Devrimci, Güncel, Haber ve Makale Sitesi -
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

Sosyal Paylaşım



B PLANI

SİZDEN GELENLER

30 Aralık 2013, 07:37

SİZDEN GELENLER

Başbakan gider ayak savcıları tehdit ediyor, ayakta kalabilmek için direniyor. Direnenlerin çoğu, bir süre sonra direnişe ara verirken, başbakan fırsattan istifade edip, sonunu uzatma...k için, süreçten habersizmiş gibi, devletin tüm kurumları ile baskısını sürdürüyor. Kanlı elleri ile hesap verememenin telaşı içinde, polis, kolluk kuvveti, hukuk tanımadan, devlet erkinin tüm katmanlarını kullanıyor. Çünkü biliyor ki, güç kaybettiği yerde, o erkler, kendisine karşı dönecektir.
Süreci uzatmakta, kısaltmakta direncimize bağlı. Gezi direnişinde olduğu gibi, vaz geçtiğimiz her eylemin kazanımı, aleyhimize dönüşecektir.

Erdoğan hükümeti, her kukla hükmet gibi, kendisine verilen görevi ifa etmesine rağmen, başfiguran olarak, efendileri için riskli hale geliyor. Çünkü emperyalizmin dilinde, kullanılan figuran, raydan çıkma riski oluşabilecek güce ulaşırsa, yol ortasında at değiştirilir. Ben buna vites değiştirme diyorum. BOP'ın bundan sonraki safhası için, başka sahte kahramanların yaratılması gerekecektir. Bizim açıdan bunu tahlil etmek, bundan sonra izlenecek strateji için önemlidir.

Süreç uzadıkça, Erdoğan'ın halka ve komşularına karşı kullanımında bir aksaklık yoktur. Erdoğan, yıkım sürecinde bile, emperyalizmin hizmetindedir. Ancak bölge ile birlikte Türkiye, faşizmini yaşamaktadır. Şehit kanları içerde ya da dışarda akmakta, vatanseverler hapiste çürümektedir. Gün mücadele günüdür.

Şu an Erdoğan'ı indirme aşamasında, figuranlar, B planının sahte kahramanlarıdır. Amerikan konsolosluğunun çağrısından sonra Kılıçdaroğlu'na verilen görev, yavaş yavaş belli olmaktadır. CHP'yi dönüştürme işlemi bittikten sonra, CHP'de de vites değişecek ve Amerika'nın daha güçlü figuranı devreye sokularak, yeni bir koalisyon hazırlığı tamamlanacaktır. Abdullah Gül, fırsat için zaman kollamaktadır. Süreç uzadıkça, cumhurbaşkanı olarak erkleri harekete geçirme fırsatı doğmakta ve güçlenmektedir. Tıpkı Evren'in 12 eylül öncesi, terörü bahane edip, fırsat kollaması gibi. Zaman, onun lehine çalışmaktadır. Hukuka müdahele sürdükçe, devlet denetleme kurumunu harekete geçirmek için fırsatlar artmaktadır. Meclisi fesih yetkisi olan cumhurbaşkanı, sanki Deniz Feneri ve diğer suçlardan arınmış gibi kahramanlaştırılarak getirilecektir.

Kitleler, parlamentoda temsilden yoksun, ümitsizleştirme ve pasifleştirme ve en nihayet yozlaştırma yolu ile, sağa kaydırılmaya başlanacaktır. Tıpkı 12 Eylül öncesi ezici sol kitlenin yozlaştırılıp, sağa kaydırılması gibi.

Ayrıca sürecin devamı olarak devlet kadrolarına atanan hukukçular, subaylar, polisler, kurumlar, her türlü demokratik kazanıma karşı kemikleşmiş bir kadro olarak kalacak, seçimler bir aldatmacadan öteye geçemeyecektir. Kısa bir süre içinde dayatılacak sözde sol ve milliyetçi cepheler, toplumda yeni olumsuz dinamiklere yol açan kırılgan bir yapıya sebep olacak ve emperyalizme yeni bir davet çıkarılacaktır.

Biz bu süreci yaşarken, krizin arkasında vurgunlar, sadaka niteliğindeki asgari ücret, yetiştirilen dinci ve kinci gençlik, yeşil sermayenin ve kanıksanan çağ dışı yaptırımları sürmekte, sosyal tahribatlar devam etmektedir. Ne sendika kaygısı, ne grev ne de işsizlik konusu var artık. Sosyal yıkım, Cumhuriyetin hanesine yazılıp, kitlelerin ve bir sonraki neslin kaderi çizilmektedir. Kaybedilen hukuki ve sosyal birikim, on yılların birikimi, bir anda yok olmaktadır.

Evet, her eleştirinin bir önerisi olmalıdır. Bu öneri de, sokakları, demokrasinin tesisine kadar bırakmadan, eylem yapmaktır. Emperyalizmin her adayı red edilmeli, bizi temsil etmeyen kirli meclis, halkın taleplerini yerine getirecek kurucu meclisin kurulmasını sağlamalı ve erkleri ona bırakmalıdır. Bugün için çürümüş düzenin ne iktidarının, ne muhalefetinin, ne askerinin, ne polisinin, ne hakiminin, ne savcısının, ne valisinin, ne de vekilinin halka verecekleri bir şey vardır. Temizleri pasifleştirilmiş, etkinleri de, ihanetin içindedir. Onların bu halk için yapabilecekleri tek şey, istifa edip, halktan özür dileyerek, halka hesap vermek için sıraya girmektir. Tüm kokuşmuş kadrolar, tasfiye edilmek zorundadır. Bunun dışındaki her şey, bir aldatmacadan ibarettir.
Madem ki dünya devrimci kitlesine bu kadar az adam yetiştirdik tarihte, bari bu gelen yılı emperyalizme ve diktatörlere direniş yılı ilan etmenin onurunu kazanalım.

İlan edelim ki, ülkemize musallat edilen diktatörlerin kanlı ellerinden sonra, BOP'un olmazsa olmaz ayağı Türkiye, bu kez bu projeyi yıkan halk olup, Suriye'nin kurtuluşuna köstek yerine destek, İran ve Irak için emperyalizme karşı umut olalım, Lübnan'da İsrail'in hevesini kursaklarında bırakalım.
Böylece şaşkın kalan İsrail, bir daha mazlum millet imajı yaratarak entrikalarından vaz geçsin, nükleer ve kimyasal silahlarını terk edip, işgal ettiği Golan tepelerinden çekilsin. Komşularımız teker teker fethedilip emperyalizm ile kuşatılmak yerine, kardeşlik ruhunu yeniden yeşertelim. Emperyalizmin elinden bir oyuncağını daha alıp, son şamarı atalım.
İşte o zaman çocuklarımız silah yerine tereyağı yesin, savaş yerine devrim ve bilim yolunda istikbaldeki yerlerini alsın.

Emperyalizm bizi terörist ilan edip savunmasız bırakırsa, Nato'nun tüm askerlerini abluka altına alabiliriz. Emperyalizmin bir tek askerine Ortadoğu'da yer yok. Bu şiar bizim olmalı. Oluşturacak bir parlamento ve demokratik bir anayasa, bir daha asla içinde bulunduğumuz komplolara ve zaaflara meydan vermesin.

Hakkımızı alacak bir hukuk, halkımızı koruyacak bir halk ordusu, müspet bilimlerin akademileri bizim olsun. Çocuklarımız savaşlar yerine, hastahane, kreş, okul ve huzur bulsun. Bunu tesis etmek, boynumuzun borcu olmalı.

Emperyalizme uşak, onuru kırılmış ve komşuları tarafından izole ve lanet edilen bir halk olmak, bize layık görülmemeli. Hem kendimizi, hem de komşularımızı kurtarmak elimizde.
Özgürlüğümüze, bağımsızlığımıza ve birliğimize kasteden Nato ve AB'nin bize bahşedeceği bir şey kalmamıştır.

Emine Ülker Tarhan'ın dediği gibi, taht kavgasından fazla bir şey beklemeyelim. Ferman Nato ve uzantıları ile kuklalarınınsa, yollar ve dağlar bizimdir.Ta ki, diktatörlükten kurtulana kadar.
Lider beklersek, Gül ve Erdoğan gibi liderleri başımıza tasallut ederler. Lider yaratmak, mücadelenin bir parçasıdır.
Bunu mutlaka başaracağız, başarmak zorundayız.
 
Cemil HAYEK
 
Fotoğraf: B PLANI AKP gitti gidecek derken, kıyımlar devam ediyor. Başbakan gider ayak savcıları tehdit ediyor, ayakta kalabilmek için direniyor. Direnenlerin çoğu, bir süre sonra direnişe ara verirken, başbakan fırsattan istifade edip, sonunu uzatmak  için, süreçten habersizmiş gibi,  devletin tüm kurumları ile baskısını sürdürüyor. Kanlı elleri ile hesap verememenin telaşı içinde, polis, kolluk kuvveti, hukuk tanımadan, devlet erkinin tüm katmanlarını kullanıyor. Çünkü biliyor ki,  güç kaybettiği yerde, o erkler, kendisine karşı dönecektir.  Süreci uzatmakta, kısaltmakta direncimize bağlı. Gezi direnişinde olduğu gibi, vaz geçtiğimiz her eylemin kazanımı, aleyhimize dönüşecektir. Erdoğan hükümeti, her kukla hükmet gibi, kendisine verilen görevi ifa etmesine rağmen, başfiguran olarak, efendileri için riskli   hale geliyor. Çünkü emperyalizmin dilinde, kullanılan figuran, raydan çıkma riski oluşabilecek güce ulaşırsa, yol ortasında at değiştirilir. Ben buna vites değiştirme diyorum. BOP'ın bundan sonraki safhası için, başka sahte kahramanların yaratılması gerekecektir. Bizim açıdan bunu tahlil etmek, bundan sonra izlenecek strateji için önemlidir. Süreç uzadıkça, Erdoğan'ın halka ve komşularına karşı kullanımında bir aksaklık yoktur. Erdoğan, yıkım sürecinde bile, emperyalizmin hizmetindedir. Ancak bölge ile birlikte Türkiye, faşizmini yaşamaktadır. Şehit kanları içerde ya da dışarda akmakta, vatanseverler hapiste çürümektedir. Gün mücadele günüdür. Şu an Erdoğan'ı indirme aşamasında, figuranlar, B planının sahte kahramanlarıdır. Amerikan konsolosluğunun çağrısından sonra Kılıçdaroğlu'na verilen görev, yavaş yavaş belli olmaktadır. CHP'yi dönüştürme işlemi bittikten sonra, CHP'de de vites değişecek ve Amerika'nın daha güçlü figuranı devreye sokularak, yeni bir koalisyon hazırlığı tamamlanacaktır. Abdullah Gül, fırsat için zaman kollamaktadır. Süreç uzadıkça, cumhurbaşkanı olarak erkleri harekete geçirme fırsatı doğmakta ve güçlenmektedir. Tıpkı Evren'in 12 eylül öncesi, terörü bahane edip, fırsat kollaması gibi. Zaman, onun lehine çalışmaktadır. Hukuka müdahele sürdükçe, devlet denetleme kurumunu harekete geçirmek için fırsatlar artmaktadır. Meclisi fesih yetkisi olan cumhurbaşkanı, sanki Deniz Feneri ve diğer suçlardan arınmış gibi kahramanlaştırılarak  getirilecektir.  Kitleler, parlamentoda temsilden yoksun, ümitsizleştirme ve pasifleştirme ve en nihayet yozlaştırma yolu ile, sağa kaydırılmaya başlanacaktır. Tıpkı 12 Eylül öncesi ezici sol kitlenin yozlaştırılıp, sağa kaydırılması gibi. Ayrıca sürecin devamı olarak devlet kadrolarına atanan hukukçular, subaylar, polisler, kurumlar, her türlü demokratik kazanıma karşı kemikleşmiş bir kadro olarak kalacak, seçimler bir aldatmacadan öteye geçemeyecektir. Kısa bir süre içinde dayatılacak sözde sol ve milliyetçi cepheler, toplumda yeni olumsuz dinamiklere yol açan kırılgan bir yapıya sebep olacak ve emperyalizme yeni bir davet çıkarılacaktır. Biz bu süreci yaşarken,  krizin arkasında vurgunlar, sadaka niteliğindeki asgari ücret, yetiştirilen dinci ve kinci gençlik, yeşil sermayenin ve kanıksanan çağ dışı yaptırımları sürmekte, sosyal tahribatlar devam etmektedir. Ne sendika kaygısı, ne grev ne de işsizlik konusu var artık. Sosyal yıkım, Cumhuriyetin hanesine yazılıp, kitlelerin ve bir sonraki neslin kaderi çizilmektedir. Kaybedilen hukuki ve sosyal birikim, on yılların birikimi, bir anda yok olmaktadır. Evet, her eleştirinin bir önerisi olmalıdır. Bu öneri de, sokakları, demokrasinin tesisine kadar bırakmadan, eylem yapmaktır. Emperyalizmin her adayı red edilmeli, bizi temsil etmeyen kirli meclis, halkın taleplerini yerine getirecek kurucu meclisin kurulmasını sağlamalı ve erkleri ona bırakmalıdır. Bugün için çürümüş düzenin ne iktidarının, ne muhalefetinin, ne askerinin, ne polisinin, ne hakiminin, ne savcısının, ne valisinin, ne de vekilinin  halka verecekleri bir şey vardır. Temizleri pasifleştirilmiş, etkinleri de, ihanetin içindedir. Onların bu halk için yapabilecekleri tek şey, istifa edip, halktan özür dileyerek, halka hesap vermek için sıraya girmektir. Tüm kokuşmuş kadrolar, tasfiye edilmek zorundadır. Bunun dışındaki her şey, bir aldatmacadan  ibarettir. Madem ki dünya devrimci kitlesine bu kadar az adam yetiştirdik tarihte, bari bu gelen yılı emperyalizme ve diktatörlere direniş yılı ilan etmenin onurunu kazanalım. İlan edelim ki, ülkemize musallat edilen diktatörlerin kanlı ellerinden sonra, BOP'un olmazsa olmaz ayağı Türkiye, bu kez bu projeyi yıkan halk olup, Suriye'nin kurtuluşuna köstek yerine destek, İran ve Irak için emperyalizme karşı umut olalım, Lübnan'da İsrail'in hevesini kursaklarında bırakalım. Böylece şaşkın kalan İsrail, bir daha mazlum millet imajı yaratarak entrikalarından vaz geçsin, nükleer ve kimyasal silahlarını terk edip, işgal ettiği Golan tepelerinden çekilsin. Komşularımız teker teker fethedilip emperyalizm ile kuşatılmak yerine, kardeşlik ruhunu yeniden yeşertelim. Emperyalizmin elinden bir oyuncağını daha alıp, son şamarı atalım. İşte o zaman çocuklarımız silah yerine tereyağı yesin, savaş yerine devrim ve bilim yolunda istikbaldeki yerlerini alsın. Emperyalizm bizi terörist ilan edip savunmasız bırakırsa, Nato'nun tüm askerlerini abluka altına alabiliriz. Emperyalizmin bir tek askerine Ortadoğu'da yer yok. Bu şiar bizim olmalı. Oluşturacak bir parlamento ve demokratik bir anayasa, bir daha asla içinde bulunduğumuz komplolara ve zaaflara meydan vermesin.  Hakkımızı alacak bir hukuk, halkımızı koruyacak bir halk ordusu, müspet bilimlerin akademileri bizim olsun. Çocuklarımız savaşlar yerine, hastahane, kreş, okul ve huzur bulsun. Bunu tesis etmek, boynumuzun borcu olmalı.  Emperyalizme uşak, onuru kırılmış ve komşuları tarafından izole ve lanet edilen bir halk olmak, bize layık görülmemeli. Hem kendimizi, hem de komşularımızı kurtarmak elimizde.  Özgürlüğümüze, bağımsızlığımıza ve birliğimize kasteden Nato ve AB'nin bize bahşedeceği bir şey kalmamıştır. Emine Ülker Tarhan'ın dediği gibi, taht kavgasından fazla bir şey beklemeyelim. Ferman Nato ve uzantıları ile kuklalarınınsa, yollar ve dağlar bizimdir.Ta ki, diktatörlükten kurtulana kadar. Lider beklersek, Gül ve Erdoğan gibi liderleri başımıza tasallut ederler. Lider yaratmak, mücadelenin bir parçasıdır.  Bunu mutlaka başaracağız, başarmak zorundayız.

Bu haber 732 defa okunmu?tur.

  Facebook'ta Paylas     TwitterTwitterda Paylas         

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Suay Karaman Suay Karaman
ÖĞRETİM PROGRAMI – MÜFREDAT
Mahmut ÖZYÜREK Mahmut ÖZYÜREK
Makarna Siparişiyle Atatürkçülük!
Bahattin Gülyuva Bahattin Gülyuva
SATILMIŞ...
H. Hamza Erdem H. Hamza Erdem
BÜYÜKERŞEN'E KİM SALDIRDI?
Abdullah ALNIAK Abdullah ALNIAK
KİMDİR BU KIR BEDİR?
SİZDEN GELENLER SİZDEN GELENLER
Yürüyün Be Kır Bedirler Kim Tutar Sizi- ABDULLAH ALNIAK
Emrah AKGÜN Emrah AKGÜN
DAHA 19 YAŞINDA...
Bülent Esinoğlu Bülent Esinoğlu
Örtülü savaşın örtüsü açılırken...
Özgür Barış Özgür Barış
HADDİNİ BİL ERDOĞAN
Onur Doğan Onur Doğan
Unutkanlar Ülkesi

Okur yorumları kişinin kendi düşüncesidir Yorumcahaber sorumlusu değildir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi