Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



CEYHUN TOKGÖZ- “İLERİ DEMOKRASİDEN” İLERİ PADİŞAHLIĞA

SİZDEN GELENLER

30 Kasım 2012, 18:36

SİZDEN GELENLER

ABD+AKP ortaklığı, %34 oy aldıkları 2002 seçimlerinden bu yana, resmi maaşlı CIA casusları+Feto+inorganik liboşların ortaklaşa çalışmaları ile devleti tamamen AKP’lileştirmiş ve “İSLAMIC FAŞİST” bir yapıya büründürmüştür. Çok partili siyasal yaşama geçişten bu yana, iradi olarak örgütsüz bırakılan toplumu, tıpkı bir kanser virüsü gibi işleyen inorganik liboşlara, “bize bir şeyler verin, boykot kararını gözden geçirelim” diyen pragmatistler de eklenince, yapılan kanunsuz referandumla, yüksek yargıyı kolayca “hap” yaptılar. Doğaldır ki yasama ve yürütmenin ardından, sistemin son denetim ayağı, “yüksek yargı” da ele geçirilince, sistem tamamen çöktü. Şu anda devletin bütün kontrol ve denetim mekanizmaları, tamamen AKP emrine girmiştir.
Daha açık bir deyişle; “AKP=DEVLETTİR.”

Tabii kimilerine göre 90 yıllık “Laik demokratik Cumhuriyetin!” bana göre “ucube parlamenter sistemin,” bu kadar kolay yıkılmasında ve bu kadar savunmasız bırakılmasında, geçmiş iktidarların hiç mi dahli yok? Diye bir soru gelebilir insanın aklına. Olmaz olur mu? Tabii ki var. Kendi siyasal yararları uğruna, işçi sınıfını ve ezilen halkları örgütsüzlüğe mahkûm eden ve kazanılmış haklarını bile geri almak için amansızca saldıran kim? Geçmiş hükümetler değil mi? 274 ve 275 sayılı sendikalar yasası ile oynayarak, DİSK’i tasfiye etmek ve TÜRK-İŞ’i rakipsiz bırakmak isteyen Çoban Sülo yani S. Demirel değil mi? İşte o yüzden yaşanmadı mı işçi sınıfının 15-16 Haziran şanlı direnişi? Ve işte o yüzden (devrim oluyor! diye) paniğine kapılarak yurt dışına kaçmadı mı bu ülkenin ödlek burjuvaları?

Siyasi tarihimizi doğru algılamak istemeyen, kimi “ileri demokratların!!” gözlerine sokmak ister gibi hiç durmaksızın yineleyeceğim; Beğenmediğiniz o Yunanistan’da bütün kamu emekçileri ve yargı mensupları, grevli toplu sözleşmeli sendikal haklara sahipler ve haksızlıklara karşı genel grev yapabiliyorlar. Peki, ya bizde neler oluyor? TÖS ile başlayan, TÖB-DER, TÜM-DER, YARGI-SEN gibi dernek ve sendikalar ile devam eden mücadele (sendikalaşma) süreci, yıllardır anılan iktidarların faşist saldırıları nedeniyle, bir arpa boyu yol alabildi mi?

Şimdi gelmiş geçmiş iktidarların hepsine birden sormak gerekmez mi? Her gün, dernek ve sendikalara baskın düzenleyip, devrimcileri yargısız infaza tabi tutacağınıza, örgütlenmelerine izin verseydiniz, tıpkı Yunanistan’da olduğu gibi yargı mensupları sendikalı olsalar, bugün AKP son kale yargıyı ele geçirebilir ve SİSTEMİ bu kadar kolay çökertebilir miydi? Tabii ki hayır. Demek ki zamanında kendi siyasi ikballeri uğruna, sistemi bilerek ve isteyerek savunmasız bırakan, Demirel, Özal, Yılmaz ve Çiller gibi politikacılar da en az bugünküler kadar hatta daha da fazla suçlular.

Şimdi de kıyıda köşede unutulmuş denetim mekanizmalarının başına AKP’liler getiriliyor ve küçük belediyeler hile ile el değiştiriyor diye ana muhalefet kıyametleri koparıyor. Haydi, canım siz de; sistem tamamen çökene kadar aklınız neredeydi sizin? Yıllardır siyasal alternatifsizlikten yakınan, işçi sınıfı ve ezilen halklar adına ne yaptınız? Ama ABD ve işbirlikçi burjuvaziyi hizmette kusur etmeyeceğinize inandırmak için girmediğiniz kılık, atmadığınız takla kalmadı. 77 Haziran seçimlerinden bu yana, işçi sınıfı ve sol ile mesafeyi bilinçli olarak, siz araladınız. Halkın gözünde düzen partisi olduğunuz o kadar netleşti ki artık ağzınızla kuş tutsanız bile, bir daha asla rüzgârı arkanıza alamazsınız.
Bunun için yılların statükocu CHP’ni alenen revize etmeniz gerekir. Bu da “mal bulmuş mağribi” gibi tuzağa düşürülen genel başkanlarının mirası üzerine atlayan ve onun aklanması için en ufak bir çaba bile sarf etmeyen insanların harcı olamaz…

Şu an ülke, tarihinin en riskli dönemlerinden birinden geçiyor ve ABD’nin bölgesel çıkarlarını korumak adına, “laik demokratik Cumhuriyet!” yıkılırken, yerine sonuçları önceden öngörülemeyen “ülkemize özgü başkanlık sistemi” dayatılıyor. Üstelik inorganik liboşlar tarafından, bu sistemin NİMETLERİ!! her gün ekranlarda, biat kültürü ile beyinleri dumura uğratılmış insanlara, ballandıra ballandıra enjekte ediliyor. Kimsede karşılarına çıkıp, bu ülkeyi yeni yeni maceralara sürüklemeye ve 100 yıl geriye götürmeye hakkınız yok, diye karşı koyamıyor. Sanki bu ülkenin işçi sınıfı ve emek örgütleri hiç var olmamış, ya da aniden buhar olmuş gibi.
Bu nasıl bir iştir, anlayan beri gelsin? Ortada sınıf çıkarlarını savunacak tek bir muhalif isim dahi kalmamış, alenen “köpeksiz köyde değneksiz dolaşıyorlar. Kimse de onlara, bu ülkede yargı bağımsız olsa, bugün içine düştüğümüz durum yaşanır mıydı? Önce yargıyı siyasi vesayetten kurtarıp özerk kılalım, başkanlıkmış, tek adam diktasıymış sonra konuşuruz demiyor. Artık bu ülkede AKP’yi denetleyebilecek tek bir kurum ve kuruluş dahi kalmamış, seçimler bile YSK+ABD+AKP ortaklıklı SEÇSİS denilen, tamamen AKP kontrolündeki güvensiz bir sistemle yapılıyor ve kimse de bu nasıl bir rezalettir diye sormuyor.

Sonuç itibariyle her an kapatılma korkusu yaşayan ürkek ve korkak bir hükümetken, “hap” yapılan referandum sonrası, yargının ele geçirilmesi ile acar bir devlet oldular. Şimdi bütün mekanizmaları ile devlet tamamen ellerinde. Bu durumda hâlâ parlamenter sistemden ve sistem içi mücadele yöntemlerinden medet umanlar ve sınıf mücadelesi yerine kendi milli çıkarlarını öne çıkaranlar varsa, bence çok büyük bir yanılgı içindeler. Okyanus ötesinde bile “İslamic faşist” olarak isim yapmış “KALPAZANLARLA,” asla “SİVİL ANAYASA!!” yapılamaz. Her şeye rağmen ufacık çıkarlar uğruna “ülkemize özgü başkanlık sistemine” destek vermek, iliklerine kadar sömürülen halklara en ufak bir yarar sağlamaz. Bu topraklarda yaşayan mazlum halklar 2. bir burjuva devleti daha kabullenip içlerine sindiremezler. Hem bunun 10/9 mülksüz olan emekçilere ne gibi bir yararı olur?

Son söz; “işçi sınıfını ezen ve sömüren ortak düşmanın adı burjuvazidir ve ortak düşmana karşı birlikte mücadele edilmelidir…

“…Neden öldünüz yoldaşlar;
Tam da size bu kadar çok ihtiyaç duyulurken...

Bu haber 1095 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi