durumda, Charlie Hebdo’dan sonra uygulanacak politikaların cumhuriyet içinde ‘birlik’ mi yoksa cumhuriyetin köküne ‘kibrit’ mi olacağına, çıkarılacak ‘yasa’lar kadar toplumun yönlendiren ‘medya’ kuruluşları da katkı yapacaktır.

          Kriminolog Alain Bauer, ‘hiper terörizm’den ‘düşük yoğunluklu terörizm’ aşmasına geçildiğini ileri sürmekte. Charlie Hebdo katliamı, dünya basınında 11 Eylül örneği ‘hiper törör’ gibi yansıtılsa da gerçekte, Batı ülkelerinde asıl bundan sonra ‘düşük yoğunluklu terör’ eylemlerinin olabileceğinin altını çizmektedir.

          O zaman, beklenildiği gibi ‘İslam’a karşı ‘topyekün savaş’ yerine, Batı ülkelerinin hem tek tek hem de birlikte ‘yeni önlemler’ alma yoluna gidecekleri söylenebilir.

          Kaldı ki, bu tür ‘önlem’lerin alınması için Charlie Hebdo olayının beklenilmesine de gerek yoktu. Önlem alınması müslüman ya da değil tüm toplumun bir beklentisi idi.

          Alınacak önlemlerden hareketle, ‘uluslararası stratejik’ sonuçlar çıkarmak, Charlie Hebdo dergisi ve Kouachi kardeşlerin yaşadığı mahalledeki yaşamın son çeyrek yüzyılını yakından bilen biri olarak, bana ‘sinekten yağ çıkarmaya çalışmak’ gibi görünmektedir.

          Bununla birlikte, alınacak ‘önlem’lerin ‘islam’ı değil ama ‘terörizm’i hedeflendiğini açıkca dile getirmesi ve düşünce ve inanç özgürlüğüne herhangi bir ayırıcı nitelendirme getirmemesi belirleyici öge olacaktır.

          Çıkarılacak yeni yasalar ve varolan yasaların ‘uygulama’ları kadar, bunu medyanın nasıl sunacağı da ayrıca belirleyici olacaktır.

          Philippe Tesson benzeri yazar ve yorumculara kalırsa, ’düşünce ve inanç özgürlüğü’ de ‘hak’ olmaktan çıkıp bir ‘ayrıcalık’ olma yoluna girebilecektir.

          Habip Hamza Erdem

Bu haber 454 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi