Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



DOSTLUK ve ULUSAL ONUR

H. Hamza Erdem

24 Şubat 2015, 23:21

H. Hamza Erdem

 

         Son yıllarda ‘Suriye’nin Dostları’ adına nice toplantılar düzenlendi.

            İster istemez ‘dara düşenlerin de dostları olabiliyormuş diye düşünüyor insan.

            Ve tarihe dönüp baktığımızda benzer ‘dostluk’ların denendiğini de görüyoruz.

Yüzyılın başındaki Osmanlı İmparatorluğu’nun durumunu gözönüne alalım:

            Balkanlarda Bulgaristan bağımsızlık kazanıp ayrılmış, Bosna-Hersek kaybedilmiş, Arnavutluk ve Makedonya hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

            Türkiye’nin Doğu Cephesi kaynamakta, İran’ın varlığı bile tartışmalı.

            Bir milyondan fazla insanın yaşadığı bugünkü Libya’dan Mısır’a, Yemen’den Hicaz’a değin her yerde bir belirsizlik...

            Girit için Yunanistan’la savaşın eşiğindeyiz.

            Deyim yerinde ise Doğu gerçek bir sorun olmuş; ‘Cin çalıp Şeytan oynamaktadır’.

            İşte tam da bu ortamda, Paris’te, bir ‘Doğu’nun Dostları’ toplantısının düzenlenmiş olduğunu görüyoruz (Temmuz 1909).

            Paris’e davet edilen ‘Türk Heyeti’nin başında Meclis başkanvekili (ve İçişleri Bakanı) Talat bey olmak üzere, Tanin gazetesi yönetmeni İsmail Hakkı, Mithat bey ve İttihat ve Terakki partisini temsilen İsmail Canpolat beyler bulunmakta.

Aynı günlerde, muhafazakar La Croix gazetesi’nde, Schiemann adlı bir profesör, Türkiye’nin Yunanistan’dan istediği açıklama Yunanlı’ların‘ulusal onuru’na aykırdır diye yazacaktır.

            Yani dönem ve kişiye göre,  ‘Dostluk’ da ‘Ulusal onur’ da ülkelere ve halklara göre değişen bir kavram olabilmektedir.(1)

Ne var ki, Kant’tan buyana, ‘Alman İdeolojisi’nde, Türkçe’deki ‘kültür’ sözcüğüne benzeyen Almanca’sıyla bir ‘Kultur’ kavramı vardır. Bu ‘Kultur’a göre; sözgelimi Almanlar “Alman halkını küçümseyen bir dostluğa asla  girmezler ve kendisinin zayıf düşürülmesine de izin vermezler. Dolayısıyla silah bırakmak şöyle dursun, barış ve ‘ulusal egemenlik’ hakkı için ya savaşmaya devam eder ya da bu uğurda ölürler.”

Zaten, genel olarak ‘kültür’ sözcüğü 16.yüzyildan sonra yazın yaşamına girmiş değil midir?

Ve ‘Büyük ülke kültürü’ ile ‘küçük ülke kültürü’ (2) ya da giderek sadece ‘Büyük Kültür’ler deyimi zamanla yerleşmemiş midir?

Maddî koşulların yanısıra, Birinci Dünya Savaşı’na giderken, ‘ulusal egemenlik ve onur’ ya da benzer bir ‘Kultur’ün önemli bir etkisinin olmadığı söylenemez.

            İttihat ve Terakki Partisini Osmanlı İmparatorluğunu ‘savaşa sürüklemek’le suçlayan yazarların, her şeyden önce,  ‘ulusal egemenlik’ ve ‘ulusal onur’ kavramlarını da yeniden düşünmeleri gerekebilir.

            Kaldı ki, 1914’lere gelinceye değin Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye pek bir şey kalmamıştır.

            Türk’lerin ‘ulusal onur’ları ‘ölümü göze alacak’ bir noktaya değin çiğnenmiştir.

            Çanakkale’deki şahlanışın temelinde de bu ‘aşağılanmışlık’ vardır.

Demek ki, Büyük savaşa kaçınılmaz olarak girilmiş, ve ne var ki yenilinmiştir.

            Ancak, 1919’larda ‘yengi’yi getiren yeniden dirilişin temelinde de o ‘ulusal egemenlik’ ve ‘ulusal onur’ mevhumları  yatmakta değil midir?

            Öte yandan, ‘dostluk’ da, ancak ‘eşit koşullar’da sürdürülebilecek bir ilişki değil midir?

            Cumhuriyet’ten sonra kurulan tüm ‘dostluk ilişkileri’nin temelinde ise bu vardır.

            Ve şurası kesindir ki,  özgür olmadan eşit olunamayacağı gibi, eşit olmadan da dost olunamamaktadır.

            Geriye kalan tüm dostluklar, ya boş ya da belli bir ‘oyun’un gereği olarak ortaya çıkmaktadırlar.

            Habip Hamza Erdem

(1)          Sözgelimi, Maliye bakanlığının 14 Eylülden itibaren Osmanlı bankasındaki yazışmaların Fransızca değil, Türkçe yapılmasına karar vermesi Fransızlar tarafından Osmanlı şovenizmi olarak değerlendirilecektir. Le Matin, 10 Eylül 1910

(2)          Dictionnaire National, (De la part de Bescherelle)Paris, 1864

 

Bu haber 490 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi