Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



SEÇİM, SANDIK ve DEMOKRASİ

H. Hamza Erdem

04 Haziran 2015, 09:08

H. Hamza Erdem

 

            Genel seçimlerin yapılmasına üç gün kaldı; yetmișiki saat.

            Seçim gecesi, yani sandıklara oy atma ișlemi biter bitmez, yayınlayacağım yazım hazır.

            Onu da üç gün önce yazdım ama oy atma ișlemini etkilememek için, oylar sayılmaya bașlarken yayına koyacağım.

            Yine de seçimlerle ilgili olarak, ama daha çok ‘demokratik seçimler’le ilgili olarak birșeyler yazmak için bilgisayarımın bașına geçtiğimde, Alp Hamuroğlu’nun Dağarcık Türkiye’nin Haziran sayısında çıkan yazısı geldi.

            Alp Hamuroğlu’yla karșılıklı konuștuğumuzda ‘uzlașma’ düzeyini yakalayabiliyoruz; ama yazı sözkonusu olduğunda kolay anlașamıyoruz.

            Sözgelimi ben bu yazımda bir halkın ‘demokratikleșme’ düzeyinden sözedecektim.

            Diyecektim ki, bir halkın ‘demokrasi’yi içselleștirmiș olması, onu yașayabilmesi için önce ‘rüșt’ünü ispat etmesi gerekir.

            Bir halkın rüștünü ispat etmesi (émancipation), Türkçeye ‘özgürleșmesi’ olarak çevrilegelmiștir.

            Bir bakıma doğru: çünkü halkın özgürleșmesi demek özgürlüğünün ayırdına varması demek zaten.

            ‘Demokrasi’ ise bir kurumlar ve kurallar kümesi.

Demokrasinin birinci maddesi de, ‘genel oy’ (suffrage universel) yani kadın-erkek rüștünü ispatlamıș herkesin ‘oy hakkı’nı kullanması.

Ancak, belli bir alıșkanlıkla, üzerinde düșünmeden kullandığımız kadın-erkek rüștünü ispatlamıș herkes’ derken, hem genel bir ‘halk’ tanınlaması yapmaktayız ve hem de onun ‘rüștünü ispatlamıș’ olduğunu varsaymaktayız.

Ondan sonra da, son elli yılda, yüz yılda, ikiyüz yılda șu kadar ‘seçim’ yaptık diye ‘demokrasi tarihimize’ gönderme yapmaktayız.

Bırakalım elli yılları, yüz yılları; son oniki yılda yapılan hangi seçim ‘demokratik’ idi ?

Ve ‘büyük milletimiz’ bugün bile rüștünü ispatlamıș mıdır yoksa hala emeklemekte midir?

‘Halka tapeden bakan’ türü, laf ebeliğine girilmeyecek olursa, ki en çok yapılan ve en iyi becerdiğimiz iș budur; ‘büyük milletimiz’in henüz rüștünü ispatladığını ileri sürmemiz ‘maddeten’ olanaklı değildir.

Türk Milleti’nin, dünyada sayılı ‘büyük millet’lerden biri olduğunu ve bunun tarihsel-toplumsal açıklamasını bu satırların yazarı düzeyinde kanıtlayabilecek aydın sayımız ne yazık ki çok değil.

Bunu da șunun için yazıyorum. Türkiye’de, halk ve millet ayırımda, uluslașma ve milliyetçilik konusunda, ‘rüștünü ispatlamıș aydın’larımız çok değildir de ondan.

Konuyu dağıtmamak için, bu ‘aydınlarımızın rüștü’ sorununu geçiyorum.

Diyordum ki, Türk Ulusu, tarihsel-toplumsal bir ‘entité’ olarak bir ‘Büyük Millet’tir. Ancak, 1850’lerden buyana sayarsak son yüzaltmıșbeș yılda hala ‘rüștünü ispatlamıș’ değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurarak, görkemli bir ‘Devlet-Ulus’ kurmuștur.

Büyüklüğünü kanıtlayan bașat ölçütlerden biri budur.

Ancak hala ‘Ulus-Devlet’ olamamıștır. Soru da budur, sorun da buradadır.

12 Mart’a direnen ‘bir avuç’ genç ve aydından bașka, ‘Büyük Milletimiz’in çoğunluğu ‘ne olup bittiğini’ bile anlayamamıștır.

12 Eylül’e ‘direnme’ olanağı zaten bırakılmamıștır.

1983’te, ‘tepkisel’ de olsa, Turgut Özal’a iki kișiden biri ‘evet’ demiștir.

Mesut Yılmaz’ları, Tansu Çiller’leri, ‘Büyük Milletimiz’ kabullenmiștir.

Dr Recep ile Abdullah Gülen’i hala bașının üzerinde tutmaktadır.

Son onüç yılda bilmem ne kadar ‘sandık’ gelip geçmiș; ‘Büyük Milletimiz’ kılını kıpırdatmadığı gibi, Dr Recep’in kıllarını da sahiplenmiștir.

2007’deki ‘Cumhuriyet Mitingleri’ gerçek birer ‘halk hareketi’ olmalarına karșın, șu ya da bu nedenle ‘bașarı’ya ulașamamıștır.

‘Gezi’ de, yine bir ‘rüștünü ispat etme’ hareketi olmuș ama o da ‘amacı’na ulașmamıștır.

Cumhuriyet mitingleri ve Gezi hareketi, eğer ‘Hükumeti düșürüp’ ardından bir ‘’genel seçimle’  iktidar bloğunu değiștirememișse; yani salt halk hareketiyle değil, ardından ‘demokratik’ olarak adlandırılan bir ‘sandık’la, hele AKP gibi tarihin en karanlık partisi sandığa gömülememișse, orada ne ‘rüșt’ ve hele ne de ‘devrim’den sözedilemez.

Yerim kalmadığı için keseceğim.

Üç gün sonra yine ‘genel oy’, yine ‘sandık’ ve yine ‘demokratik yol’, ‘Büyük Milletimiz’in önüne gelecek.

8 Haziran sabahı, umalım ve bekleyelim bakalım.

‘Büyük Milletimiz’ rüștünü ispatlayacak mı ispatlamayacak mı?

Gerisi ‘laf salatası’dır.

Habip Hamza Erdem

Bu haber 479 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi