Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
KünyeNeden Yorumcahaber?

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



Adil Ömerhacıoğlu- İMRALI TUTANAKLARI 2-3-4

SİZDEN GELENLER

17 Mart 2013, 11:42

SİZDEN GELENLER

İMRALI TUTANAKLARI-2

İmralı tutanaklarında önemli bir bölüm: “APO’ yu bitirdik, dediler. Stratejik hata yaptılar. Ergenekon’a saptılar. Umarım, bu sefer böyle olmaz. Onun için benimle oynanmayacağını özellikle AKP’ye anlatmalısınız. AKP’lilerle konuşun, anlatın. Siz Meclis’tesiniz, size çok görev düşüyor. Anlamlı bir uzlaşmaya gidilseydi (Ecevit döneminde) ne Ergenekon ne AKP olurdu. Biz AKP’yi çıkartan gücüz.” Tutanakların bu bölümü kimselerin dikkatini çekmemekte. Oysa işin püf noktası diyebileceğimiz bölüm burası.

Yukarıdaki sözleri iyi anlamak için AKP öncesi koşulları az da olsa anımsamalı. ABD yönetimi, Irak’a müdahale için acele etmekte ve 57. Hükümet buna karşı çıkmakta. Ecevit, Ortadoğu’nun ABD müdahalesiyle nasıl bir kan gölüne dönüşeceğini o zamandan görüyor. Alman ve Fransız basını “Hasta denilen Ecevit, ABD’nin Irak’a müdahalesini bir yıl erteledi.” biçiminde haberler yapmaktaydılar. Türkiye olmadan Irak’a bir Amerikan müdahalesinin olamayacağını bütün dünya anlamıştı. İşte, tam da bu noktada başta ABD ve diğer küresel emperyalistler Ecevit hükümetini yıkmak için kolları sıvadılar. Olmadık yerde bir ekonomik kriz çıkarılarak Ecevit hükümeti kundaklandı. Bahçeli’nin erken seçim isteğiyle AKP’nin önündeki engeller kaldırıldı. Seçimlerin sonunda Türk siyasal tarihinin en büyük politik tasfiyesi gerçekleşti.

2002’de DSP’den istifa ederek 57. Hükümetin kundaklanmasının yolunu açan bazı siyasetçilerin bugün CHP’de yer alması açıklanabilir bir durum değil. Bu kişiler öncelikle DSP’den neden istifa ettiklerini kamuoyuna anlatmalı. Küresel bir komplonun parçası olanların Türk siyasetine ve ulusun geleceğine katacağı bir şey yoktur.

2002 koşullarında AKP’yi ortaya çıkaran güç ABD. Hemen ardından BOP eş başkanlığı görevi çerçevesinde ABD ile iki sayfa, dokuz maddelik “Gizli Plan” için anlaşmalar yaptı Gül. O günden sonra Ortadoğu’daki tüm ABD saldırılarının ön safında AKP’yi görmekteyiz. Öcalan, “AKP’yi çıkartan gücüz.” derken kendilerini ABD ile bir bütün mü görmekte?

“Anlamlı uzlaşma”yla anlatılmak istenen nedir? Anlatılmak istenen, federasyondur ya da özerkliktir. Adı ne olursa olsun bölücü örgütü tatmin edecek tek çözüm, bölünmeye gidecek bir sürecin yasal zemine oturtulmasıdır. Demokratik hakların sağlanması adı altındaki birtakım istekler, masumiyet ve mağduriyet yaramak için kullanılan atlama taşları.

AKP ve PKK’nın yolları her noktada kesişmekte. Kavşak noktasında ise ABD bulunmakta. Onları ortaya çıkaran güç de Evren’iyle, Özal’ıyla 12 Eylül darbecileridir. Olmayan bir darbenin sözde sanıkları Ergenekon adı altında zindanlarda çürütülürken 12 Eylülcülerin el üstünde tutulması bundandır. Hiç evlat babasına silah çeker mi?

İMRALI TUTANAKLARI-3

İmralı tutanaklarının içeriğine kimseden itiraz gelmedi. “Şurası yanlış, burada saptırma, abartma var.” denildiğini duymadık. Tüm itirazlar, basına yansımasına... Bu nedenle tutanaklarda anlatılanları doğru kabul etmek gerek.

İmralı tutanaklarını okumayı sürdürelim.
“Metiner, ‘Sıkıştı’ diyor. Yanlış söylüyor. Sıkışma yok. Darbeyi önledim. Bir darbe var. Fakat derinliğini tam fark edemiyorum. MİT’i düşürseydiler, Türkiye’de tüm kaleler düşmüş olacaktı. Hakan Fidan tutuklansa, sonra sıra Başbakan’a gelecekti. Benim bu süreci canlandırmam, darbeyi engelleme sorumluluğu… Darbeyi önleyebileceğimi fark ettim ve süreci başlattım.” Bölücü başı, Başbakan’a yapılacak darbeyi önlediğini söylüyor. Bu sözlerden anlaşılacağı üzere kalkan oluyor RTE’ye. Bir yazgı birliği, dostça bir özveri, aynı ideali paylaşan kişilerin dayanışması söz konusu. Koruma güdüsü, tek yanlı olmaz. Eğer Öcalan Başbakan’a karşı bir darbeyi önlüyorsa, RTE’den de benzer korumaların yapılmış olması olasıdır.

Şu işe bakın ki iktidarıyla muhalefetiyle siyasetçiler ve devler kurumları Hakan Fidan olayında uyurken(!) bölücü başı İmralı’dan darbeyi fark ederek önlüyor(?).

“Tüm kaleler” sözüyle anlatılmak istenen nedir? “Kale” sözüyle kast edilen AKP döneminde dönüştürülmüş devlet kurumları olduğu anlaşılmakta. Demek ki bunlar, AKP ile PKK’nın ortak “kale”leri. Her iki tarafın da “kale”leri savunma güdüsü söz konusu. Cumhuriyet kalelerinin yıkılmasında irticacılarla bölücüler kol kola.

Öcalan “darbe” konusuna ilişkin sözlerini şöyle sürdürüyor: “Savcının… 7 Şubat MİT’e darbesi… Ben darbeyi sezdim. Cezaevi müdürüne ‘Hakan Bey’i (MİT Müsteşar’ı Hakan Fidan’ı kastediyor.) yalnız bırakmamak gerekir’ dedim. Sözlü, yazılı iletişime geçtim. Beş ay önce tekrar kanal açıldı, diyalog başladı.”

Öcalan, ömür boyu hapis cezası almış değil mi? Dünyanın en büyük teröristi, İmralı’da soyutlanmış olarak cezasını çekmiyor muydu? Tutanaklarda açıklananlara bakılınca PKK liderinin soyutlanması söz konusu değil. Çünkü istediği zaman devletin üst kademelerindeki kişilerle kolayca iletişim kurabilmekte.

Bölücü başının Fidan aşkının nedeni ne? Niçin yalnız bırakmak istemiyor Fidan’ı? Aralarındaki bağlılık dikkat çekici. Anlatılanlardan anlaşılıyor ki açılım birlikteliği bir dava arkadaşlığına dönüşmüş. Aynı cephede olmanın dayanışmacılığı var ortada. Herkes verilen rolü, hakkıyla yerine getirmek zorunda; mevki ve sorumluluklar ne olursa olsun. Yoksa deliğe süpürülme tehlikesi var.

Sam Amca rolleri dağıtmış. Hükümet, bölücü örgüt, medyanın satılmış kalemleri, beyazcamın bülbülleri herkes aldığı görevi yerine getirmek üzere canla başla çalışmakta. Nereye kadar bu çaba? Millet duvarına tosladıklarında her şey biter. Takke düşer, kel görünür. Millet kendi evlatlarıyla emperyalist başkentlerden rol isteyen piyonları fark ettiği gün, Türkiye’nin bayram günüdür.

İMRALI TUTANAKLARI 4

İmralı’da, BDP heyetiyle yapılan görüşmede bölücü başı soruyor Sırrı Süreyya’ya: “Sinop olayı rast gele mi, organize mi?” Sıradan gibi görünen, ama önemli bir soru. Sorudan anlaşılacağı üzere bölücü başı dışarıdaki gelişmeleri, olayları yakından izliyor. Dışarıda olsa bu kadar izleyemez.

Sırrı Süreyya yanıt veriyor: “Organizeydi başkan. Çünkü ancak bir reklam ajansı grafiği ile önceden hazırlanmış pankartlar ve bildiriler vardı. Sosyal medya üzerinden bize dönük kampanyalar başlatıldı. Darbe araştırma Komisyonunun görevi sosyal medya üzerinden bittikten sonra, Özel Harp Dairesi ile ilgili, Gladyo ile ilgili, Kürdistan bölgesi hariç özellikle Karadeniz’i deşifre eden bilgiler geldi.” Sayın vekil, BDP’den seçilmiş ve TBMM’de bulunmakta. “Başkan” diye saygıyla hitap ettiği kişi ise terör örgütü lideri. Yasalar içinde görev yapması gereken biri, yasa dışı örgüt liderine bağlılığı çok açık. Ayrıca Türkiye’de “Kürdistan” diye bir yerin olmadığını bilmiyor mu milletvekili andı içen kişi? TBMM kürsüsünden devletin bütünlüğünü koruyacağına dair yemin eden birinin bölücü örgüt diliyle konuşması nedendir?

Milletvekilinin(?) Öcalan’a verdiği yanıttan anlaşılmaktadır ki, Karadeniz Bölgesinde bölücülüğe karşı tepki, hem AKP hem de PKK çevrelerinde rahatsızlık yaratmakta. Bu rahatsızlığı gidermek için yakında Karadeniz’e yönelik bir takım provokatif hareketler olursa şaşırmam. Bölgede var olan ulusalcı anlayışı tasfiye etmek için birtakım çalışmaların olacağı kesin. Bu konuda özellikle Karadenizli yurttaşların oyuna gelmemesi gerek.

AKP-PKK sözcülerinin son günlerde sosyal medyayı dillerine dolamaları ilgi çekici. Yazılı ve görsel basını teslim alan AKP iktidarı, muhalefetin sesi olan sosyal medyayı susturmak için bazı yasaklar getirebilir. Muhalefet konuştuğu sürece bölücülük tartışılamaz da uygulanamaz da bu ülkede. Halkla ulusal güçlerin ilişkisini koparmak için her türlü baskıyı yapmaya hazır BOP’çular.

“Bir daha kendi öz savunmanızı hazırlamadığınız hiçbir yere gitmeyin. Size bir vurduklarında on vuramayacaksanız, gitmeyin, devlete güvenmeyin. Biliyorsunuz ki Ahmet Türk’ü iki kez vurdular; bir Samsun’da, bir İzmir’de…” diye sürdürüyor sözlerini terörist başı. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” demiş atalarımız. Terörist başı her şeyi açıkça söylemekte. İktidarda gaflet uykusuyla horuldayanlar ise kendi horultularından başka bir şey duymamaktalar. Terörist kıstası koymuş, “Bir vurana, on vurun!” diye.

Öz savunma gücü ne demek? PKK’nın silahlı gücü demek. Oysa bir ülkede güvenliği kim sağlar? Resmi kolluk güçleri. Devlete güvenmemeyi öğütlüyor terörist başı. BDP’li vekillerin gittikleri yere PKK militanlarıyla gitmesini salık veriyor Öcalan. Demek istiyor ki gidilecek her yere kavga edecek biçimde gidin. Molotoflu, silahlı, bıçaklı, cepleri taş dolu militanları eksik etmeyin yanınızdan. Bölücü başı, bir iç savaş çıkarmanın peşinde. Kanla beslenen terör, daha çok kan içmek için ortam hazırlamak istemekte. Bütün bu sözler iktidarın görevlendirdiği kişilerin huzurunda söylenir. Türkiye’yi yöneten sorumlu sorumsuzlarsa bunların demokrasi gereği olduğunu halka anlatmak için kırk takla atmaktalar.

Bölücü başı dışarıda olsa örgütüyle devlet kurumlarıyla bu kadar rahat iletişim kuramaz. İstediği an örgütün dünyanın her hangi bir yerindeki sorumlusuna mektup yazabilmekte, dilediği devlet görevlisiyle görüşmekte. Açılım politikası, ihanet uçurumuna yuvarlanmakta. 12 Eylül’ün çocukları olan irtica ve bölücülük ihanet kemendini atarken bir şeyi hesaplamıyorlar: O da uyuyor görünen devin ayağa kalktığında neler yapacağı…
Adil HACIÖMEROĞLU

Bu haber 1044 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi