Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



BİR GARİP TEŞBİH- Cemil El HAYEK

SİZDEN GELENLER

06 Şubat 2015, 16:11

SİZDEN GELENLER

Vakti ile rahmetli babam, çocukluğundaki bir anısını hep gülerek dile getirirdi. O daha çocukken, iki adam arasındaki takışmaya şahit olmuş. Yükü merkebe yanlış yükleyen bir adama takılan bir arkadaşı, ona bu aptalca yükleme için sorar:

- O mu eşek, sen mi eşeksin?
- Yok, eşek sensin!
- Ama ben yüklemedim ki!
- Bizi ayırt edemediğin için, eşeksin!

Deve ile arıyı birbirine benzetirseniz, adam aklınızdan şüphe eder.

Yıllar önce İstanbul’da yeni tanıştığım ukala bir bayan vardı. Ben olaylara bir sürü eleştiri yaparken, o da eleştirilerden hoşlanmadığı için, hep itiraz edince, birinin zekası, bizi birbirimize benzetmeye ancak yetti ve sözü ‘Teşbihte hata olmaz!’a getirdi. Ben itiraz edince, o ukala, yine benim itirazıma itiraz edip, ‘Evet teşbihte hata olmaz deyince’;

- Ben şimdi karşımda bir salak görüyorum, teşbihte hata olmaz!
Demiştim. O da;
- Ben de karşımda bir öküz görüyorum!
Demişti; Ben itiraz edip:
- Teşbihte hata oldu işte!
Dediğimde, artık gözleri dolmuştu.

Birkaç gün önce Erdoğan’ın Putin hayranlığını öğrendikten sonra, şimdi de hayalindeki krallığı, İki meclisli, Buckingham krallığına, yani Britanya krallığına benzetmişti. Hani kendini bir şeye benzetmek bir yana, Britanya krallığı ile Rusya’yı birbirine benzetmiş oluyordu. Bu, sağlıklı bir muhakemenin eseri olabilir mi?

Emperyalizmin kuklası olan bir adam, kendini, dünya emperyalizmine meydan okuyan bir adama, tek elle yönettiği meclisi, çift meclisli(Lordlar Kamarası ile Avam Kamarası) bir sisteme benzetmesini ciddiye almak, akılara zarar değil midir?

İngiltere'de ne kraliçenin, ne de bir milletvekilinin veya kraliyet ailesi mensubunun bir dokunulmazlığı vardır. Orada, hırsızlıktan aranan Bilal'ı başbakanın arabasına bindiriip, mahkemeye veya halka meydan okumak mümkün değil. Hele halka meydan dayağı çekmek veya koruculara dövdürtmek, asla mümkün değildir.

Acaba buna da ‘Teşbihte hata olmaz!’ mı diyelim?

Erdoğan, kendi hayalindekine benzettiği bir başbakana ve bir muhalefet liderine sahip. Kendi hayalindeki polislere benzettiği kolluk kuvvetlerini, hayalindeki kapıkulu askerlerine benzettiği askerleri, düşünen bilim adamları, dua okuyan bilim adamlarına benzetti. Kısaca, istediğini, istediği şeye benzetti.
Hadislerin anlamlarını bile, kendi sözlerine benzettirdi.
Kendini bir padişaha, bir peygambere, Allah’ın vasıfları derken, Allah’a bile benzettirdi.

Halk, bir gün onu bir şeye benzetecekte. zaman olarak, en fazla üç yıl veriyorum.
Bu halkı duyarlı sananlar da, duyarsız sananlar da yanılıyor. Erdoğan, hayalindeki dünyayı kuramayacak. Kendisi karşı devrimi, kısa bir sürede Mustafa Kemal metodu ile, ancak ters yönde kurmak istiyor . Birikimsiz bir karşı devrimci, birikimli bir adamın getirdiği bir devrimi yok ediyor ve buna şimdilik, ‘Yeni Türkiye’ diyor.

Erdoğan ve çetesinin getirdiği hiçbir şey, yeni değildir. Bir asırdır hazmedemediği bir cumhuriyetin yerine, halka bir padişahlığı hazmettirmek istiyor.

Mesele Erdoğan’ın gitmesi değil. Mesele, kaybettirmek istediği birikimdir.
Ancak şunu da görmeği ihmal etmemek gerekir:

Sovyetler yıkıldığında, halk devrim öncesini bilmiyordu.

Evren, yıkımı getirdiğinde, süreçle hesaplaşmak, yeni bir nesile kadar sürdüğünden, yeni nesil, bir öncesini hatırlamıyordu.

Ama kendini dev aynasında gören adamın getirdiği, on iki yıllıktır ve bu süreç, tam olarak asla bir olası Sakar Kemal iktidarı ile hemen silinecek gibi değilse de, halk, on iki yıl öncesini hatırlıyor. Halk on iki yıllık faşizm öncesinde, miting ve protesto serbestisini unutmadan değerlendirecektir.

Ancak bu, bir süreç işidir. Halk geç absorbe ediyor, ama absorbe ettiğini de hemen unutmuyor.

Erdoğan, asla demokratik yollarla gitmeyecektir. Çünkü bu yolu, tam tıkamıştır.
Kanlı günlere hazır olmamız lazım.

Bu aralar, elime Soner Yalçın’ın ‘Erdoğan’ın Kayıp Dosyası’ adlı kitabı geçti; Bir arkadaşım, bana Türkiye’den getirmişti. Geçmişi bu denli tartışmalı bir adamı her yönü ile öyle abartmışlar ki, zayıf derslerinde bile, deha gibi başarılı göstermişler. Ama asıl sorun orada değil. Başarısız anlarında hemen bayılan bu adam, bir yenilgiyi, bıyıklarının yolunarak, kulağından tutulup, saraydan kodese atılmayı hazmedebilir mi?

Hiç sanmıyorum.

Cemil El HAYEK
 
BİR GARİP TEŞBİH

Türkçede rastladığım en aptal özdeyiş, ‘Teşbihte hata olamaz!’ değişidir. Hangi değerleri birbirine benzetirseniz benzetin, aslında kendinizi bir şeye benzetmiş oluyorsunuz. Alakasız benzetmeler ile yerinde benzetmeler, birer zeka testidirler, benzeten için. Tabii, benzetenin bilgi dağarcığını da yansıtırlar.

Vakti ile rahmetli babam, çocukluğundaki bir anısını hep gülerek dile getirirdi. O daha çocukken, iki adam arasındaki takışmaya şahit olmuş. Yükü merkebe yanlış yükleyen bir adama takılan bir arkadaşı, ona bu aptalca yükleme için sorar: 

- O mu eşek, sen mi eşeksin?
- Yok, eşek sensin!
- Ama ben yüklemedim ki!
- Bizi ayırt edemediğin için, eşeksin!

Deve ile arıyı birbirine benzetirseniz, adam aklınızdan şüphe eder. 

Yıllar önce İstanbul’da yeni tanıştığım ukala bir bayan vardı. Ben olaylara bir sürü eleştiri yaparken, o da eleştirilerden hoşlanmadığı için, hep itiraz edince, birinin zekası, bizi birbirimize benzetmeye ancak yetti ve sözü ‘Teşbihte hata olmaz!’a getirdi. Ben itiraz edince, o ukala, yine benim itirazıma itiraz edip, ‘Evet teşbihte hata olmaz deyince’;

- Ben şimdi karşımda bir salak görüyorum, teşbihte hata olmaz! 
Demiştim. O da;
- Ben de karşımda bir öküz görüyorum!
Demişti; Ben itiraz edip:
     -   Teşbihte hata oldu işte!
 Dediğimde, artık gözleri dolmuştu.

Birkaç gün önce Erdoğan’ın Putin hayranlığını öğrendikten sonra, şimdi de hayalindeki krallığı, İki meclisli, Buckingham krallığına, yani Britanya krallığına benzetmişti. Hani kendini bir şeye benzetmek bir yana, Britanya krallığı ile Rusya’yı birbirine benzetmiş oluyordu. Bu, sağlıklı bir muhakemenin eseri olabilir mi?

Emperyalizmin kuklası olan bir adam, kendini, dünya emperyalizmine meydan okuyan bir adama, tek elle yönettiği meclisi, çift meclisli(Lordlar Kamarası ile Avam Kamarası) bir sisteme benzetmesini ciddiye almak, akılara zarar değil midir?

İngiltere'de ne kraliçenin, ne de bir milletvekilinin veya kraliyet ailesi mensubunun bir dokunulmazlığı vardır. Orada, hırsızlıktan aranan Bilal'ı başbakanın arabasına bindiriip, mahkemeye veya halka meydan okumak mümkün değil. Hele halka meydan dayağı çekmek veya koruculara dövdürtmek, asla mümkün değildir.

Acaba buna da ‘Teşbihte hata olmaz!’ mı diyelim?

Erdoğan, kendi hayalindekine benzettiği bir başbakana ve bir muhalefet liderine sahip. Kendi hayalindeki  polislere benzettiği kolluk kuvvetlerini, hayalindeki kapıkulu askerlerine benzettiği askerleri, düşünen bilim adamları, dua okuyan bilim adamlarına benzetti. Kısaca, istediğini, istediği şeye benzetti. 
Hadislerin anlamlarını bile, kendi sözlerine benzettirdi. 
Kendini bir padişaha, bir peygambere, Allah’ın vasıfları derken, Allah’a bile benzettirdi.

Halk, bir gün onu bir şeye benzetecekte.  zaman olarak, en fazla üç yıl veriyorum.
Bu halkı duyarlı sananlar da, duyarsız sananlar da yanılıyor. Erdoğan, hayalindeki dünyayı kuramayacak. Kendisi karşı devrimi, kısa bir sürede Mustafa Kemal metodu ile, ancak ters yönde kurmak istiyor . Birikimsiz bir karşı devrimci, birikimli bir adamın getirdiği bir devrimi yok ediyor ve buna şimdilik, ‘Yeni Türkiye’ diyor. 

Erdoğan ve çetesinin getirdiği hiçbir şey, yeni değildir. Bir asırdır hazmedemediği bir cumhuriyetin yerine, halka bir padişahlığı hazmettirmek istiyor.

Mesele Erdoğan’ın gitmesi değil. Mesele, kaybettirmek istediği birikimdir.
Ancak şunu da görmeği ihmal etmemek gerekir:

Sovyetler yıkıldığında, halk devrim öncesini bilmiyordu.

Evren, yıkımı getirdiğinde, süreçle hesaplaşmak, yeni bir nesile kadar sürdüğünden, yeni nesil, bir öncesini hatırlamıyordu.

Ama kendini dev aynasında gören adamın getirdiği, on iki yıllıktır ve bu süreç, tam olarak asla bir olası Sakar Kemal iktidarı ile hemen silinecek gibi değilse de, halk, on iki yıl öncesini hatırlıyor. Halk on iki yıllık faşizm öncesinde, miting ve protesto serbestisini unutmadan değerlendirecektir. 

Ancak bu, bir süreç işidir. Halk geç absorbe ediyor, ama absorbe ettiğini de hemen unutmuyor.

Erdoğan, asla demokratik yollarla gitmeyecektir. Çünkü bu yolu, tam tıkamıştır. 
Kanlı günlere hazır olmamız lazım.

Bu aralar, elime Soner Yalçın’ın ‘Erdoğan’ın Kayıp Dosyası’ adlı kitabı geçti; Bir arkadaşım, bana Türkiye’den getirmişti. Geçmişi bu denli tartışmalı bir adamı her yönü ile öyle abartmışlar ki, zayıf derslerinde bile, deha gibi başarılı göstermişler. Ama asıl sorun orada değil. Başarısız anlarında hemen bayılan bu adam, bir yenilgiyi, bıyıklarının yolunarak, kulağından tutulup, saraydan kodese atılmayı hazmedebilir mi? 

Hiç sanmıyorum.

Bu haber 702 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi