Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Kemal Doğan- 8 MART EMEKÇİ KADINLARIN ÜCRETLİ KÖLELİĞE KARŞI SAVAŞ ÇAĞRISI OLARAK KUTLAYALIM

SİZDEN GELENLER

17 Şubat 2013, 06:01

SİZDEN GELENLER

Emekçi kadınların birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 8 Mart'ı bir kez daha kutlamaya, emeğin ve kadının özgürleşme kavgasında yitirilen değerleri anmaya hazırlandığımız bu günlerde, tüm kadın emekçilerin 8 Mart'ını kutluyor, sınıfsal, ulusal ve cinsel baskıya karşı yürüttükleri özgürlük ve toplumsal hak eşitliği mücadelelerini kalıcı başarılara dönüştürmeye çağırıyoruz !
Bundan 156 yıl önce 1857 yılının 8 Mart'ı 40.000 kadın tekstil işçisinin Newyork sokaklarındaki gösterilerine tanıklık etti. Çalışma koşulları çok ağırdı. Günde 12 saatten fazla ve çok düşük ücretle çalıştırılıyordu işçiler. İçinde yaşadıkları bu vahşet ortamına karşı baş kaldırmış, greve çıkmış ve protesto gösterisinde bulunmuştu Newyork'un terzi kadınları. Meydanlar bir yandan " 8 saatlik iş günü", " insanca yaşam ", " sömürü ve baskıya hayır " sloganları ile inlerken, öte yandan da zulüm ve soygun düzeninin bekçileri polis ve askerlerin kurşun ve cop sesleriyle inliyordu. Sokaklar işçilerin alkanlarına boyandı.

O gün kadın işçiler coplandı, öldürüldü ama cesaret ettikleri kavga, durmadan kesintisizce sürdü ve sürecekte. Kadın işçilerin bu direnişi, tüm ezilenleri ve sömürülenleri derinden etkiledi, sömürü ve baskı sistemine karşı her günkü kavgalarına ilham kaynağı oldu.
Bu kavga, dünya işçilerinin mücadele günü olan 1 Mayıs direnişinin yaratılmasını manivelası oldu. Tekstil işçisi Newyork'lu kadınlar, bu direnişleriyle " köle düzenine boyun eğmeyin! Kadere isyan edin, başkaldırın ve direnin! Hak verilmez, alınır!" dediler ve bu gerçeği tüm dünyaya gösterdiler.
Bugün dili ve rengi farklı olsa da dünyanın her bir köşesindeki emekçiler, 8 Mart'ın yaratıcısı bu kahraman kadınları saygıyla anıyor ve özgürlüklerini elde etme kavgalarını süreklileştirerek onları yaşatıyorlar.
İnsanlığın özgür bir toplumda özgürce yaşayabilmesi için yürütülen kavganın en tutarlı savaşçıları olan komünistler, Amerikalı işçi kadınların bu anlamlı ve o ölçüde de öğreticisi olan kavgasına gereken değeri verdiler.
Almanya'nın Stuttgart kentinde 1910 yılında toplanan uluslararası Sosyalist Kadınlar Kurultayının 2. Kongresi, 8 Mart'ı dünyanın emekçi kadınlarına özgürleşme kavgalarında esin kaynağı olarak armağan etmeyi kararlaştırdı.

Dünya emekçi kadınlarına "birleşin, birbirinizle dayanışma gösterin ve haklarınız için mücadele edin" dedi.
Böylece 8 Mart, Uluslararası emekçi kadınlar günü olarak sınıf mücadeleleri tarihinde şanlı yerini aldı.
O günden bu yana her 8 Mart, dünya komünist örgütlerinin, yurtsever ve devrimci örgütlerin önderliğinde emekçi kadınların kapitalist ücretli kölelik zincirlerine, savaşa ve faşizme karşı mücadele günü olarak yaşatıldı.
Bu günlerde kimi kadınlar katledildi, kimileri zindanlara kapatıldı, kimileri coplandı, saçlarından sürüklendi ama kavga hep sürdü, sürüyor. 8 Mart sınıfa karşı sınıf savaşımının yükseltildiği gündür..
8 Mart'lar aynı zamanda özelde kadının genelde insanlığın köleleştirilmesini kutsayan tüm sosyal koşullara, ideolojilere ve kurumlara karşı da savaşım bayrağı olmaya devam etti. 8 Mart; ezilmişliğe başkaldırıdır.
Dişi yada erkek olmak biyolojik bir olgu iken kadın yada erkek olmak toplumsal bir olgudur. Yeni doğmuş kız yada erkek çocukken, sınıfların ortaya çıkışına denk düşen ve giderek netleştirilerek sistemleştirilen töreler, gelenekler, değer yargıları öğretilerek toplumsal rollerinin içselleştirmiş kadın yada erkek olunur.
Kadına düşen rolü, eve, erkeğe ve çocuğa adanmış bir hayat. Kaderine razı olmak, olup bitene boyun eğmek, pasif olmak ve evin dışındaki hayata yabancı olmak.
Böylece sömürü, eşitsizlik ve baskı karşısında sessizlik, teslimiyet öğretilir. Köleliğe karşı isyan değil, sabır işlenir beynimize. Görüldüğü gibi kadının ezilmişliği durumu tarihsel bir olgudur.

Avcılık ve toprağın işlenmesi, çobanlık ve yerleşik tarıma geçişe paralel olarak yeşeren özel mülkiyetin, ailenin, sınıfların ve devletin ortaya çıkışıyla sonuçlanan değişiklikler, kadını aile ve toplum içinde ikincil duruma, ezilmeye ve köleleşmeye götürdü. Kadının saygın ve eşit konumu, analık hukukunun yıkılışıyla birlikte kayboldu ve "ezilenin ezileni", "kölenin kölesi" durumuna getirildi.
Neki kadınlar bu duruma razı olmadılar ve sınıf mücadeleleri tarihinde her zaman yerlerini aldılar. Köleliğe, kiliseye, ortaçağ feodalitesine, her türlü dini gericiliğe ve değer yargılarına karşı yürütülen kavgada, büyük toplumsal çatışmalarda yerlerini aldılar.
8 Mart 1857 de, 1871de, Paris Komünü, 1914-1923 toplumsal devrimler kuşağında, 1935-1945 yıllarında faşizme karşı savaşlarda emekçi kadınlar hep varlardı ve erkek emekçilerle omuz omuza savaştılar.
Bu bağlamda da 8 Martı, tüm kadınların değil, emekçi kadınların sınıfsal, ulusal ve toplumsal ezilmişlik ve baskıya karşı başkaldırısının adıdır ve öyle kutlanması gerekiyor..
8 Mart, mücadelenin görevlerine sarılmanın adıdır 8 Mart 2013'ü ülkemizde yaşanan ve her geçen gün daha da artarak sn, ekonomik, politik baskı ve sömür ortamında kutlayacağız. Dinci AKP hükümeti, ülkeyi DB ve işbirlikçi tekelci sermayenin direktifleri doğrultusunda yönetmeye çalışıyor.
AKP hükümeti Ordu partisiyle girmiş olduğu mücadelede önemli mevziler elde etmesine dayanarak, faşizmi-dinci gericiliği her alanda yayıp pekiştirerek toplumu zap-tu rapt altında tutmaya çalışıyor.
Faşist baskı ve tutuklama terörüyle her geçen gün daha bir zindana çevrilen Türkiye, ekonomik krizden kurtulmak adına emperyalist çok uluslu şirketlere peşkeş çekiliyor.

Doğup büyüdüğümüz topraklarda emperyalistler cirit atıyor ve emperyalist silah deposu haline getiriliyor. Bir avuç rantçı para babası zenginliklerine zenginlik katarken, emekçi yığınlar her gün daha da yoksullaşıyor.
Egemenler krizin yükünü biz emekçilerin omuzlarına yıkmak için uğraşıyorlar. Bu gidişe karşı ses çıkaranlar, şiddetle cezalandırılıyor. Demokrasi, istikrar adına giderek dozunu arttıran faşist baskı ve zulüm sürüyor.
Yoksulluğa, sefalete, faşist baskı ve zulme karşı çıkıp özgürlüğü için dövüşen Kürt halkı, taşeronlaşmaya karşı çıkıp sendikal örgütlülük isteyen ve patronların işçi kıyım terörüne karşı demokratik bir şekilde protesto tepki koyan işçiler, emekçiler; YÖK'ün kaldırılmasını isteyen öğrenciler hep coplandı, tartaklanıp zindanlara atılıp eğitim hakları ellerinde alınırken, barış isteyen analar saçlarından sürüklendi.
En ufak bir hak talebi, vatan hainliğiyle eleştirildiği Türkiye'de derin çatışmalar öncesi sessizlik yaşanıyor.
Eli kanlı katiller ortalığa salıverilirken, baskısız-sömürüsüz bir Türkiye, emekçilerin Türkiye'si halkların gül bahçesi bir Türkiye için mücadele edenler eşi görülmemiş bir vahşetle F tipi hücrelere kapatılıyorlar.

İşçilere, emekçi halklara susma ve hep sabretme, devlete itaat etme ve güven duymaları propaganda edilirken, faşist baskı ve yasaklar demoklesin kılıcı olarak emekçilerin başında sürekli sallandırıldı.
Aslında yönetenler yönetmede zorlanıyorlar. Yönetenler zaten yıllardır böyle yönetilmek istemiyorlar. Ama istememek yetmiyor.
Baskılara, sömürüye, adaletsizliğe karşı örgütlü bir karşı çıkış, bir karşı duruş gereklidir. Bu, insanlık görevidir. Bugün insanca yaşam kavgasının bize yüklediği görev, devletin topyekün saldırısına karşı topyekün bir isyanın örgütlenmesidir.
Emekçi kadınlar, direniş günü olan 8 Mart, bu görevlere sarılmanın ve bu uğurda mücadele etmenin adıdır. Sesimizi ve gücümüzü, krizin yükünü sermayedarlara yükletmek için birleştirmeliyiz.

8 Mart faşizme ve her türden gericiliğe karşı mücadele günüdür Kadına kırımının artarak sürdüğü, dini gericiliğin, gelenek ve törelerin AKP hükümetince korunup kollanarak hergün 5 kadının katledildiği, kadınların evlere kapatılmaya ve çocuk doğurma makinesine dönüştürmeye çalışıldığı, kadına yönelik şiddetin sokaklara taştığı, Kadın kırımının doğal bir hal aldığı, kadının Türbana sokularak erkeğin kölesi olması yolunda adımların atıldığı, Türbanın ilk okullara kadar yayılıp, kamuya taşınmaya çalışıldığı dahası her alanda, kadının ikinci-üçüncü sınıf insan olarak görülmeye çalışıldığı koşullarda 8 Mart'ı gerçek anlamda, devrimci sınıfsal özüne bağlı kalarak kutlamanın anlamı budur. Çünkü 8 Mart' çok yönlü bir mücadelenin adıdır.

Teorik, ideolojik ve politik cephede kadının köleleştirilmesine karşı duruşun, isyanın, başkaldırının adıdır 8 Mart. Öyleyse 8 Mart'ın 156. yıldönümünü erkek egemen ideolojiye, emekçi kadını emekçi erkeğe karşı savaştırmayı, böylece sınıf işbirliğini ve kadının köleliğinin devamını bilinçsizce de olsa savunmaktan öteye gidemeyen Feminizm'in her türüne, buluşup 8 Mart’ı sınıfsal özünden kopararak yalnızca cins mücadelesi olarak görüp, 8 Mart’ı erkeklere karşı bir mücadele günü haline getirmeye çalışan, 8 Mart etkinliklerine erkek emekçileri katmaktan uzak durarak, feminizmin ayrımcı-gericiliğine teslim olan oportünizmin her türüne karşı çıkarak, çıplak sömürü ve baskı sistemine yani sermaye egemenliğine, özel mülkiyet düzenine karşı emekçi kadın cephesinden mücadelenin örülüp yükseltildiği bir gün olarak kutlayalım!

Emekçi kadınların dayanışma günü olan 8 Mart, politik tutsakların ve ailelerinin hücrelerde tecrit edilmelerine karşı yürüttükleri mücadele ile dayanışmamızın, işçilerin, memurların meydanlardaki hak arama kavgalarıyla dayanışmamızın, Kürtlerin var olma ve kimliklerini özgürce yaşama mücadeleleriyle dayanışmamızın gerçek adı olsun.
Onların mücadelesi, tüm emekçi kadınların mücadelesidir. O halde 8 Mart 2013'ü, toplumsal muhalefetin tüm görünüşleriyle, tüm parçalarıyla dayanışma günün gerçek bir adımı yapmak ve 8 Mart Emekçi kadınlar Gününün tatil olarak kabul edilmesi için sesimizi yükseltmeliyiz.
Dünya emekçilerinin kendi topraklarında sömürü ve zorbalığa karşı yürüttükleri mücadelelerle dayanışmamızı göstereceğimiz bir gün olsun 8 Mart! Kürt, Türk, Çerkez, Arap, Laz, Ermeni ve Süryani halklarının emekçi kadınları, Emekçi kadınların birliği anlamını taşıyan 8 Mart, 156. yılında komünist örgüt saflarında, proletaryanın ideolojisi etrafında sınıfsal, toplumsal ve ulusal kurtuluş kavgasında birleşmemizin, kenetlenmemizin adımı olsun ! Yukarıda da söylediğimiz gibi kadının köleleştirilmesinin altında sınıflar ve özel mülkiyetin ortaya çıkışı yatmaktadır. Toplumsal hak eşitliği ve özgür kadınlar, ancak özel mülkiyeti ve onun dayandığı sömürü ve baskı sistemi parçalandığında var olacaktır.
Özel mülkiyet sistemini yalnızca komünist parti önderliğindeki sınıf mücadelesi yıkacak ve özgürlükler sistemini yaratacaktır. Onun içindir ki özgür toplumun özgür kadınları olmak isteyen her emekçi kadın, komünist inşa'nın saflarında birleşmek ve bu birliği mücadeleye dönüştürdüğü ölçüde hedefine varacağı bilinciyle hareket etmek zorundadır.
Öyleyse sosyalizm kavgasının neferleri, önderleri, emekçileri olmak için ileri'ye, örgütlü devrimci saflarda ve kavga alanlarına! 8 Mart emekçi kadınlar gününü, sokaklarda, mahallelerde, meydanlarda, kısaca hayatın her alanında emperyalizme, savaşa, faşizme ve sömürüye karşı kavganın adım adım örüldüğü, güçlendirilip yükseltildiği özgürlük ve eşitlik günü yapalım!

KADINA YÖNELİK HER TÜRDEN SINIFSAL, ULUSAL, CİNSEL BASKI VESÖMÜRÜYE HAYIR !
8 Mart 2013’ü Emekçi Kadınların Şiarlarının Burjuvaziyi Korku Saldığı Bir Gün Yapalım !
Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni Kapitalizm!
8 Mart Resmi Tatil Günü Olsun...!
Yaşasın Emekçi Kadınların Devrim Ve Sosyalizm Mücadelesi !
Şubat-2013

Bu haber 985 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi